Birleşik Krallık, Başbakan Keir Starmer'ın istifasının ardından on yıl içinde yedinci başbakanını karşılamaya hazırlanıyor. David Cameron, Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss, Rishi Sunak ve şimdi de Starmer'ın ardından göreve gelecek yeni lider, ülkenin siyasi istikrarsızlığının ne kadar derin olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Brexit referandumuyla başlayan bu çalkantılı dönem, sadece lider değişiklikleriyle değil, aynı zamanda artan ekonomik zorluklar, toplumsal kutuplaşma ve kurumlara olan güvenin erimesiyle de karakterize ediliyor. Starmer'ın gidişi, Britanya'nın yeni bir siyasi belirsizlik dönemine girdiğini işaret ediyor.
Artan Siyasi İstikrarsızlığın Kökenleri
Birleşik Krallık'taki başbakan değişimlerinin sıklığı, yalnızca kişisel başarısızlıklarla açıklanamayacak kadar yapısal bir soruna işaret ediyor. 2016'daki Brexit referandumu, ülkeyi derinden bölen bir karar olarak siyasi sistemin kırılganlığını ortaya çıkardı. Cameron'ın istifasıyla başlayan süreçte, Theresa May'in Brexit anlaşmasını parlamentodan geçirememesi, Boris Johnson'ın parti içi skandallar ve pandemi yönetimindeki hatalar nedeniyle itibar kaybetmesi, Liz Truss'ın 44 günlük rekor kısa başbakanlığı ve nihayet Rishi Sunak'ın seçim yenilgisiyle gelen görev süresi, Westminster'ın bir tür döner kapı haline geldiğini gösteriyor.
Starmer, göreve geldiğinde partisinin imajını düzeltme ve hükümeti istikrara kavuşturma vaadiyle yola çıkmıştı. Ancak ekonomideki durgunluk, yüksek enflasyon ve kamu hizmetlerindeki aksaklıklar, onun da iktidarını sürdürmesini engelledi. Muhalefet içindeki fraksiyonlar, partinin Avrupa Birliği ile ilişkilerden sağlık politikasına kadar birçok konuda net bir duruş sergileyememesini eleştiriyor. Ayrıca, başbakanın erken dönemde gündeme gelen etik soruşturmaları da kamuoyu nezdinde güven kaybına yol açtı.
Küresel ve Bölgesel Etkiler
Birleşik Krallık'ın bu siyasi türbülansı, yalnızca ada ülkesini değil, aynı zamanda küresel jeopolitiği de etkiliyor. İngiltere, NATO'nun Avrupa kanadında kilit bir ülke ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olarak uluslararası arenada önemli bir rol oynuyor. Lider değişikliklerinin sıklığı, dış politikada sürekliliği baltalıyor. Örneğin, Ukrayna'ya verilen desteğin sürdürülmesi konusunda partiler arasında fikir birliği olsa da, AB ile ilişkilerin geleceği, Çin ile ticari bağlar ve Orta Doğu'daki krizlere yönelik tutum her yeni hükümetle birlikte yeniden şekilleniyor.
AB ile ticaret anlaşması sonrası normalleşme çabaları, başbakan değişiklikleri nedeniyle sürekli olarak kesintiye uğradı. Aynı şekilde, İskoçya'nın bağımsızlık talepleri ve Kuzey İrlanda protokolü gibi iç siyasi meseleler de istikrarsızlığı besliyor. Finans piyasaları ise bu belirsizlikten doğrudan etkileniyor; sterlin son yıllarda dolar ve euro karşısında değer kaybederken, yatırımcılar Britanya ekonomisine temkinli yaklaşıyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, uzun süreli istikrarsızlık durumunda ülkenin kredi notunun daha da düşebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'yi doğrudan değil ancak dolaylı yollardan etkileyebilir. İngiltere, Türkiye için önemli bir ticaret ortağıdır; iki ülke arasındaki ticaret hacmi milyarlarca sterlini bulmaktadır. Siyasi istikrarsızlık, ticaret anlaşmalarının gecikmesine veya yeniden müzakere edilmesine yol açabilir. Ayrıca İngiltere, savunma sanayii alanında Türkiye ile işbirliği yapan ülkelerden biridir; hükümet değişiklikleri bu alandaki anlaşmaların geleceğini belirsizleştirebilir. Göçmenlik politikalarındaki değişiklikler de Türk vatandaşlarını etkileyebilir. Küresel ölçekte ise istikrarsız bir Birleşik Krallık, Avrupa güvenlik mimarisinde bir boşluk yaratabilir ve bu da Türkiye'nin NATO içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir.