Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), İspanya'nın 2023 genel seçimlerinin ardından başbakanın siyasi varlığını sürdürebilmesi için Katalan ayrılıkçı partilerin desteğini almak amacıyla çıkardığı tartışmalı af yasasını hukuka uygun buldu. Lüksemburg merkezli mahkeme, yasanın AB hukukuna aykırı olmadığına hükmederek, İspanya'nın iç siyasetinde derin yankı uyandıran bu adımın önünü açtı.
Af yasasının arka planı ve içeriği
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, 2023 yılında yapılan genel seçimlerde hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamamasının ardından, Katalan ayrılıkçı partilerin desteğine ihtiyaç duymuştu. Bu destek karşılığında, 2017 yılında Katalonya'nın tek taraflı bağımsızlık ilanı girişimi sonrası yargılanan ve çeşitli cezalara çarptırılan yüzlerce Katalan siyasetçi ve aktivisti kapsayan bir af yasası çıkarılacağı taahhüdü verilmişti. Yasa, 2024 yılı başında İspanya Parlamentosu'nda kabul edilmiş ve Katalan ayrılıkçı hareketin önde gelen isimlerini kapsamıştı. Bu yasa, özellikle muhafazakar Partido Popular (PP) ve aşırı sağcı Vox partisi tarafından sert bir şekilde eleştirilmiş, ülkenin bütünlüğüne bir darbe olarak nitelendirilmişti. Af yasası kapsamında, 2017'deki referandum ve bağımsızlık ilanı sürecinde rol alan eski Katalan hükümet yetkilileri, milletvekilleri ve aktivistlerin yanı sıra, polis memurları yargı kararlarına uymama eylemleri nedeniyle affedildi. Yasaya karşı çıkanlar, bunun hukukun üstünlüğüne aykırı olduğunu ve anayasanın eşitlik ilkesini ihlal ettiğini savunmuştu. Yasa, İspanya Yüksek Mahkemesi'nde de görüldü ancak nihai karar ABAD'ın yargı yetkisi alanına girmişti.
ABAD'ın kararı, yasayı onaylayarak İspanya hükümetinin elini güçlendirdi. Mahkeme, af yasasının bireysel yargılanma hakkı ve etkili yargı yolu gibi AB hukukunun temel prensiplerine aykırı olmadığına karar verdi. Ancak mahkeme, yasanın uygulanma şekli konusunda bazı sınırlamalar getirerek, yasanın sadece belirli suçları kapsadığını ve yolsuzluk, terörizm gibi diğer suçlar için geçerli olmadığını vurguladı. Bu durum, af kapsamının netleştirilmesi açısından önemli bir ayrıntı olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABAD'ın kararı, sadece İspanya iç siyaseti için değil, aynı zamanda Avrupa genelindeki ayrılıkçı hareketler için de bir emsal teşkil ediyor. Katalan bağımsızlık yanlıları, kararı memnuniyetle karşılarken, İspanyol milliyetçileri ise anayasal düzenin zedelendiği görüşünde. Karar, aynı zamanda Avrupa Birliği içinde devlet egemenliği ve ulusal birlik konularında hassasiyetleri olan ülkeler tarafından da dikkatle izleniyor. Örneğin, Belçika, Birleşik Krallık (İskoçya) gibi ülkelerdeki ayrılıkçı hareketler, ABAD'ın kararını kendi lehlerine yorumlamaya çalışabilir. Diğer yandan, kararın İspanya'daki siyasi istikrarsızlığı daha da derinleştirebileceği endişesi de mevcut. Muhafazakar muhalefet, yasanın iptali için anayasa mahkemesine gitmeye hazırlanırken, hükümet ise bu kararla birlikte yasayı uygulamaya koyacak. Karar, ayrıca Katalonya'da önümüzdeki dönemde yapılması planlanan bölgesel seçimler öncesinde ayrılıkçı hareketin yeniden güç kazanmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABAD'ın İspanya'nın Katalan affı yasasını onaylaması, Türkiye açısından dolaylı da olsa önem taşımaktadır. Türkiye, benzer şekilde PKK'ya yönelik politikaları ve terörle mücadele yasaları çerçevesinde Avrupa Birliği kurumlarıyla sık sık karşı karşıya gelmektedir. Bu karar, AB içinde terör örgütleriyle müzakere veya siyasi süreçlere ilişkin adımların hukuki çerçevesine dair bir emsal olarak yorumlanabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi içinde yaşadığı benzer ayrılıkçı hareketlerle mücadele sürecinde, ABAD'ın bu tür aflara ilişkin yaklaşımı, gelecekteki olası hukuki süreçlerde referans noktası olabilir. Ancak, Katalan bağımsızlık hareketi ile PKK arasında doğrudan bir benzerlik kurmak mümkün değildir; bu nedenle Türkiye'nin durumunu doğrudan etkilemeyeceği değerlendirilmektedir.