Avrupa Birliği'nin (AB) 1 Ekim 2023'te başlattığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM / CBAM), Çinli çelik üreticileri için beklenmedik bir maliyet ve bürokrasi yükü yarattı. AB’nin karbon fiyatlandırmasına uyum sağlamak amacıyla ithalata getirdiği bu yeni düzenleme, Pekin ile Brüksel arasındaki ticaret gerilimini tırmandırırken, Çinli firmalar “saçma” olarak nitelendirdikleri kurallarla başa çıkmaya çalışıyor. Dünyanın en büyük çelik üreticisi konumundaki Çin, AB pazarındaki varlığını genişletmek isterken, bir yandan da yeşil dönüşüm baskısı ve jeopolitik değişimlerle mücadele ediyor.
Gelişmenin arka planı: SKDM'nin getirdiği yeni yükümlülükler
AB’nin SKDM’si, karbon yoğun ürünlerin ithalatında karbon fiyatı uygulayarak, AB içi üreticilerle ithalatçılar arasında eşit rekabet koşulları yaratmayı hedefliyor. Çin’den AB’ye ihraç edilen çelik, alüminyum, çimento, gübre ve elektrik gibi ürünler, üretim sürecinde salınan karbon miktarına göre sertifikalandırılacak. 2026 yılına kadar geçerli olacak geçiş döneminde, ithalatçıların emisyon verilerini raporlaması zorunlu hale getirildi.
Çinli çelik üreticileri, SKDM’nin uygulanmasında ciddi zorluklarla karşılaştı. Özellikle emisyon verilerinin doğrulanması ve raporlanması sürecindeki bürokratik engeller, firmaların maliyetlerini artırırken operasyonel esnekliklerini kısıtlıyor. Çin Çelik Birliği (CISA) yetkilileri, kuralların “saçma ve uygulanamaz” olduğunu belirterek, AB’nin daha net bir kılavuz yayımlamasını talep etti.
Öte yandan, Çin’in karbon piyasası henüz emekleme aşamasında. Ülke, 2021’de ulusal bir karbon ticareti sistemi başlattı ancak bu sistem şu ana kadar yalnızca elektrik sektörünü kapsıyor. Çelik gibi diğer karbon yoğun sektörlerin sisteme dahil edilmesi planlanıyor ancak bu süreç yavaş ilerliyor. Bu durum, Çinli firmaların SKDM’ye uyum sağlamasını daha da güçleştiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: AB-Çin ticaret savaşının yeni cephesi
SKDM, yalnızca bir çevre politikası değil, aynı zamanda AB’nin yeşil dönüşümü koruma aracı olarak da görülüyor. Ancak bu mekanizma, gelişmekte olan ülkeler tarafından ticarette yeni bir engel olarak eleştiriliyor. Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler, SKDM’nin Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı olduğunu savunuyor.
AB-Çin ilişkilerinde son dönemde artan ticaret gerilimi, SKDM’yi yeni bir çatışma alanına dönüştürdü. AB, Çin’in aşırı kapasite yaratan devlet sübvansiyonlarına karşı soruşturma başlatırken, Çin de AB’nin karbon vergisini “yeşil korumacılık” olarak nitelendiriyor. Brüksel, Pekin’in elektrikli araç ve yenilenebilir enerji sektörlerindeki hâkimiyetine karşı da önlemler alıyor.
Küresel boyutta, SKDM’nin benzer mekanizmaların yaygınlaşmasına yol açması bekleniyor. Birleşik Krallık ve Japonya gibi ülkeler de karbon sınır düzenlemeleri üzerinde çalışıyor. Bu durum, uluslararası ticarette karbon ayak izinin belirleyici bir faktör haline geleceğini gösteriyor. Ancak farklı karbon fiyatlandırma sistemleri, küresel ticarette parçalanma riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB’nin en büyük çelik tedarikçilerinden biri olan Türkiye, SKDM’den en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Türk çelik sektörü, Çin gibi büyük bir rakip karşısında maliyet avantajını korusa da, karbon yoğun üretim yöntemleri nedeniyle AB pazarında rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya. Türkiye’nin, yeşil dönüşümü hızlandırarak karbon emisyonlarını düşürmesi, yalnızca SKDM’ye uyum için değil, uzun vadeli ihracat stratejisi için de kritik önem taşıyor. Öte yandan, AB-Çin ticaret savaşında Türkiye’nin denge politikası izlemesi, hem Batı hem de Doğu ile ilişkilerini koruması açısından hassas bir denge gerektiriyor. Ankara’nın, yeşil dönüşümü teşvik eden politikalar geliştirmesi ve bu alanda AB ile iş birliğini artırması, olası ticari kayıpları minimize edebilir.