Avrupa Komisyonu, ABD yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik başlattığı kampanyayı reddederek, mahkeme yargıçlarına, ailelerine ve mahkeme ile işbirliği yapanlara yönelik tehditleri “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Avrupa Birliği'nin yürütme organından Salı günü yapılan açıklamada, UCM'nin bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması gerektiği vurgulanırken, ABD'nin yaptırım tehditleri karşısında mahkemeye destek mesajı verildi. Brüksel, uluslararası hukukun üstünlüğünü zayıflatabilecek her türlü girişime karşı durulacağını ifade etti.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, 2020 yılında UCM'ye yönelik yaptırım yetkisi veren bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Bu kararname, mahkemenin Afganistan'da ABD askerleri tarafından işlenen savaş suçları iddialarını soruşturmasına yanıt olarak gelmişti. ABD, UCM'nin kendi vatandaşları üzerinde yargı yetkisi olmadığını savunuyor ve mahkemenin “politik” hedefler peşinde olduğunu iddia ediyor. UCM ise bu soruşturmanın meşru olduğunu ve mahkemenin bağımsız yargısal kararlar aldığını belirtiyor.
Avrupa Komisyonu'nun bu açıklaması, AB üyesi ülkelerin UCM'ye verdiği desteğin bir yansıması. AB, mahkemenin kuruluşundan bu yana en büyük finansal destekçilerden biri. Almanya, Fransa, İspanya ve Hollanda gibi ülkeler, UCM'ye yönelik tehditlerin uluslararası hukuk düzenini sarstığını düşünüyor. Komisyon ayrıca, ABD'nin yaptırım tehditlerinin mahkemenin çalışanları, yargıçları ve işbirlikçileri üzerinde yıldırma etkisi yarattığını, bunun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
UCM, 2002 yılında Lahey'de kurulan ve soykırım, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve saldırı suçlarını yargılayan daimi bir mahkeme. Ancak ABD, Rusya, Çin, Hindistan gibi büyük güçler mahkemeye taraf değil. ABD'nin UCM'ye yönelik düşmanlığı, Trump döneminde zirveye ulaştı ve Biden yönetimi döneminde yaptırımlar kısmen hafifletilmiş olsa da, tamamen kaldırılmadı. Bu durum, uluslararası hukuk sisteminin işleyişi açısından ciddi bir sınav oluşturuyor. ABD'nin mahkemeye yönelik tehditleri, özellikle küçük devletler ve insan hakları örgütleri tarafından endişeyle karşılanıyor. UCM Başsavcısı Kerim Han, mahkemenin bağımsızlığını korumak için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyduklarını defalarca vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmamakla birlikte, uluslararası hukukun üstünlüğü ve insan haklarının korunması ilkelerini desteklemektedir. Bu gelişme, Türk dış politikası açısından dolaylı da olsa önemlidir. ABD'nin uluslararası yargıyı tehdit etmesi, küresel güç dengelerinde belirsizliği artırırken, AB'nin bu konuda net bir tavır alması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde ortak değerler vurgusunu güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin kendi yargı bağımsızlığına ilişkin tartışmalar göz önüne alındığında, bu tür uluslararası meselelerde temkinli bir duruş sergilemesi beklenir. Bölgesel olarak, UCM'nin Filistin soruşturması gibi konularda Türkiye'nin mahkemeye dolaylı desteği olabilir, ancak ABD baskısı bu desteği sınırlayabilir.