Avrupa Birliği, İngiltere Başbakanı Keith Starmer’ın istifa edeceğini açıklamasının ardından 22 Temmuz’da planlanan Birleşik Krallık-AB zirvesini düzenleyip düzenlememeyi yeniden değerlendiriyor. Avrupa Komisyonu sözcüsü pazartesi günü yaptığı açıklamada, zirvenin akıbetinin Starmer’ın istifa takvimine bağlı olarak netleşeceğini belirtti. Brüksel’deki diplomatik kaynaklar, zirvenin ertelenebileceğini veya tamamen iptal edilebileceğini, bunun yerine daha düşük düzeyli görüşmelerin yapılabileceğini ifade ediyor.
Gelişmenin arka planı
Keith Starmer, geçtiğimiz hafta yaptığı sürpriz açıklamada, parti içi baskılar ve Brexit sonrası ekonomik zorluklar nedeniyle başbakanlık görevinden ayrılacağını duyurdu. Starmer’ın istifası, muhafazakâr Parti’nin ardından İşçi Partisi’ni de siyasi istikrarsızlığa sürükledi. İngiltere, son iki yılda dördüncü başbakanını görmeye hazırlanırken, AB ile ilişkiler de bu belirsizlikten nasibini alıyor.
Planlanan zirve, Brexit sonrası ticaret anlaşmasının güncellenmesi ve Kuzey İrlanda protokolüyle ilgili sorunların çözümü için kritik bir adım olarak görülüyordu. Ancak Starmer’ın istifası, İngiltere’nin müzakere pozisyonunu zayıflatıyor. AB yetkilileri, geçici bir İngiliz hükümetiyle kapsamlı görüşmeler yapmanın zor olacağını, bu nedenle zirvenin ertelenmesinin daha gerçekçi olduğunu belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İngiltere’deki siyasi kriz, sadece AB-İngiltere ilişkilerini değil, aynı zamanda Ukrayna’ya yönelik Batılı dayanışmayı da etkileme potansiyeli taşıyor. Starmer, Ukrayna’ya askeri ve mali desteğin artırılmasından yana bir tutum sergilemişti. Yeni başbakanın bu politikayı sürdürüp sürdürmeyeceği belirsiz. Öte yandan, AB içinde İngiltere’nin istikrarsızlığı, kıta genelinde artan sağ popülizm dalgasıyla birleşince, Avrupa’nın güvenlik ve ticaret politikalarında yeni kırılmalara yol açabilir.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Starmer’ın istifasının ardından yaptığı kısa açıklamada, “AB, İngiltere ile yapıcı ilişkiler kurmaya devam edecek, ancak muhatabımızın kim olacağını bilmemiz gerek” ifadelerini kullandı. Bu durum, Brüksel’in Londra’daki siyasi boşluğu doldurana kadar beklemeye geçeceğinin işareti olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’deki siyasi kriz, Türkiye’nin Brexit sonrası Londra ile geliştirdiği ticari ve diplomatik ilişkileri doğrudan etkilemese de, AB-İngiltere arasındaki belirsizlik Türkiye’nin Avrupa’daki ekonomik dengelerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, İngiltere ile serbest ticaret anlaşmasını genişletmeyi hedeflerken, yeni bir İngiliz hükümetinin müzakereleri rayına oturması zaman alabilir. Ayrıca, Batı ittifakında yaşanacak her türlü zayıflama, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolünü daha da önemli hale getirebilir. Bu kriz, Ankara’nın hem AB hem de İngiltere ile ilişkilerinde daha proaktif bir strateji izlemesi gerektiğini gösteriyor.