Avrupa Birliği, teknoloji alanında ABD ve Asya’ya olan bağımlılığını azaltmak için kapsamlı bir planı açıklamaya hazırlanıyor. Planın merkezinde, Avrupa’nın dijital egemenliğini güçlendirmek, kritik teknolojilerde dış müdahalelere karşı dirençli ekosistemler oluşturmak ve kıtasal ölçekte yenilikçi bir teknoloji altyapısı kurmak yer alıyor. Brüksel’den gelen sinyallere göre, bu girişim yarı iletkenlerden yapay zekaya, bulut bilişimden kuantum teknolojilerine kadar birçok alanı kapsayacak. AB, özellikle Tayvan merkezli çip üreticilerine ve ABD’li büyük teknoloji firmalarına olan bağımlılığın risklerini son dönemde yaşanan tedarik krizleri ve jeopolitik gerilimler ışığında daha net görmüş durumda.
Planın arka planı: Stratejik özerklik arayışı
AB’nin bu hamlesi, yıllardır süregelen ‘stratejik özerklik’ tartışmalarının bir ürünü. Özellikle COVID-19 salgını sırasında tıbbi malzeme ve yarı iletken tedarikinde yaşanan kesintiler, bloğun kırılganlıklarını gözler önüne serdi. Ardından Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle enerji bağımlılığı da bir güvenlik sorununa dönüştü. Şimdi ise teknoloji alanında benzer bir ders çıkarılıyor. Planın temel hedefleri arasında, Avrupa’da çip üretim kapasitesini artırmak, yapay zeka ve veri altyapılarında yerli çözümler geliştirmek, 5G/6G gibi kritik ağ teknolojilerinde Avrupalı oyuncuları desteklemek ve dijital platformlarda düzenleyici bağımsızlığı sağlamak bulunuyor. AB Komisyonu’nun bu kapsamda kamu-özel sektör ortaklıklarını teşvik edecek, Ar-Ge yatırımlarına öncelik verecek ve stratejik projeler için özel bir fon oluşturacağı belirtiliyor.
Planın bir diğer ayağı ise ‘dijital sınır’ kavramı. AB, kendi veri güvenliği standartlarını belirleyerek, yabancı teknoloji firmalarının Avrupa verilerine erişimini daha sıkı denetlemeyi hedefliyor. Bu, ABD’nin Cloud Act’i ve Çin’in siber egemenlik anlayışına karşı bir Avrupa modeli olarak sunuluyor. Ayrıca, blok içinde ortak teknoloji standartları oluşturarak, küresel pazarda Avrupa’nın söz sahibi olması amaçlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Rekabet mi, iş birliği mi?
AB’nin bu girişimi, küresel teknoloji rekabetinde yeni bir denge arayışı olarak değerlendiriliyor. ABD, Çin ve diğer Asya ülkeleri arasında giderek sertleşen teknoloji savaşları, Avrupa’yı iki büyük güç arasında sıkışma riskiyle karşı karşıya bıraktı. Bir yandan ABD ile veri akışı ve güvenlik konularında anlaşmazlıklar yaşayan AB, öte yandan Çin’in 5G ve yapay zeka alanındaki yayılmacı politikalarına karşı tedbir almak zorunda. Plan, bu ikilemde Avrupa’nın kendi teknolojik ayakları üzerinde durmasını sağlayarak, hem ABD’ye hem de Asya’ya karşı pazarlık gücünü artırmayı hedefliyor. Ancak bazı uzmanlar, tam bir ‘kopuşun’ mümkün olmadığını, AB’nin halen birçok alanda dışa bağımlı olduğunu vurguluyor. Örneğin, yarı iletken üretiminde kullanılan ekipmanların büyük kısmı Hollanda merkezli ASML tarafından sağlansa da, hammadde ve ileri üretim süreçlerinde Asya’ya olan bağımlılık sürüyor. Benzer şekilde, bulut bilişimde AWS, Microsoft Azure ve Google Cloud gibi Amerikan şirketleri pazarın yüzde 70’inden fazlasını kontrol ediyor.
Asya ülkeleri de bu gelişmeyi yakından izliyor. Japonya ve Güney Kore, kendi teknoloji ekosistemlerini korumak için benzer adımlar atmış durumda. Çin ise AB’nin bu girişimini, kendi teknoloji bağımsızlığı hedefleriyle paralel görmekle birlikte, Avrupa pazarına erişimini kısıtlayabilecek potansiyel bir engel olarak değerlendirebilir. ABD yönetimi ise Avrupa’nın bu adımını, transatlantik ittifakın teknoloji alanında daha dengeli bir ortaklığa dönüşmesi için bir fırsat olarak görebilir. Ancak bazı Amerikan şirketleri, AB’nin yeni düzenlemelerinin ticaret engelleri yaratabileceği endişesini taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB’nin teknolojide dışa bağımlılığı azaltma planı, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, savunma sanayii ve bazı teknoloji alanlarında yerli üretimi artırma çabasındayken, AB’nin benzer bir strateji izlemesi, ortak projeler ve teknoloji transferi için yeni iş birliği alanları açabilir. Özellikle yarı iletkenler, yapay zeka ve siber güvenlik gibi konularda Türkiye, AB ile teknik standartlar ve Ar-Ge ortaklıkları geliştirebilir. Ancak AB’nin kendi ekosistemini inşa etmesi, üçüncü ülkeleri bu sürecin dışında bırakma riski de taşıyor. Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konulardaki beklentileri göz önüne alındığında, teknoloji alanındaki iş birliği bu süreci olumlu etkileyebilir. Ayrıca, AB’nin Çin ve ABD’ye alternatif bir teknoloji merkezi olma çabası, Türkiye’nin de bölgesel bir teknoloji üssü olma vizyonuyla örtüşebilir. Ancak Türkiye’nin kendi teknoloji altyapısını ve insan kaynağını güçlendirmesi, bu fırsattan tam anlamıyla yararlanabilmesi için kritik önem taşıyor.