Avrupa Birliği, yeni bir yasa tasarısıyla düzensiz göçmenlerin sınır dışı edilmesini hızlandırmayı planlarken, eleştirmenler uygulamanın ABD Başkanı Donald Trump döneminde kurulan Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) teşkilatının sert yöntemlerini örnek aldığını iddia ediyor. Brüksel'deki yetkililer, yasanın göç yönetimini iyileştireceğini ve geri dönüş süreçlerini daha etkili hale getireceğini savunuyor. Ancak insan hakları örgütleri, düzenlemenin sığınmacıların temel haklarını ihlal edebileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı yeni yasa taslağı, AB ülkelerine düzensiz göçmenlerin kimlik tespiti ve sınır dışı işlemleri için ortak bir çerçeve sunuyor. Tasarı, geri dönüş emirlerinin tanınması ve uygulanmasını kolaylaştırmayı, ayrıca sınır dışı edilmeyi reddeden kişiler için gözaltı sürelerini uzatmayı öngörüyor. AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson, yasanın 'göçmenlerin AB içinde hukuki belirsizlikler yaşamasını engelleyeceğini' belirtti. Ancak, tasarının özellikle aile birleşimi ve çocuklu aileler için ağır koşullar getirdiği eleştiriliyor.
Avrupa Parlamentosu'nda görüşülen yasa, üye ülkeler arasında da tartışma yaratıyor. Almanya ve Fransa gibi önde gelen ülkeler, düzenlemenin daha insani bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini savunurken, Macaristan ve Polonya gibi ülkeler sınır kontrollerinin daha da sıkılaştırılmasını talep ediyor. Uzmanlar, yasanın kabul edilmesi halinde AB'nin ortak göç politikasında önemli bir dönüm noktası olacağını ancak uygulamada büyük farklılıklar olabileceğini vurguluyor.
Küresel boyut
AB'nin yeni göç politikası, küresel ölçekte artan göçmen karşıtı eğilimlerin bir yansıması olarak görülüyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde Trump yönetiminin 'sıfır tolerans' politikasıyla başlattığı ICE uygulamaları, Avrupa'da benzer bir model için ilham kaynağı oldu. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, yasanın sığınmacıların adil yargılanma hakkını ihlal edeceğini ve geri gönderme yasağı ilkesine aykırı olabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Avrupa'ya gelen düzensiz göçmen sayısı son yıllarda azalsa da, siyasi partiler arasında göçmenlik konusu giderek daha fazla kutuplaşmaya neden oluyor.
Yasa tasarısı, aynı zamanda AB'nin Libya ve Türkiye gibi üçüncü ülkelerle yaptığı işbirliğini de etkileyebilir. Geri kabul anlaşmaları ve sınır dışı işlemleri, bu ülkelerle olan ilişkilerde hassas bir denge oluşturuyor. Uzmanlar, yeni yasanın uygulanması halinde Türkiye'ye yönelik geri kabul taleplerinin artabileceğini ve bu durumun ikili ilişkilerde yeni gerilimlere yol açabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin yeni göç yasası, Türkiye açısından iki yönlü bir etki yaratabilir. Bir yandan, AB ile Türkiye arasındaki 2016 tarihli Göç Mutabakatı kapsamında, Türkiye'den AB'ye geçişlerin azaltılması hedeflenmişti. Yeni yasanın sınır dışıları hızlandırması, Türkiye'ye daha fazla geri kabul başvurusu yapılmasına neden olabilir. Diğer yandan, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde göç politikalarına uyum zorunluluğu, bu yasanın ileride Türkiye'ye de emsal teşkil etmesine yol açabilir.