Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, Çin'in blok için 'kritik uzun vadeli stratejik bir meydan okuma' olduğu konusunda uzlaştı. Brüksel'de bir araya gelen bakanlar, Pekin yönetiminin yalnızca AB ekonomisi için değil, aynı zamanda güvenliği için de tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu. Açıklamada, Çin ile Rusya'nın bölgesel hakimiyet kurma konusunda ortak bir hedef paylaştığına dikkat çekildi. Bu değerlendirme, AB'nin Çin'e yönelik politikasında daha sert bir çizgiye geçişin sinyali olarak yorumlandı.
AB'nin Çin stratejisinde dönüm noktası
AB dışişleri bakanlarının yayımladığı ortak bildiri, 27 üye ülkenin Çin konusundaki endişelerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Bildiride, Çin'in ekonomik büyümesinin yanı sıra askeri kapasitesini artırması ve teknolojik alandaki bağımsızlık çabaları, AB için potansiyel riskler olarak sıralanıyor. Özellikle yapay zeka, kuantum bilişim ve 5G gibi kritik teknolojilerde Çin'in ilerlemesi, Avrupa'nın teknolojik üstünlüğünü tehdit ediyor. Ayrıca, Çin'in denizlerdeki genişleme politikası ve Güney Çin Denizi'ndeki toprak iddiaları, uluslararası hukuka aykırı bulunuyor.
AB bakanları, Çin ile Rusya arasındaki stratejik yakınlaşmanın endişe verici olduğunu belirtti. İki ülke, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde sık sık Batı karşıtı bir blok oluşturuyor. Ayrıca, Çin'in Rusya'ya Ukrayna savaşında askeri teknoloji ve çift kullanımlı mallar sağladığına dair istihbarat raporları, AB'nin bu konudaki hassasiyetini artırıyor. Bakanlar, Çin'in Rusya'ya verdiği desteğin Avrupa güvenlik mimarisi için doğrudan bir tehdit olduğu konusunda hemfikir.
Küresel ve bölgesel boyut
AB'nin bu sert çıkışı, Çin'in küresel sahnedeki artan etkisine karşı Batı'nın yeni bir cephe açtığını gösteriyor. ABD ile benzer bir duruş sergileyen AB, Çin'in kuşak ve yol girişimi gibi projelerine karşı kendi altyapı ve ticaret girişimlerini hızlandırıyor. Ancak, AB içinde Çin'in iklim değişikliği ve ticaret gibi alanlarda iş birliği yapılabilecek bir ortak olduğu yönünde görüşler de bulunuyor. Bu nedenle, bildiride Çin'e yönelik 'iş birliği, rekabet ve sistemik meydan okuma' üçlü çerçevesinin korunduğu vurgulanıyor.
Bildiri, aynı zamanda Tayvan konusunda da AB'nin hassasiyetini yansıtıyor. Bakanlar, Tayvan Boğazı'ndaki statükonun korunmasının önemine işaret ederek, Çin'in askeri tatbikatlarını ve Tayvan'a yönelik baskılarını kınadı. AB, Tayvan'ın Çin'in ayrılmaz bir parçası olduğu yönündeki tek Çin politikasını tanımakla birlikte, barışçıl bir çözümden yana olduğunu yineledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Çin'e yönelik sertleşen tutumu, Türkiye için hem fırsatlar hem de zorluklar barındırıyor. Ankara, Çin ile güçlü ekonomik bağlara sahip olup Kuşak ve Yol Projesi'nin kilit ortağı konumunda. AB'nin Çin'i 'sistemik rakip' olarak tanımlaması, Türkiye'nin dengeli dış politika stratejisini zorlayabilir. Öte yandan, AB'nin Çin'e yönelik ticari kısıtlamaları, Türkiye'nin Asya ile Avrupa arasındaki ticaret köprüsü rolünü güçlendirebilir. Türkiye, gümrük birliği ve AB ile yakın ilişkileri sayesinde, Çin'in Avrupa pazarına erişiminde bir geçiş noktası haline gelebilir. Ancak, Rusya-Çin yakınlaşmasının Ukrayna savaşına etkisi, Türk dış politikasının da denge arayışını derinleştiriyor.