WASHINGTON, 20 Ekim - ABD Başkanı Donald Trump'ın rekor düşük popülaritesi, seçmenlerin artan yaşam maliyeti konusundaki hayal kırıklığı ve sertleşen göçmenlik tartışması, 3 Kasım'da yapılacak ara seçimleri şekillendiriyor. Bu seçimler, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki kontrolünü sürdürüp sürdüremeyeceğini veya Demokratların Başkan Trump'a meydan okuma gücünü kazanıp kazanamayacağını belirleyecek.
Seçimlerin Arka Planı: Ekonomik Kaygılar ve Göçmenlik
ABD'de ara seçimler, başkanlık seçimlerinin ortasında yapılan ve Kongre'nin her iki kanadının (Temsilciler Meclisi ve Senato) yanı sıra eyalet valilikleri ve yerel yönetimlerin belirlendiği kritik bir siyasi sınav olarak görülüyor. 2026 ara seçimlerinde tüm Temsilciler Meclisi üyeleri (435 sandalye) ve Senato'nun üçte biri (33 sandalye) yenilenecek. Bu seçimler, Başkan Trump'ın ikinci döneminin ilk yarısındaki performansına ilişkin bir referandum niteliği taşıyor.
Son anketler, Başkan Trump'ın onay oranının %35 civarında seyrettiğini ve bunun modern ABD siyasi tarihinde bir başkan için en düşük seviyelerden biri olduğunu gösteriyor. Bu düşük popülarite, özellikle bağımsız seçmenler ve ılımlı Cumhuriyetçiler arasında erimeye işaret ediyor. Trump'ın 2024 seçimlerini kazanmasına rağmen, göreve geldiğinden bu yana ekonomik yönetim ve göçmenlik politikaları konusunda artan bir memnuniyetsizlik söz konusu.
Seçmenlerin en büyük endişesi, hızla yükselen yaşam maliyeti. Enflasyon oranı son aylarda bir miktar düşüş gösterse de, gıda, barınma ve sağlık hizmetleri fiyatlarındaki artış, özellikle orta ve düşük gelirli ailelerin bütçelerini zorluyor. Cumhuriyetçiler, ekonomik büyüme ve vergi indirimleri konusundaki sicillerini savunurken, Demokratlar yaşam maliyetini düşürmeye yönelik somut politikalar vaat ediyor. Ekonomi, anketlerde seçmenlerin %40'ı tarafından ülkenin karşı karşıya olduğu en önemli sorun olarak gösteriliyor.
Göçmenlik Tartışması ve Bölgesel Etkiler
Göçmenlik, 2026 ara seçimlerinin bir diğer belirleyici konusu. Trump yönetimi, sınır güvenliğini artırma ve yasadışı göçü engelleme vaatlerini hayata geçirme konusunda baskı altında. Son dönemde sınırda yaşanan yoğunluk ve göçmen akınına ilişkin görüntüler, Cumhuriyetçi seçmen tabanını harekete geçirirken, Demokratlar göçmenlere yönelik insani yaklaşımın altını çiziyor. Göçmenlik politikaları, özellikle sınır eyaletlerinde (Teksas, Arizona, Florida gibi) ve sanayi bölgelerinde işçi sınıfı seçmenler üzerinde etkili olacak.
Uzmanlar, göçmenlik tartışmasının Cumhuriyetçiler için iki ucu keskin bir kılıç olduğunu belirtiyor. Bir yandan parti tabanını konsolide ederken, diğer yandan ılımlı seçmenleri ve göçmen kökenli toplulukları uzaklaştırma riski taşıyor. Demokratlar, kapsamlı göçmenlik reformu çağrısını yinelerken, Cumhuriyetçiler ulusal güvenlik vurgusunu öne çıkarıyor.
Bu üç konu — düşük başkanlık popülaritesi, yaşam maliyeti ve göçmenlik — ara seçimlerin sonucunu belirleyecek. Seçim sonuçları, sadece Kongre'nin kontrolünü değil, aynı zamanda Trump'ın yasama gündemini ve 2028 başkanlık seçimleri öncesindeki siyasi dengeleri de etkileyecek. Anketler, Temsilciler Meclisi'nde Cumhuriyetçilerin çoğunluğunu koruyup koruyamayacağının belirsiz olduğunu, Senato'da ise Cumhuriyetçilerin avantajlı olduğunu gösteriyor. Ancak seçime haftalar kala kamuoyu eğilimleri dalgalanabiliyor.
Seçim kampanyaları, her iki partinin de tabanını motive etmeye ve kararsız seçmenleri kazanmaya odaklanmış durumda. Demokratlar, ekonomik adaletsizlik ve iklim değişikliği gibi konularda genç seçmenleri ve azınlıkları sandığa çekmeye çalışırken, Cumhuriyetçiler güvenlik, göçmenlik ve vergi politikalarıyla muhafazakâr tabanı konsolide etmeyi hedefliyor. Seçim sonuçları, ABD'nin iç siyasetindeki kutuplaşmanın derinleşip derinleşmeyeceğini de gösterecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçimler, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkileyecek potansiyele sahip. Kongre'nin kontrolü değişirse, Türkiye'ye yönelik politikalar da değişebilir. Özellikle Demokratların çoğunluğu ele geçirmesi, insan hakları ve demokrasi vurgusunu artırabilir; Cumhuriyetçilerin kontrolü sürdürmesi ise güvenlik ve ticaret odaklı bir yaklaşımı beraberinde getirebilir. Ayrıca, ABD'nin göçmenlik politikaları ve ekonomik öncelikleri, küresel ticaret ve enerji piyasalarını etkileyerek Türkiye ekonomisi üzerinde dolaylı yansımalar yaratabilir. Savunma işbirlikleri, F-16 satışı gibi konular da seçim sonuçlarından etkilenebilir.