Ukrayna'nın Rus petrol tesislerine düzenlediği saldırılar ve Avrupa Birliği'nin uyguladığı yaptırımlar Rus ekonomisini giderek daha fazla sıkıştırırken, AB ülkelerinin Rus sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatı, Kremlin'in savaş makinesine önemli bir mali destek sağlamaya devam ediyor. Enerji uzmanlarına göre, 2024 yılında AB'nin Rus LNG alımları rekor seviyelere ulaşarak, Moskova'nın enerji gelirlerindeki düşüşü kısmen telafi ediyor. Bu durum, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını finanse etmek için kullandığı fosil yakıt gelirlerinin tamamen kesilmesi hedefinin henüz gerçekleşmediğini gösteriyor.
Yaptırımlara rağmen artan LNG akışı
Avrupa Birliği, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Moskova'ya yönelik bir dizi yaptırım paketi kabul etti. Bu yaptırımlar arasında Rus petrolüne ambargo ve fiyat tavanı uygulaması yer alırken, Rus gazına yönelik kapsamlı bir yasak getirilmedi. Boru hatlarıyla taşınan Rus doğalgazının büyük kısmı kesilmiş olsa da, tankerlerle taşınan LNG ithalatı için herhangi bir kısıtlama bulunmuyor. Norveç merkezli bağımsız enerji danışmanlık şirketi Rystad Energy'nin verilerine göre, AB ülkeleri 2024'ün ilk yedi ayında Rusya'dan 7,5 milyar metreküp LNG ithal etti. Bu miktar, 2023'ün aynı dönemine göre yüzde 30'luk bir artış anlamına geliyor.
Bu ithalatın başlıca alıcıları arasında Belçika, Fransa, İspanya ve Hollanda bulunuyor. Özellikle Belçika'daki Zeebrugge terminali, Rus LNG'sinin Avrupa'ya girişinde kritik bir rol oynuyor. Buradan alınan gaz, daha sonra diğer AB ülkelerine ve hatta Asya pazarlarına yeniden ihraç edilebiliyor. Uzmanlar, bu durumun AB'nin yaptırım politikasında bir boşluk yarattığını ve Rusya'ya yılda yaklaşık 8-10 milyar euro arasında bir gelir sağladığını tahmin ediyor.
Savaş ekonomisi ve enerji bağımlılığı paradoksu
Rusya, Ukrayna savaşının finansmanında enerji ihracatından elde ettiği gelirlere büyük ölçüde bağımlı durumda. Kremlin, 2024 bütçesinde askeri harcamaları tarihi bir seviyeye çıkarırken, petrol ve gaz gelirleri hala devlet gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturuyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre, Rus enerji ihracatı 2024'te yaklaşık 180 milyar dolara ulaşabilir. AB'nin bu enerjinin önemli bir bölümünü satın almaya devam etmesi, hem iklim hem de jeopolitik hedefler açısından bir paradoks oluşturuyor.
Avrupa Komisyonu, Rusya'ya olan enerji bağımlılığını azaltmak için REPowerEU planını başlatmış ve 2027 yılına kadar Rus fosil yakıtlarından tamamen bağımsız hale gelmeyi hedeflemişti. Ancak Katar, ABD ve Nijerya gibi alternatif tedarikçilerin kapasitesi sınırlı kalırken, kısa vadede Rus LNG'sine olan talep yüksek seyrediyor. Avrupalı yetkililer, Rus gazının tamamen kesilmesinin enerji fiyatlarında ani bir yükselişe yol açabileceği ve Avrupa ekonomisini zorlayabileceği endişesini taşıyor. Bu nedenle, şimdilik yaptırımların kapsamı genişletilmiş olsa da, LNG akışına dokunulmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rus enerjisine bağımlılığını azaltma çabalarına rağmen, hâlâ Ankara'nın toplam doğalgaz ithalatının yaklaşık yüzde 40'ını Rusya karşılıyor. AB'nin Rus LNG'sini tamamen yasaklamaması, Türkiye'nin enerji tedarikinde alternatif kaynaklara yönelme stratejisini dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, Rus gazına alternatif olarak Katar, ABD ve Hazar bölgesinden tedarik sağlamaya çalışsa da, mevcut altyapı ve fiyat avantajları Rus gazını cazip kılıyor. Türkiye ayrıca, Rus gazını Avrupa'ya taşıyan TürkAkım ve Mavi Akım boru hatları sayesinde transit ülke konumunda. AB'nin Rus gazına bağımlılığını sürdürmesi, enerji jeopolitiğinde Türkiye'nin elini güçlendiren faktörlerden biri olarak değerlendirilebilir. Ancak orta vadede, küresel enerji piyasasında yaşanacak dönüşüm ve yaptırımların derinleşmesi, Türkiye'nin enerji politikalarına da yansıyacaktır.