2008 küresel finans krizinin yayılmasında kritik rol oynadığı belirtilen varlığa dayalı ticari kağıt (ABCP) piyasası, bankaların daha az bilanço yüküyle daha fazla iş yapma arayışıyla yeniden canlanıyor. Kısa vadeli fonlama piyasasında yaşanan bu dönüş, finans dünyasında hem fırsat hem de risk tartışmalarını beraberinde getiriyor.
ABCP Nedir, Neden Yeniden Gündemde?
Varlığa dayalı ticari kağıt, bankaların ve finansal kuruluşların kısa vadeli borçlanma ihtiyaçlarını karşılamak için kullandığı bir enstrümandır. Teminat olarak kredi kartı alacakları, otomobil kredileri, ipotekler veya öğrenci kredileri gibi çeşitli varlıklar gösterilir. 2008 öncesinde bu piyasa hızla büyümüş, ancak konut kredilerine dayalı menkul kıymetlerin değer kaybetmesiyle çöküş yaşanmıştı. Şimdi ise bankalar, sermaye yeterliliği baskıları ve likidite kuralları nedeniyle bilançolarında tutmak istemedikleri varlıkları ABCP yoluyla fonlamaya yöneliyor.
Son verilere göre, ABD'de ABCP ihraç hacmi 2023'ün başından bu yana yüzde 20'den fazla artarak 300 milyar doları aştı. Avrupa'da da benzer bir eğilim gözleniyor; özellikle Alman ve Fransız bankaları, sendikasyon kredileri yerine ABCP'yi tercih ediyor. Bu artışta, Basel III düzenlemeleriyle getirilen ek sermaye yükümlülükleri ve likidite karşılama oranı (LCR) kuralları etkili oluyor.
Bankalar, ABCP programları aracılığıyla varlıkları bilanço dışına taşıyarak sermaye tabanlarını güçlü tutmayı hedefliyor. Ancak bu durum, 2008'de olduğu gibi şeffaflık eksikliği ve vade uyumsuzluğu risklerini yeniden gündeme getiriyor. Uzmanlar, piyasanın büyümesinin denetim otoriteleri tarafından yakından izlendiğini belirtiyor.
Küresel Piyasalar ve Düzenleyiciler Tetikte
ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB), ABCP piyasasındaki hareketliliği yakından takip ediyor. Fed Başkanı Jerome Powell, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, "Kısa vadeli fonlama piyasalarındaki gelişmeleri dikkatle izliyoruz; ancak şu an sistemik bir risk görmüyoruz" demişti. ECB yetkilileri ise Avrupa bankalarının ABCP'ye yönelmesini "doğal bir bilanço yönetimi stratejisi" olarak değerlendiriyor.
Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) raporlarına göre, küresel ABCP ihraçları 2024'ün ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 15 arttı. Bu artışta, şirket birleşmeleri ve satın almalar için kullanılan köprü kredilerinin ABCP ile fonlanması da etkili oldu. Ayrıca, ticari gayrimenkul kredileri ve alacak finansmanı gibi alanlarda da ABCP kullanımı yaygınlaşıyor.
Ancak 2008 deneyimi, bu enstrümanın likidite riski taşıdığını gösteriyor. Piyasada ani bir güven kaybı yaşanırsa, yatırımcıların ABCP'yi satmaya çalışması ve alıcı bulamaması durumunda fonlama sıkışıklığı oluşabilir. Nitekim 2020'de Kovid-19 salgınının ilk aylarında ABCP piyasasında kısa süreli bir sarsıntı yaşanmış, Fed'in acil likidite destekleriyle durum kontrol altına alınmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel ABCP piyasasındaki canlanma, Türkiye'nin kısa vadeli dış borçlanma maliyetleri ve bankacılık sektörünün bilanço yapısı üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Türk bankaları, son yıllarda sendikasyon kredileri ve varlığa dayalı menkul kıymetleştirme yoluyla uluslararası fon sağlıyor. ABCP piyasasının derinleşmesi, Türk bankaları için alternatif bir fonlama kanalı oluşturabilir; ancak bu enstrümanın riskleri, denetim ve şeffaflık açısından dikkatli bir yaklaşım gerektiriyor. Ayrıca, küresel likidite koşullarındaki olası bir sıkışma, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin finansal istikrarı açısından ABCP piyasasındaki gelişmelerin yakından izlenmesi faydalı olacaktır.