Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri, Yemen'deki savaşla bağlantılı olarak, başkent Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nın Pazar günü bilinmeyen bir mermiyle vurulduğunu ve yangın çıktığını açıkladı. Saldırıda can kaybı bildirilmedi. Bu, son dönemde Suudi topraklarına yönelik artan saldırıların son halkası olarak görülüyor.
Saldırının Arka Planı ve Ayrıntılar
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'ya göre, saldırı Pazar günü erken saatlerde meydana geldi. Koalisyon sözcüsü Albay Turki el-Maliki, yaptığı açıklamada, "Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na bilinmeyen bir mermi isabet etti. Olayda yangın çıktı, ancak can kaybı yok. Hasar tespit çalışmaları sürüyor" dedi. Havalimanı yetkilileri, uçuşların kısa süreliğine durdurulduğunu, ardından normale döndüğünü belirtti. Saldırının faili henüz bilinmiyor. Ancak Yemen'deki Husiler, geçmişte Suudi Arabistan'a yönelik benzer saldırıları üstlenmişti. Husiler henüz bu saldırıyla ilgili bir açıklama yapmadı.
Kral Halid Havalimanı, Suudi Arabistan'ın en büyük havalimanlarından biri ve Riyad'ın ana hava kapısı konumunda. Saldırı, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri müdahalesinin ardından ülke içinde güvenlik endişelerini artırdı. Son aylarda Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarında artış gözleniyor. Husiler, Suudi topraklarındaki havalimanları, petrokimya tesisleri ve askeri hedefleri vurduklarını açıklamıştı. Suudi Arabistan ise saldırıları genellikle hava savunma sistemleriyle engellediğini duyuruyor. Ancak bu son saldırı, havalimanı gibi kritik bir altyapının vurulması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor.
Uzmanlar, saldırının Yemen savaşının Suudi Arabistan içine taşınmasının bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'de İran destekli Husilere karşı koalisyon güçlerine liderlik ediyor. Savaş, Yemen'de büyük bir insani krize yol açarken, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar da bölgesel gerilimi tırmandırıyor. Saldırının ardından Suudi Arabistan'ın Yemen'deki operasyonlarını yoğunlaştırması bekleniyor. Öte yandan, ABD ve diğer Batılı ülkeler, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları kınayarak destek mesajı verdi. BM ise taraflara itidal çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan'ın Riyad Havalimanı'na düzenlenen saldırı, sadece ülke içi güvenlik değil, aynı zamanda bölgesel istikrar ve küresel enerji piyasaları açısından da endişe yaratıyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve küresel petrol arzının yaklaşık %10'unu karşılıyor. Saldırıların Suudi petrol altyapısını hedef alması, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Nitekim saldırı haberinin ardından Brent petrol fiyatlarında hafif bir artış gözlendi. Ancak piyasalar, saldırının etkisinin sınırlı kalacağını ve arzda bir kesinti olmadığını fiyatlıyor.
Bölgesel olarak, saldırı Yemen savaşının seyrini etkileyebilir. Suudi Arabistan, Husilerin saldırılarını engellemek için hava savunma sistemlerini güçlendirebilir ve Yemen'deki askeri operasyonlarını artırabilir. Bu durum, Yemen'deki insani krizi daha da derinleştirebilir. Ayrıca, İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim yeniden alevlenebilir. İran, Husileri desteklemekle suçlanıyor, ancak Tahran bu suçlamaları reddediyor. Saldırının arkasında kimin olduğu netleşmezse, bölgesel aktörler arasında suçlamalar artabilir.
Küresel anlamda ise, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar, Körfez'deki güvenlik mimarisini sorgulatıyor. ABD'nin bölgeden asker çekme eğilimi, Suudi Arabistan'ı kendi güvenliğini sağlamak için daha fazla çaba harcamaya itiyor. Suudi Arabistan, son yıllarda savunma sanayisini güçlendirmeye ve çeşitli ülkelerle askeri anlaşmalar yapmaya yönelmiş durumda. Ancak havalimanı gibi sivil hedeflere yönelik saldırılar, ülkenin savunma kapasitesi ve istihbarat zafiyetleri konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Uluslararası toplum, saldırıyı kınarken, taraflara diyalog çağrısında bulunuyor. BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, "Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar kabul edilemez. Bölgesel tırmanma riski taşıyor. Yemen'de kapsamlı bir ateşkes için çalışmalıyız" dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ned Price, "Suudi Arabistan'ın güvenliğine olan bağlılığımız tamdır. Saldırının failleri hesap vermelidir" ifadelerini kullandı. İngiltere ve Fransa da benzer açıklamalarla saldırıyı kınadı.
Önümüzdeki günlerde saldırının kim tarafından gerçekleştirildiğinin netleşmesi bekleniyor. Suudi Arabistan, saldırının arkasında Husilerin olduğunu tespit ederse, Yemen'deki operasyonlarını genişletebilir. Bu da bölgede yeni bir şiddet dalgasına yol açabilir. Ayrıca, saldırı, Suudi Arabistan'ın ev sahipliği yaptığı uluslararası etkinlikler ve yatırım ortamı üzerinde de olumsuz etki yapabilir. Ülke, Vizyon 2030 kapsamında ekonomisini çeşitlendirmeye çalışırken, güvenlik endişeleri yatırımcıları caydırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'a yönelik saldırı, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından dikkatle izlenmeli. Türkiye, Yemen'deki savaşta taraf olmamakla birlikte, Körfez'deki istikrarsızlık Türk ekonomisini ve güvenliğini dolaylı olarak etkiliyor. Petrol fiyatlarındaki olası artış, enerji ithalatçısı Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Suudi Arabistan ile son dönemde normalleşen ilişkiler, saldırı sonrası Suudi Arabistan'ın bölgesel politikalarında sertleşmesiyle yeniden gerilebilir. Türkiye, bölgede diplomatik çözüm çağrısını sürdürerek istikrarın korunmasına katkı sağlayabilir. Ancak doğrudan bir Türkiye bağlantısı bulunmuyor; gelişme, daha çok küresel enerji piyasaları ve bölgesel güvenlik dinamikleri üzerinden Türkiye'yi etkiliyor.