ABD'de 11 Eylül saldırılarının 25. yıl dönümü, ülke genelinde düzenlenen törenlerle anıldı. New York'taki Ulusal 11 Eylül Anıtı'nda yapılan ana törende siyasi liderler, saldırılarda hayatını kaybeden yaklaşık 3 bin kişiyi andı. Eski Başkan Donald Trump, törende yaptığı konuşmada ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü güncel mücadeleye paralellik kurarken, Michigan'daki anma etkinliğinde konuşan Abdul El-Sayed ise Müslüman toplumunun karşı karşıya olduğu ayrımcılığa dikkat çekerek kapsayıcılık çağrısı yaptı.
11 Eylül'ün 25. Yılında Siyasi Mesajlar
11 Eylül 2001'de El-Kaide militanlarının kaçırdığı dört uçakla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerine, Virginia'daki Pentagon'a ve Pennsylvania kırsalına düzenlenen saldırılar, yaklaşık 3 bin kişinin ölümüne yol açtı. Bu yıl 25. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen törenlerde siyasi liderler, hem geçmişi andı hem de güncel politik mesajlar verdi.
Eski Başkan Donald Trump, New York'taki törenin ardından yaptığı açıklamada, 11 Eylül saldırılarını gerçekleştirenlerin cezalandırılması gerektiğini vurguladı ve bugün İran'a karşı verilen mücadelenin de benzer bir kararlılık gerektirdiğini söyledi. Trump, İran'ın nükleer programını ve bölgedeki etkisini hedef alan açıklamalarında, "teröre karşı savaşın bitmediğini" belirtti. Trump'ın bu sözleri, 11 Eylül sonrası dönemde uygulanan ve geniş Orta Doğu coğrafyasını etkileyen politikaların devamı niteliğinde yorumlandı.
Öte yandan, Michigan'da düzenlenen bir anma etkinliğinde konuşan Abdul El-Sayed, 11 Eylül'ün ardından Müslüman Amerikalıların maruz kaldığı ayrımcılık ve İslamofobiye dikkat çekti. El-Sayed, "11 Eylül'ü anarken, bu ülkeye katkı sağlayan Müslümanların varlığını da onurlandırmalıyız" diyerek birlik ve kapsayıcılık mesajı verdi. El-Sayed'in konuşması, özellikle genç Müslüman seçmen nezdinde yankı buldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
11 Eylül saldırıları, ABD'nin dış politikasını derinden etkiledi. Saldırıların ardından başlatılan "Teröre Karşı Savaş" kapsamında Afganistan ve Irak'a askeri müdahaleler düzenlendi. Bu süreç, Orta Doğu'da istikrarsızlığı artırdı ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı. 25. yıl dönümünde yapılan açıklamalar, ABD'nin İran'a yönelik politikasının hâlâ 11 Eylül sonrası güvenlik paradigması içinde şekillendiğini gösteriyor.
Trump'ın İran'a dair sözleri, ABD'nin İran ile nükleer anlaşma müzakerelerinin tıkandığı bir dönemde geldi. İran, 2015'te imzalanan ve 2018'de Trump tarafından tek taraflı olarak terk edilen Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) sonrası uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmış durumda. ABD yönetimi, İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için ekonomik yaptırımları sürdürüyor. Trump'ın 11 Eylül anmasında İran'a atıf yapması, İran'ı 11 Eylül saldırılarıyla ilişkilendirme çabası olarak yorumlandı; ancak saldırıların arkasında El-Kaide'nin olduğu ve İran'ın doğrudan bir rolünün kanıtlanmadığı biliniyor.
Abdul El-Sayed'in mesajı ise ABD iç siyasetinde yükselen İslamofobiye karşı bir duruş sergiliyor. 11 Eylül sonrası dönemde Müslüman toplumu, gözetim, ayrımcılık ve nefret suçlarıyla karşı karşıya kaldı. El-Sayed'in çağrısı, bu travmanın 25. yılında hâlâ canlı olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül sonrası ABD'nin "Teröre Karşı Savaş" stratejisi, Türkiye'yi doğrudan etkiledi. Irak'ın işgali, PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG'nin ABD tarafından desteklenmesi ve bölgedeki güç boşlukları, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırdı. ABD'nin İran'a yönelik baskı politikası, Türkiye'nin enerji ithalatı ve bölgesel ticaretini olumsuz etkileyebilir. Trump'ın İran'a dair sözleri, Türkiye'nin İran ile dengeli ilişkilerini zorlaştırabilir. Ayrıca ABD'de İslamofobiye karşı verilen mesajlar, Türkiye'nin Batı'daki Müslüman toplumlarla ilişkileri açısından önem taşıyor.