Kamu bankaları Ziraat Bankası ve Halkbank, bünyelerinde faaliyet gösteren katılım bankacılığı birimlerini Türkiye Varlık Fonu'na (TVF) devretmek için düzenleyici kuruma başvurdu. Kamuya açıklanan dosyalara göre, devir işlemi TVF'nin iştiraki olan TVF Katılım Finans Yatırımları AŞ'ye yapılacak. Böylece kamu sermayeli katılım bankaları tek çatı altında toplanarak daha etkin bir yapı oluşturulması hedefleniyor.
Gelişmenin Arka Planı
Türkiye'de katılım bankacılığı, son yıllarda hızlı bir büyüme gösterse de toplam bankacılık sektörü içindeki payı hâlâ yüzde 5-6 seviyelerinde. Kamu bankaları olan Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank, 2015 yılından itibaren kendi bünyelerinde katılım bankacılığı birimleri kurarak bu alana giriş yaptı. Ziraat Katılım, Halk Katılım ve Vakıf Katılım olarak faaliyet gösteren bu birimler, özel sektör katılım bankalarıyla rekabet ediyordu. Ancak bu yapı, ayrı ayrı sermaye, operasyon ve marka maliyetleri nedeniyle eleştiriliyordu. Türkiye Varlık Fonu, 2016 yılında kurulmuş ve kamuya ait stratejik varlıkları tek çatı altında yönetmekle görevlendirilmişti. TVF'nin finans sektöründeki iştirakleri arasında Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank'ın hisseleri de bulunuyor. Şimdi atılan adım, bu bankaların katılım bankacılığı birimlerinin de TVF çatısı altında birleştirilmesini öngörüyor. TVF Katılım Finans Yatırımları AŞ, bu birimleri devralarak tek bir çatı altında yönetecek. Bu hamle, kamu katılım bankacılığında ölçek ekonomisi yaratmayı, operasyonel verimliliği artırmayı ve sektörde daha güçlü bir oyuncu yaratmayı amaçlıyor.
Devir işlemi için Ziraat Bankası ve Halkbank'ın ilgili düzenleyici kurumlara başvurduğu belirtiliyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Rekabet Kurumu gibi kurumların onay süreçleri bekleniyor. Onayların ardından birimlerin TVF Katılım Finans Yatırımları AŞ çatısı altında birleşmesi planlanıyor. Vakıf Katılım'ın bu yapıya dahil edilip edilmeyeceği ise henüz netlik kazanmadı. Kamu bankalarının katılım birimlerinin birleştirilmesi, Türkiye'deki İslami finans sektöründe önemli bir yapısal değişiklik anlamına geliyor. Sektörde faaliyet gösteren özel katılım bankaları (Kuveyt Türk, Albaraka Türk, Türkiye Finans gibi) karşısında kamu tarafında daha konsolide bir yapı oluşacak. Bu durumun rekabeti nasıl etkileyeceği merak konusu.
Ayrıca, Türkiye Varlık Fonu'nun finans sektöründeki ağırlığını artırması, fonun yönetim stratejisi açısından da dikkat çekici. TVF, son yıllarda Türk Telekom, THY, Ziraat Bankası, Halkbank gibi büyük şirketlerin hisselerini bünyesinde barındırıyor. Katılım finans birimlerinin de fon çatısı altında toplanması, TVF'nin finansal ekosistemdeki merkezi rolünü pekiştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Katılım bankacılığı, özellikle Körfez ülkeleri ve Malezya'da güçlü bir sektör. Türkiye, son yıllarda İslami finans alanında İstanbul Finans Merkezi projesiyle küresel bir merkez olmayı hedefliyor. Kamu katılım bankalarının birleştirilmesi, bu hedef doğrultusunda atılmış bir adım olarak yorumlanabilir. Daha büyük sermayeli, tek çatı altında yönetilen bir kamu katılım bankası, uluslararası projelere finansman sağlamada ve sukuk (İslami tahvil) ihraçlarında daha etkin olabilir. Küresel İslami finans varlıkları 2023 itibarıyla 4 trilyon doları aşmış durumda. Türkiye'nin bu pastadan daha fazla pay alması için kamu tarafında güçlü bir yapı oluşturulması kritik görülüyor. Öte yandan, bu hamle, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle finansal işbirliğini derinleştirme çabalarına da hizmet edebilir. Son dönemde Türkiye, Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi ülkelerle ekonomi ve finans alanında yakınlaşma içinde. Kamu katılım bankalarının tek çatı altında toplanması, bu ülkelerden gelecek yatırımlar için daha cazip bir ortam yaratabilir.
Ancak, devir sürecinin rekabet açısından dikkatle izlenmesi gerekiyor. Rekabet Kurumu'nun onay sürecinde, birleşmenin piyasa hakimiyeti yaratıp yaratmayacağı değerlendirilecek. Kamu bankalarının katılım birimleri, toplam katılım bankacılığı aktifleri içinde önemli bir paya sahip. Birleşme sonrası oluşacak yapının sektördeki dengeleri nasıl etkileyeceği belirsiz. Ayrıca, bu birimlerin ayrı ayrı marka değerleri ve müşteri tabanları var. Tek çatı altında birleşmenin operasyonel zorlukları da olabilir. Yine de hükümetin kamu finansal kuruluşlarını daha verimli hale getirme yönündeki politikası kapsamında bu adımın atıldığı anlaşılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kamu katılım bankalarının TVF çatısı altında birleştirilmesi, Türkiye'nin finansal mimarisinde önemli bir yapısal değişiklik. Bu hamle, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması ve İslami finans sektöründe ölçek büyüklüğü yaratılması açısından kritik. Türkiye, İstanbul Finans Merkezi hedefi doğrultusunda küresel İslami finanstan daha fazla pay almak istiyor. Konsolide bir kamu katılım bankası, uluslararası yatırımcılar nezdinde daha güçlü bir muhatap oluşturabilir. Ayrıca, Körfez sermayesinin Türkiye'ye yönlendirilmesi için uygun bir zemin hazırlayabilir. Ancak, rekabetin azalması ve kamu tekelleşmesi endişeleri de göz ardı edilmemeli. Sürecin şeffaf yürütülmesi ve düzenleyici kurumların bağımsız kararları, piyasa güveni açısından belirleyici olacak.