İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İsrail’in Gazze’deki eylemlerine yönelik artan eleştirilerin gölgesinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ayrı ayrı hitap edecek. İki liderin konuşmaları, uluslararası toplumun Gazze krizine müdahalesi ve Orta Doğu barış sürecinin geleceği açısından kritik bir sınav olarak görülüyor. BM Genel Kurulu, her yıl Eylül ayında New York’ta dünya liderlerini bir araya getiriyor; bu yılki toplantılar 7 Ekim 2023’ten bu yana devam eden İsrail-Hamas savaşının gölgesinde gerçekleşiyor.
Diplomatik Arka Plan ve Konuşmaların Zamanlaması
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, BM Genel Kurulu’na hitaben yapacağı konuşmada, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını soykırım olarak nitelendirmesi ve uluslararası toplumdan acil ateşkes talebini yinelemesi bekleniyor. Abbas’ın ayrıca, Filistin’in BM’deki statüsünün güçlendirilmesi ve iki devletli çözümün canlandırılması yönündeki çağrılarını sürdürmesi öngörülüyor. Filistin yönetimi, son aylarda özellikle Avrupa ülkelerinin Filistin devletini tanıma kararlarını memnuniyetle karşılamış, ancak ABD’nin tutumunu değiştirmemesi nedeniyle somut ilerleme kaydedilememişti.
İsrail Başbakanı Netanyahu ise konuşmasında, İsrail’in güvenlik endişelerini ön plana çıkaracak ve Hamas’ın 7 Ekim saldırısını hatırlatarak meşru müdafaa hakkını savunacak. Netanyahu’nun ayrıca, İran’ın bölgesel tehditlerine ve Lübnan Hizbullahı’na karşı sert mesajlar vermesi bekleniyor. İsrail’in Gazze’de sivilleri hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddeden Netanyahu, uluslararası baskıya rağmen askeri operasyonların süreceğini ima ediyor.
BM Genel Kurulu’ndaki konuşmalar, ABD Başkanı Joe Biden’ın da katılacağı oturumlarla paralel ilerliyor. ABD, İsrail’in en büyük askeri ve diplomatik destekçisi konumunda; ancak son dönemde Biden yönetimi, Gazze’deki sivil kayıplar nedeniyle İsrail’e yönelik eleştirilerini artırmış durumda. Washington, ateşkes müzakerelerinde arabuluculuk yapmaya çalışsa da henüz kalıcı bir sonuç alınamadı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze’deki savaş, BM Genel Kurulu’nu derinden bölmüş durumda. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği üyesi ülkeler, İsrail’e yönelik yaptırım ve silah ambargosu çağrılarını yinelerken; Batılı ülkeler arasında İsrail’e destek konusunda çatlaklar oluşmuş durumda. Avrupa Birliği içinde İspanya, İrlanda ve Belçika gibi ülkeler Filistin’i tanırken, Almanya ve Fransa gibi ağırlıklı ülkeler daha temkinli bir tutum izliyor. Bu bölünmüşlük, BM’nin etkinliğini sorgulatırken, küresel yönetişim krizini derinleştiriyor.
Öte yandan, Gazze’deki insani kriz her geçen gün ağırlaşıyor. BM raporlarına göre, bölgede 2 milyondan fazla insan yerinden edilmiş, temel gıda, su ve tıbbi malzeme sıkıntısı had safhada. Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail ve Hamas yetkilileri hakkında savaş suçu soruşturmaları yürütüyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, taraflara uluslararası hukuka uyma çağrısı yaparken, Gazze’deki durumu “insanlık dramı” olarak nitelendiriyor.
BM Genel Kurulu kararları bağlayıcı olmasa da, siyasi ağırlığı nedeniyle İsrail üzerinde baskı oluşturabilir. Geçtiğimiz yıl Genel Kurul’da kabul edilen ateşkes çağrısı kararına İsrail ve ABD karşı çıkmış, ancak 150’den fazla ülke lehte oy kullanmıştı. Bu yıl da benzer bir kararın gündeme gelmesi ve İsrail’in izolasyonunun artması bekleniyor. Netanyahu’nun konuşması, İsrail’in uluslararası arenadaki yalnızlığını daha da derinleştirebilir.
Türkiye, BM Genel Kurulu’nda Filistin’in yanında yer alarak İsrail’i kınayan ülkeler arasında bulunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze’deki saldırıları “soykırım” olarak nitelendirmiş ve İsrail’e yönelik ekonomik yaptırımların artırılması çağrısı yapmıştı. Türkiye, ayrıca Filistin’e insani yardım göndererek bölgedeki etkinliğini sürdürüyor. Ankara’nın BM’deki aktif tutumu, İslam dünyasındaki liderlik iddiasını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmaları yakından takip ediyor. İsrail’in Gazze’deki saldırıları, Türkiye’nin bölgesel güvenlik ve enerji politikalarını doğrudan etkiliyor. Ankara, İsrail ile ilişkilerini askıya almış, ticaretini kısıtlamış ve Güney Kafkasya’dan Doğu Akdeniz’e uzanan dengelerde Filistin meselesini merkeze koymuş durumda. Olası bir ateşkes, Türkiye’nin arabuluculuk rolünü güçlendirebilir; aksi halde İsrail’in izolasyonu derinleşirken Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni gerilimler baş gösterebilir. Ayrıca, Gazze krizi Türkiye’nin savunma sanayii ve istihbarat önceliklerini de şekillendiriyor.