Avrupa Birliği (AB), yapay zeka (YZ) ve yarı iletken tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlamak amacıyla ABD liderliğindeki "Pax Silica" (Silikon Barışı) girişimine resmen katıldı. Brüksel'den yapılan açıklamaya göre, bu adım Batılı müttefiklerin kritik teknolojiler üzerindeki kontrolünü artırmayı ve Çin'in teknolojik yükselişine karşı ortak bir cephe oluşturmayı hedefliyor. Girişim, yarı iletken üretiminden yapay zeka geliştirmeye kadar geniş bir yelpazedeki stratejik sektörleri kapsarken, tedarik zinciri kırılganlıklarını azaltmayı ve ortak güvenlik standartları oluşturmayı amaçlıyor. Karar, ABD Ticaret Bakanlığı ile AB Komisyonu arasında yürütülen müzakerelerin ardından geldi ve 2024 yılı sonuna kadar somut eylem planlarının hayata geçirilmesi bekleniyor.
Pax Silica: Yeni bir teknoloji ittifakı mı?
"Pax Silica" terimi, Roma İmparatorluğu dönemindeki "Pax Romana" (Roma Barışı) kavramına atıfla kullanılıyor ve silikon çiplerin hakim olduğu bir dönemde Batı liderliğindeki teknolojik düzeni ifade ediyor. Girişim, ilk olarak 2022 yılında ABD Başkanı Joe Biden yönetimi tarafından ortaya atıldı ve Japonya, Güney Kore, Tayvan, Hollanda gibi yarı iletken üretiminde kilit rol oynayan ülkeleri bir araya getirmeyi hedefliyordu. AB'nin katılımıyla birlikte, ittifakın küresel çip üretim kapasitesinin yaklaşık %80'ini kontrol etmesi bekleniyor. Girişim kapsamında, üye ülkeler arasında araştırma ve geliştirme işbirliği, kritik minerallerin tedarikinde çeşitlendirme ve ortak ihracat kontrol rejimleri oluşturulması planlanıyor. Özellikle Hollanda merkezli ASML gibi gelişmiş litografi makineleri üreten firmaların teknoloji transferinin sınırlandırılması, Çin'in ileri düzey çip üretimini engellemeyi amaçlayan stratejinin merkezinde yer alıyor.
ABD, 2022'de kabul ettiği CHIPS ve Bilim Yasası ile yerli yarı iletken üretimini teşvik etmek için 52 milyar dolar ayırırken, AB de benzer şekilde Avrupa Çip Yasası ile 43 milyar avroluk bir yatırım paketi oluşturdu. Pax Silica, bu ulusal çabaları koordine ederek transatlantik teknoloji ekosistemini güçlendirmeyi ve Asya'ya olan bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Uzmanlar, girişimin başarısının üye ülkeler arasındaki çıkar çatışmalarının yönetilmesine bağlı olduğunu vurguluyor. Örneğin, Güney Kore ve Tayvan, Çin ile olan ticari ilişkileri nedeniyle ihracat kısıtlamalarına temkinli yaklaşırken, ABD ise teknoloji transferini sıkı denetim altında tutmak istiyor.
Küresel teknoloji jeopolitiğinde yeni dengeler
Pax Silica, Çin'in teknolojik bağımsızlık hedefi "Made in China 2025" stratejisine doğrudan bir yanıt olarak değerlendiriliyor. Pekin, yarı iletken ve yapay zeka alanında dışa bağımlılığını azaltmak için büyük yatırımlar yaparken, Batı ittifakı da bu alandaki üstünlüğünü korumaya çalışıyor. Çin'in son yıllarda Huawei ve SMIC gibi şirketler aracılığıyla ilerleme kaydetmesi, ABD ve müttefiklerini daha sıkı önlemler almaya itti. Özellikle yapay zeka alanında, ABD'nin Nvidia gibi firmalara getirdiği ihracat kısıtlamaları, Çin'in gelişmiş YZ çiplerine erişimini ciddi şekilde sınırladı. AB'nin bu ittifaka katılması, Avrupa'nın sadece bir düzenleyici değil, aynı zamanda teknolojik egemenlik mücadelesinde aktif bir oyuncu olma arzusunu gösteriyor.
Girişim, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesine yol açıyor. Tayvan, dünyanın en gelişmiş çiplerinin %90'ından fazlasını üreten TSMC'ye ev sahipliği yaparken, Güney Koreli Samsung ve SK Hynix de bellek çipi pazarında hakim durumda. Bu iki ülkenin Pax Silica içindeki rolü, Çin'e karşı dengeleyici bir güç olarak kritik önem taşıyor. Öte yandan, Hindistan ve Vietnam gibi ülkeler de yarı iletken üretiminde alternatif merkezler olarak öne çıkıyor. ABD, bu ülkelerle de benzer işbirlikleri kurarak Çin dışı tedarik zincirleri oluşturmayı hedefliyor. Ancak bu süreç, yüksek maliyetler ve teknolojik uzmanlık gerektirdiği için kısa vadede kolay olmayacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yarı iletken ve yapay zeka alanında henüz küresel üretim zincirinde önemli bir oyuncu olmasa da, Pax Silica gibi girişimler Türkiye'nin teknoloji politikalarını etkileyebilir. ABD ve AB arasındaki bu yakın işbirliği, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak savunma sanayinde kullandığı kritik çiplere erişimini kolaylaştırabilir. Ancak Türkiye'nin Çin ile geliştirdiği ekonomik ilişkiler, Batı ittifakına tam entegrasyonu zorlaştırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi milli yarı iletken hamlesi (örneğin TÜBİTAK ve ASELSAN bünyesindeki çalışmalar), bu tür küresel işbirliklerinden faydalanarak hızlanabilir. Bölgesel olarak, Türkiye'nin Orta Asya ve Orta Doğu'daki teknoloji transferi potansiyeli, Pax Silica'nın Çin alternatifi yaratma çabalarında bir köprü görevi görebilir.