Avrupa Birliği ülkeleri, Ukrayna ve Moldova ile resmi üyelik müzakerelerinin başlatılmasına onay verdi. Bu karar, iki ülkenin AB’ye entegrasyon sürecinde tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor. Müzakerelerin, önümüzdeki pazartesi günü Lüksemburg'da başlaması planlanıyor. Karar, daha önce Macaristan'ın vetosu nedeniyle defalarca ertelenmişti. Ancak Macaristan'ın son anda desteğini açıklamasıyla süreç ivme kazandı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, kararı 'tarihi bir gün' olarak nitelendirirken, Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu da 'ülkesinin Avrupa yolculuğunda dönüm noktası' ifadelerini kullandı.
Müzakere sürecinin arka planı
AB Konseyi, 14 Aralık 2023'te Ukrayna ve Moldova ile katılım müzakerelerinin başlatılmasına karar vermiş, ancak resmi başlangıç için gereken adımlar ancak haziran ayında tamamlanabilmişti. Müzakereler, 35 fasıldan oluşan kapsamlı bir müktesebat uyum sürecini içeriyor. Ukrayna ve Moldova'nın, hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele, adli reformlar ve medya özgürlüğü gibi alanlarda önemli ilerlemeler kaydetmesi bekleniyor. AB Komisyonu, her iki ülkenin de gerekli reformları hayata geçirdiğini teyit etmiş durumda. Özellikle Ukrayna, savaş koşullarında bile reform sürecini hızlandırmış, yargı bağımsızlığı ve oligarkların etkisini azaltma yönünde adımlar atmıştı.
Moldova ise, Rusya'nın doğrudan müdahalesine rağmen AB yolunda kararlı adımlar atıyor. Ülke, Transdinyester sorunu nedeniyle bazı fasıllarda zorluk yaşasa da, AB yetkilileri Moldova'nın reform iradesini takdirle karşılıyor. Müzakere çerçevesinin kabulü, aslında sürecin en kritik aşamalarından biri olarak görülüyor. Çünkü bu çerçeve, müzakerelerin hangi ilkeler ve prosedürler çerçevesinde yürütüleceğini belirliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
AB'nin bu kararı, Rusya'nın savaş ve hibrit saldırıları altındaki Doğu Avrupa ülkelerine verdiği stratejik bir güvence olarak okunuyor. Uzmanlar, Ukrayna'nın AB üyeliği sürecinin, Rusya'nın yayılmacı politikalarına karşı bir 'normalleşme ve güvenlik şemsiyesi' işlevi gördüğünü belirtiyor. Aynı şekilde Moldova'nın da, AB perspektifi sayesinde Rus yanlısı ayrılıkçı hareketlere karşı daha dirençli hale gelmesi bekleniyor. Karar, Batı Balkanlar'daki aday ülkelerde de yankı buldu. Bosna Hersek ve Kosova gibi ülkeler, AB genişlemesinin yeniden canlanmasını memnuniyetle karşılarken, sürecin uzun yıllar alabileceği uyarısı yapıldı.
Öte yandan, AB'nin genişleme sürecinde 'aşamalı entegrasyon' modeli gündemde. Bu modele göre, aday ülkeler üyelik öncesinde bile AB tek pazarına, bazı fonlara ve politika alanlarına kademeli olarak dahil olabilecek. Ukrayna ve Moldova için de benzer bir yol haritası öngörülüyor. Ancak uzmanlar, gerçek üyeliğin on yılı bulabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakerelerine başlaması, Türkiye'nin AB üyelik süreci açısından dolaylı da olsa önemli bir gelişme. Türkiye, 2005'ten bu yana aday ülke statüsünde olmasına rağmen müzakereleri fiilen donmuş durumda. Yeni genişleme dalgası, AB'nin genişleme politikasını yeniden canlandırabilir ve Türkiye'nin sürecine de ivme kazandırabilir. Ancak Kıbrıs sorunu ve demokrasi standartları konusundaki eleştiriler nedeniyle Türkiye'nin önündeki engeller devam ediyor. Diğer yandan, Ukrayna ve Moldova'nın üyeliğe hazırlanması, Karadeniz bölgesinde AB'nin varlığını güçlendirecek ve Türkiye'nin bölgesel politikalarını etkileyebilecek bir faktör olarak öne çıkıyor.