Avrupa Birliği üyesi ülkeler, savaş nedeniyle ülkelerini terk eden askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklere yönelik geçici koruma statüsünü sıkılaştırmayı değerlendiriyor. Brüksel'deki diplomatik kaynaklara göre, özellikle Polonya, Almanya ve Çekya gibi en fazla Ukraynalı mülteciyi ağırlayan ülkeler, Ukrayna'nın artan asker ihtiyacı ile kendi iç politikalarındaki entegrasyon sorunları arasında sıkışmış durumda. AB'nin 2022 yılında Rusya'nın işgalinin ardından yürürlüğe koyduğu Geçici Koruma Direktifi, Ukraynalılara otomatik olarak ikamet, çalışma ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı tanıyor. Ancak bu düzenlemenin Mart 2025'te sona ermesi beklenirken, bazı üye ülkeler sadece savaş çağındaki erkekler için korumayı yenilememeyi veya sınırlamayı gündeme getiriyor.
Arka plan ve üye ülkelerin tutumu
Avrupa Birliği ülkeleri, Şubat 2022'den bu yana yaklaşık 4,3 milyon Ukraynalıya geçici koruma sağladı. Bunların yaklaşık 1,2 milyonu askerlik çağındaki (18-60 yaş) erkeklerden oluşuyor. Ukrayna hükümeti, savaşın üçüncü yılına girerken, özellikle doğu cephesinde yaşanan personel sıkıntısı nedeniyle yurtdışındaki vatandaşlarının geri dönmesi çağrısında bulunuyor. Kiev yönetimi, yurtdışındaki Ukraynalı erkeklere yönelik vize ve konsolosluk hizmetlerini askıya alarak geri dönüşü teşvik etmeye çalışıyor. Ancak AB ülkeleri, Ukrayna'nın insan gücü talebi ile insani yükümlülüklerini dengelemek zorunda. Polonya, savaşın başından bu yana yaklaşık 1,6 milyon Ukraynalıya ev sahipliği yaparken, entegrasyon maliyetlerinin arttığını belirtiyor. Almanya ise Ukraynalı mültecilerin iş gücü piyasasına entegrasyonunda zorluklar yaşadığını kabul ediyor. Öte yandan, bazı Baltık ülkeleri ve İskandinav ülkeleri, Ukrayna'nın savunma çabalarına doğrudan destek vermek amacıyla, askerlik çağındaki Ukraynalıların ülkelerine dönmelerine yardımcı olmayı düşünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
AB'nin alacağı bu karar, sadece Ukrayna'nın savaş kapasitesini değil, aynı zamanda Avrupa'nın göç politikalarını da derinden etkileyecek. Ukrayna'nın insan gücü açığının kapatılması, Batılı müttefiklerin sağladığı askeri yardımın etkinliği açısından kritik öneme sahip. Özellikle ABD'deki siyasi belirsizlik ve seçim süreci, Avrupa'yı Ukrayna'ya yönelik desteği sürdürme konusunda daha fazla sorumluluk almaya itiyor. Ancak geçici korumanın sınırlandırılması, Ukraynalı erkeklerin bir kısmının başka ülkelere yönelmesine veya yasadışı yollarla Avrupa'da kalmaya çalışmasına yol açabilir. Bu durum, AB iç sınır kontrollerinin yeniden tartışılmasına neden olabilir. Ayrıca, Ukrayna'daki savaşın uzaması, AB'nin uzun vadeli entegrasyon politikalarını da sorgulatıyor. Ukraynalı mültecilerin önemli bir kısmı, savaş sona erse bile geri dönmeyi düşünmüyor; bu da demografik ve ekonomik sonuçlar doğuracak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Ukraynalı erkeklere yönelik korumayı daraltma ihtimali, Türkiye'nin Ukrayna politikası ve Karadeniz güvenliği açısından dolaylı etkiler doğurabilir. Türkiye, savaşın başından bu yana Ukrayna'ya insani yardım sağlarken, Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında Karadeniz'deki dengeleri gözetiyor. Ukrayna'nın insan gücü kapasitesinin artması, cephedeki direnci güçlendirebilir ve savaşın seyrini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'de yaklaşık 200 bin Ukraynalı mülteci bulunuyor ve AB'nin alacağı kararlar, Türkiye'deki Ukraynalıların statülerini de gündeme getirebilir. Ankara, hem Kiev'le ilişkilerini hem de AB ile göç konusundaki işbirliğini dengelemek zorunda kalabilir.