Avrupa Birliği (AB), stratejik teknolojilerde Çin ve ABD'ye olan bağımlılığını azaltmak ve kıtanın rekabet gücünü artırmak amacıyla 'Avrupa'da üretim' odaklı yeni bir endüstriyel girişim başlatıyor. AB Komisyonu tarafından Salı günü duyurulan paket, kritik hammaddelerden temiz enerji teknolojilerine, dijital altyapıdan ilaç üretimine kadar geniş bir yelpazede yerli üretimi teşvik etmeyi hedefliyor. Girişim, 2023 yılında Avrupa'ya 500 milyar avrodan fazla cari açık yazdıran teknoloji ithalatının önüne geçmeyi amaçlıyor.
Gelişmenin arka planı: Stratejik özerklik arayışı
AB, son yıllarda özellikle yarı iletken, batarya ve yeşil hidrojen gibi kritik alanlarda dışa bağımlılığının yarattığı risklerin farkına varmış durumda. Covid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşı, tedarik zincirindeki kırılganlıkları gözler önüne serdi. Avrupa'nın yarı iletken ihtiyacının yüzde 80'inden fazlası Tayvan ve Güney Kore'den karşılanıyor; lityum, kobalt gibi kritik hammaddelerde ise Çin'e olan bağımlılık yüzde 90'lara ulaşıyor. Yeni strateji, 2030 yılına kadar Avrupa'nın temiz enerji teknolojilerindeki üretim kapasitesini üç katına çıkarmayı, dijital teknolojilerde ise en az yüzde 20'lik bir pazar payı elde etmeyi hedefliyor.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, girişimi duyururken 'Avrupa'nın teknolojik egemenliğini yeniden kazanması gerektiğini' vurguladı. Von der Leyen, 'Kritik teknolojilerde başkalarına bağımlı olmak, ekonomik güvenliğimizi ve jeopolitik duruşumuzu zayıflatıyor. Hedefimiz, Avrupa'yı yeşil ve dijital dönüşümün lideri yapacak bir üretim üssü haline getirmek' ifadelerini kullandı. Plan, 2030 yılına kadar 100 milyar avroluk yatırım öngörüyor ve bu yatırımın büyük bölümünün özel sektörden gelmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Tedarik zincirinde yeniden yapılanma
AB'nin bu hamlesi, küresel tedarik zincirlerinde 'friend-shoring' (dost ülkelerle ticaret) ve 'near-shoring' (yakın bölgelerden tedarik) trendlerini hızlandıracak gibi görünüyor. Çin, AB'nin en büyük ticaret ortağı olmaya devam ederken, Brüksel Pekin'e olan bağımlılığı azaltmak için Hindistan, Brezilya ve Afrika ülkeleriyle yeni ortaklıklar arayışında. Aynı zamanda AB, ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) ile sunduğu yeşil teknoloji sübvansiyonlarına karşı kendi teşvik mekanizmalarını oluşturuyor.
Uzmanlar, girişimin başarısının üye ülkeler arasındaki koordinasyona ve özel sektörün katılımına bağlı olduğunu belirtiyor. Almanya ve Fransa gibi büyük ekonomiler planı desteklerken, Doğu Avrupa ülkeleri fonların dağıtımında adalet talep ediyor. Öte yandan, bazı çevre örgütleri, üretim artışının iklim hedefleriyle çelişebileceği uyarısında bulunuyor. AB, yeşil dönüşümü hızlandırmak için enerji yoğun sektörlerde karbon nötr üretim yöntemlerine geçişi de teşvik ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin 'Avrupa'da üretim' stratejisi, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, otomotiv, beyaz eşya ve tekstil gibi sektörlerde AB ile entegre tedarik zincirlerine sahip. AB'nin yakın bölgelerden tedarik (near-shoring) politikası, Türkiye'yi lojistik avantajıyla cazip bir üretim üssü haline getirebilir. Ancak Brüksel'in yeşil dönüşüm ve dijital standartlar konusundaki katı kuralları, Türk ihracatçılar için ek maliyetler doğurabilir. Türkiye'nin, AB'nin kritik hammaddeler ve temiz enerji teknolojilerindeki ortaklık çağrılarına yanıt vermesi, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecinde elini güçlendirebilir. Aksi halde, AB'nin yeni tedarik odakları (Kuzey Afrika, Doğu Avrupa) Türkiye'nin pazar payını daraltabilir.