Avrupa Birliği (AB) liderleri, ABD yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başkanı ve Başsavcılık ofisinde görevli kıdemli bir avukata yaptırım uygulamasına tepki göstererek mahkemeye desteklerini ifade etti. Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, çarşamba günü yaptıkları ortak açıklamada, yaptırımların uluslararası hukukun temelini zayıflattığını ve UCM'nin bağımsızlığına yönelik bir tehdit oluşturduğunu belirtti. İki lider, uluslararası toplumu UCM'yi savunmaya ve adalet önünde hesap verebilirliği desteklemeye çağırdı. Açıklamada, AB'nin UCM'nin yanında durmaya devam edeceği vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, UCM Başkanı Tomoko Akane ve Başsavcılık ofisinde görevli bir avukat olan Blinne Ní Ghrálaigh'e yönelik yaptırım kararı aldı. Bu karar, UCM'nin Afganistan ve İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin soruşturmaları kapsamında aldığı kararların ardından geldi. UCM, geçtiğimiz yıl Kasım ayında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze'de işlenen savaş suçları gerekçesiyle tutuklama emri çıkarmıştı. Ayrıca, mahkeme Afganistan'daki çatışmalarla ilgili soruşturmalarına devam ediyor. ABD yönetimi, bu soruşturmaların Amerikan vatandaşları ve müttefiklerine yönelik haksız bir hedef alma olduğunu savunurken, UCM kararlarının uluslararası hukuk çerçevesinde bağımsız bir yargı sürecinin ürünü olduğunu vurguluyor.
AB liderlerinin bu açıklaması, UCM'ye yönelik yaptırımların uluslararası hukuk düzenini zedelediği yönündeki endişeleri yansıtıyor. Von der Leyen, "Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlarla mücadelede kritik bir rol oynamaktadır. Bu yaptırımlar, cezasızlıkla mücadele çabalarına doğrudan bir darbedir" ifadelerini kullandı. Costa ise, "Adaletin bağımsızlığına saygı gösterilmesi, uluslararası barış ve güvenliğin temelidir. AB, UCM'yi sonuna kadar destekleyecektir" dedi. Bu açıklamalar, ABD ile AB arasında UCM konusunda yaşanan görüş ayrılığını bir kez daha gündeme getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, yaptırımların mahkemenin çalışmalarını engellemeye yönelik olduğunu ve uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini belirtti. Avrupa Birliği dışında Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya gibi ülkeler de UCM'ye destek mesajı yayımladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "UCM'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı korunmalıdır" denildi. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ise, "Bu yaptırımlar, uluslararası hukuk düzenine saygıyı zayıflatıyor" ifadelerini kullandı.
Öte yandan, UCM Başsavcısı Kerim Han, yaptırımların mahkemenin çalışmalarını engellemeyeceğini, aksine kararlılıklarını artıracağını söyledi. Han, "Hukukun üstünlüğü, her türlü baskıya rağmen ayakta kalacaktır. UCM, görevini bağımsız ve tarafsız bir şekilde yerine getirmeye devam edecektir" dedi. UCM üyesi 125 ülke, mahkemenin uluslararası suçlarla mücadelede temel bir kurum olduğunu vurgulayan ortak bir bildiri yayımlayarak ABD'yi bu kararından vazgeçmeye çağırdı. Bu gelişme, uluslararası hukukun tarafsızlığı ve küresel adalet arayışı açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye üye olmayan ülkeler arasında yer alsa da, uluslararası hukuk ve adalet mekanizmalarına verdiği önemle biliniyor. Türkiye, özellikle Gazze'deki insani krizin ardından UCM'nin İsrailli yetkililere yönelik tutuklama emri kararını destekleyen açıklamalarda bulunmuştu. Bu bağlamda, ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları, uluslararası hukukun evrenselliği açısından Türkiye'nin de eleştirdiği bir konu olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası hukuka saygı ve bölgesel istikrar vurgusu, bu tür yaptırımların uluslararası toplumda yarattığı gerilimi azaltma çabalarıyla örtüşebilir. Ankara'nın, UCM'nin bağımsızlığını ve uluslararası hukukun üstünlüğünü destekleyen bir tutum sergilemesi, hem küresel adalet hem de kendi dış politika ilkeleri açısından tutarlı bir yaklaşım olacaktır.