Avrupa Birliği vatandaşlarının yaklaşık üçte ikisi, Birleşik Krallık’ın birliğe yeniden katılmasını destekliyor. Yeni bir kamuoyu araştırmasına göre, aşırı sağcı ve Avrupa şüphecisi partilerin seçmenleri bile İngiltere ile daha yakın ilişkiler kurulmasından yana. Anket, AB genelinde 27 üye ülkede yapıldı ve Brexit sonrası ilişkilerin yeniden şekillendiği bir dönemde, kamuoyunun İngiltere’ye yönelik tutumunu ortaya koydu. Araştırma sonuçları, İngiltere’nin AB ile ilişkilerini derinleştirme yönündeki siyasi tartışmalara yeni bir boyut kazandırıyor.
Brexit Sonrası Kamuoyu: Yeni Bir Dönem mi?
YouGov tarafından yapılan ve Avrupa çapında 10 bin kişiyle gerçekleştirilen ankete göre, AB vatandaşlarının %66’sı İngiltere’nin bloğa yeniden katılmasını “destekliyor” veya “kesinlikle destekliyor”. Bu oran, özellikle İngiltere’nin ayrılmasından bu yana geçen yedi yılda, Avrupa’da Brexit’e yönelik pişmanlığın arttığını gösteriyor. İlginç bir şekilde, anketin dikkat çektiği bir diğer nokta, aşırı sağcı ve Avrupa şüphecisi partilere oy veren seçmenlerin bile %47’sinin İngiltere ile daha yakın ilişkiler kurulmasından yana olması. Bu durum, AB içinde Brexit algısının ideolojik sınırları aştığını ortaya koyuyor.
İngiltere’de ise durum daha karmaşık. Aynı araştırma, İngiliz seçmenlerin %56’sının Brexit’in kendileri için önemli olan konularda (ekonomi, sağlık, göç, ulusal güvenlik) olumsuz etki yarattığını düşündüğünü ortaya koydu. Buna karşılık, sadece %22’si Brexit’in olumlu etkisi olduğunu belirtti. Ankete katılan İngilizlerin %44’ü, AB ile ilişkilerin şu anki durumdan daha yakın olması gerektiğini savunurken, bu oran 2020’de %37’ydi. Bu artış, Britanya kamuoyunda AB’ye yönelik yumuşamanın bir işareti olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: AB-İngiltere İlişkilerinin Yeniden Tanımı
AB ve İngiltere arasındaki ilişkiler, Brexit sonrası Ticaret ve İşbirliği Anlaşması (TCA) çerçevesinde yürütülüyor. Ancak anket, bu anlaşmanın yetersiz kaldığını ve daha kapsamlı bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Avrupa Komisyonu’nun son raporlarına göre, 2023 yılında AB ile İngiltere arasındaki ticaret hacmi Brexit öncesine göre %12 azalmış durumda. Bu düşüş, özellikle finans, gıda ve otomotiv sektörlerinde hissediliyor.
Küresel ölçekte ise, AB-İngiltere yakınlaşması, Çin ve Rusya gibi rakip güçler karşısında Batı’nın ekonomik ve siyasi koordinasyonunu güçlendirebilir. ABD yönetimi de Brexit sonrası Avrupa’daki istikrarın bozulmasından endişe duyuyor ve İngiltere’nin AB’ye yakınlaşmasını memnuniyetle karşılıyor. Ancak bu süreç, İngiltere’nin egemenlik kaygıları ve AB’nin derinleşme tartışmaları nedeniyle karmaşık bir yol izleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin AB ile ilişkileri açısından dolaylı ama önemli bir anlam taşıyor. İngiltere’nin AB ile yakınlaşması, bloğun genişleme politikasını yeniden canlandırabilir ve bu da Türkiye’nin üyelik müzakerelerine ivme kazandırabilir. Ancak Brexit sürecinde İngiltere’nin sahip olduğu esnek düzenlemeler (göç, tarım sübvansiyonları gibi) Türkiye için de model olabilir. Öte yandan, Türkiye’nin İngiltere ile mevcut serbest ticaret anlaşması, AB ile bütünleşme durumunda yeniden müzakere edilmek zorunda kalabilir. Bu durum, kısa vadede belirsizlik yaratsa da, uzun vadede Türkiye’nin Batı ittifakı içindeki konumunu güçlendirebilir.