ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, ülkeye turist veya iş vizesiyle giriş yaptıktan sonra sığınma başvurusunda bulunan yaklaşık 200 bin yabancının vizesini iptal etmeyi planlıyor. Dışişleri Bakanlığı'nın (State Department) üzerinde çalıştığı bu hamle, ABD tarihindeki en büyük toplu vize iptali olma özelliği taşıyacak. Konuya yakın kaynaklara göre, Trump yönetimi göçmenlik sistemini daha da sıkılaştırmak ve sığınma başvurularını caydırmak amacıyla bu adımı atmaya hazırlanıyor. Ancak uygulamanın hukuki engellerle karşılaşabileceği ve uluslararası tepkilere yol açabileceği belirtiliyor.
Vize iptali nasıl işleyecek?
Plan, ABD'ye geçici vizeyle (B-1/B-2 turist veya iş vizesi) giriş yapan ve ardından sığınma başvurusunda bulunan yabancıları hedef alıyor. Bu kişilerin vize statüleri, sığınma başvuruları süresince geçerliliğini koruyor; ancak yönetim, bu kişilerin vizelerini derhal iptal ederek yasal statülerini kaybetmelerini ve sınır dışı edilmelerini amaçlıyor. Dışişleri Bakanlığı'nın bu kapsamda tespit edilen kişilere iptal bildirimi göndermesi bekleniyor. Uygulamanın özellikle güney sınırında yoğunlaşan göçmen akınını azaltmayı hedeflediği ifade ediliyor.
Ancak hukuk uzmanları, bu tür bir toplu iptalin mevcut yasalara aykırı olabileceğini ve geri dönüşü olmayan mağduriyetler yaratacağını belirtiyor. Göçmen hakları örgütleri, sığınma hakkının uluslararası hukukla güvence altına alındığını hatırlatarak, bu tür bir uygulamanın mülteci koruma sistemini çökertebileceğini savunuyor. Ayrıca, teknik olarak bu kadar büyük bir iptal işleminin sistemde aksamalara yol açabileceği de öne sürülüyor.
Trump yönetimi, daha önce de göçmenlik politikalarıyla gündeme gelmişti. Başkan'ın ilk döneminde 'Müslüman yasağı' olarak bilinen seyahat kısıtlamaları ve sınır duvarı projesi hayata geçirilmişti. Bu yeni adım, Trump'ın seçim kampanyasında verdiği 'göçü durdurma' sözünün bir parçası olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, uygulamanın önümüzdeki haftalarda resmi olarak duyurulması bekleniyor.
Uluslararası boyut
Bu kararın yalnızca ABD içinde değil, küresel ölçekte de yansımaları olması bekleniyor. Sığınma arayanların büyük bir kısmı Orta Amerika ülkelerinden geliyor. El Salvador, Guatemala ve Honduras gibi ülkelerdeki şiddet ve yoksulluktan kaçan binlerce kişi, ABD'ye ulaşmak için Meksika üzerinden geçiyor. Bu kişilerin çoğu, sınırda veya ülke içinde sığınma başvurusu yapıyor. Yeni uygulama, bu ülkelerden gelen göçü azaltmayı amaçlasa da, insan hakları örgütleri bu tür politikaların göçmenleri daha tehlikeli yollara ittiğini ve insan kaçakçılığını artırdığını belirtiyor.
ABD'deki sığınma sistemi, son yıllarda büyük bir dava yüküyle karşı karşıya. Mahkemelerde görülen sığınma davalarının sayısı 2023'te 1 milyonu aştı. Trump yönetimi, sistemi rahatlatmak ve başvuruları hızlandırmak yerine, başvuruları caydırmaya yönelik politikaları tercih ediyor. Bu yaklaşım, ABD'nin uluslararası alandaki imajına da zarar verebilir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), sığınma hakkının evrensel bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak ABD'yi bu politikadan vazgeçmeye çağırdı. Avrupa Birliği de dahil olmak üzere birçok ülke, ABD'nin bu adımını endişeyle izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, halihazırda dünyanın en büyük mülteci nüfusunu barındıran ülke olarak, sığınma politikalarındaki bu tür sert değişimlerin küresel göç dinamiklerine etkisini yakından izlemek zorunda. ABD'nin bu uygulaması, uluslararası koruma sisteminin zayıflatılmasına yönelik bir emsal oluşturabilir ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel krizlerde yükün daha da artmasına yol açabilir. Türkiye, göç ve sığınma konusunda AB ile yaptığı anlaşmalar çerçevesinde benzer baskılarla karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin uluslararası hukuk ve insan hakları ilkelerine dayalı bir göç politikası izlemesi ve bu tür uygulamalara karşı ortak bir duruş sergilemesi önem taşıyor.