Avrupa Birliği Ticaret Komiseri Maros Sefcovic, Perşembe günü Pekin'e gelerek Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile iki günlük görüşmelere başladı. Sefcovic, ziyaretin açılışında yaptığı açıklamada, AB'nin Çin ile olan "sürdürülemez" ticaret açığını "yeniden dengeleme" hedefinde olduğunu belirtti. Görüşmelerin ana gündem maddelerinden biri, Çin'in hibrit araç ihracatındaki hızlı artış ve otomotiv sektöründeki rekabet.
Ticaret Açığının Boyutları ve AB'nin Endişeleri
Avrupa Birliği'nin Çin ile olan mal ticareti açığı son yıllarda rekor seviyelere ulaştı. 2023 yılında AB'nin Çin'e ihracatı 230 milyar euro civarında kalırken, Çin'den yapılan ithalat 500 milyar euroyu aşarak yaklaşık 270 milyar euroluk bir açık oluştu. Bu açık, AB'nin toplam dış ticaret açığının önemli bir kısmını oluşturuyor. Sefcovic, bu durumun uzun vadede sürdürülemez olduğunu ve Avrupa sanayisinin rekabet gücünü tehdit ettiğini vurguluyor.
AB'nin özellikle otomotiv sektöründeki endişeleri son dönemde arttı. Çinli üreticiler, elektrikli ve hibrit araçlarda maliyet avantajı ve teknolojik gelişim sayesinde Avrupa pazarında hızla pay kazanıyor. Avrupa Komisyonu, geçtiğimiz yıl Çin'den gelen elektrikli araçlara yönelik anti-sübvansiyon soruşturması başlatmış ve bazı üreticilere ek gümrük vergileri uygulamaya koymuştu. Sefcovic'in bu ziyareti, söz konusu önlemlerin ardından diyalog kapısını açık tutma çabası olarak yorumlanıyor.
Görüşmelerin Kapsamı ve Beklentiler
Sefcovic ile Wang Wentao arasındaki görüşmelerde, ticaret açığının yanı sıra yatırım anlaşmazlıkları, pazar erişimi ve fikri mülkiyet hakları gibi konuların da ele alınması bekleniyor. AB tarafı, Çin'in Avrupalı şirketlere karşı ayrımcı uygulamalarını ve zorunlu teknoloji transferi taleplerini sık sık dile getiriyor. Çin ise AB'nin korumacı önlemlerinden şikayetçi ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uyulması çağrısı yapıyor.
Uzmanlar, iki günlük görüşmelerden somut bir sonuç çıkmasının zor olduğunu, ancak tarafların iletişim kanallarını açık tutmasının önemli olduğunu belirtiyor. AB, Çin'e karşı hem işbirliği hem de rekabeti bir arada yürütmeye çalışıyor. Sefcovic'in ziyareti, AB'nin Çin politikasında "risk azaltma" ve "karşılıklılık" ilkelerinin ön planda olduğunu gösteriyor.
Öte yandan, Avrupa'daki siyasi gelişmeler de bu görüşmeleri etkiliyor. Almanya ve Fransa gibi büyük ekonomiler, Çin ile ticari ilişkilerde dengenin sağlanması için daha sert önlemler alınması yönünde baskı yapıyor. Ancak bazı üye ülkeler, Çin ile olan ekonomik bağımlılığın ani bir şekilde koparılmasının kendi ekonomilerine zarar vereceği endişesi taşıyor. Bu nedenle AB, ortak bir pozisyon belirlemekte zorlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB ile Çin arasındaki ticaret gerilimi, Türkiye'yi doğrudan ve dolaylı yollardan etkileyebilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği üyesi olduğundan, AB'nin Çin'e karşı uygulayacağı ek gümrük vergileri Türk ihracatçılarını da etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in Avrupa pazarında karşılaştığı engeller, Çinli yatırımcıların Türkiye'ye yönelmesine ve burada üretim üsleri kurmasına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin küresel tedarik zincirindeki konumunu güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin kendi ticaret açığı da göz önüne alındığında, Çin ile dengeli bir ilişki kurması kritik önem taşıyor.