Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı, Brexit öncesinde ülkede yaşayan 1.473 Avrupa Birliği (AB) vatandaşının oturum hakkını, “hatalı verildiği” gerekçesiyle iptal etti. Karar, mağdurların yasal yollara başvurmasına neden oldu. İçişleri Bakanlığı, söz konusu kişilerin oturum başvurularının hatalı değerlendirildiğini ve bu nedenle statülerinin geçersiz sayıldığını savunuyor. Ancak etkilenenler, “her şeyi kurallara uygun yaptıklarını” belirterek mağduriyetlerinin giderilmesini talep ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Birleşik Krallık’ın 2016’daki referandumla AB’den ayrılma kararı almasının ardından, ülkede yaşayan AB vatandaşlarının statüsü belirsizliğe girdi. 2020’de yürürlüğe giren Brexit sonrası düzenlemelerle, AB vatandaşlarının oturum haklarını korumak için “AB Yerleşim Planı” (EU Settlement Scheme) devreye alındı. Bu plan kapsamında, Brexit öncesi ülkede yaşayan AB vatandaşlarına “yerleşik statü” (settled status) veya “geçici statü” (pre-settled status) verildi. Ancak İçişleri Bakanlığı, bazı başvuruların hatalı sonuçlandığını tespit ettiğini açıkladı. Bakanlık, 1.473 kişinin oturum hakkının “hata sonucu” verildiğini ve bu kişilerin artık yasal olarak ülkede kalamayacağını bildirdi. Karar, mağdurların avukatları aracılığıyla yargı yoluna gitmesiyle hukuki bir boyut kazandı.
Etkilenen kişiler, yıllardır Birleşik Krallık’ta yasal olarak yaşadıklarını, vergilerini ödediklerini ve topluma katkı sağladıklarını vurguluyor. “Her şeyi kurallara uygun yaptık” diyen mağdurlar, İçişleri Bakanlığı’nın hatasının faturasını kendilerinin ödemesine tepkili. Avukatlar, bu kişilerin oturum haklarının iptalinin “orantısız” olduğunu ve idari hatanın düzeltilmesi gerektiğini savunuyor. İçişleri Bakanlığı ise her başvuruyu tek tek inceleyerek “hatalı” statüleri iptal ettiğini, ancak itiraz hakkının saklı olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Brexit sonrası süreçte AB vatandaşlarının hakları, Birleşik Krallık ile AB arasında sürekli bir gerilim kaynağı oldu. AB, vatandaşlarının haklarının korunması konusunda Londra’ya defalarca uyarıda bulundu. Bu son gelişme, Brexit’in yarattığı belirsizliklerin henüz tam olarak çözülmediğini gösteriyor. Özellikle İçişleri Bakanlığı’nın “hatalı verilen statüler” gerekçesiyle binlerce kişiyi mağdur etmesi, sistemin denetim eksikliğini ve bürokratik katılığı gözler önüne seriyor. Uluslararası hukuk uzmanları, bu tür idari hataların düzeltilmesi için bağımsız bir denetim mekanizması çağrısı yapıyor. Ayrıca, Birleşik Krallık’ta yaşayan AB vatandaşlarının sayısı yaklaşık 3,5 milyon; bu kişilerin haklarının korunması, iki taraf arasındaki ilişkilerin seyrini etkileyebilir. Karar, diğer ülkelerdeki göçmen politikaları için de emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık’taki bu gelişme, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmese de, Brexit sonrası göç ve vatandaşlık hakları konusunda küresel bir eğilimi yansıtıyor. Türkiye, AB üyesi olmasa da, Birleşik Krallık’ta yaşayan Türk vatandaşları da benzer belirsizliklerle karşılaşabilir. Özellikle İçişleri Bakanlığı’nın “hatalı statü” uygulaması, diğer ülkelerin göçmen politikalarını sorgulamasına yol açabilir. Türkiye, yurt dışında yaşayan vatandaşlarının haklarını korumak için diplomatik girişimlerde bulunmalı ve bu tür idari hatalara karşı hukuki destek sağlamalı. Ayrıca, Brexit sonrası Birleşik Krallık ile yapılacak anlaşmalarda Türk vatandaşlarının statüsü netleştirilmeli.