Avrupa Birliği, kamu ihalelerinde 'Avrupa Malı' önceliğini getiren yeni kuralları hayata geçirmeye hazırlanıyor. Brüksel'in bu hamlesi, başta Çin olmak üzere üçüncü ülke şirketlerinin AB pazarına erişimini kısıtlamayı amaçlıyor. Düzenleme, AB'nin stratejik özerklik hedefi doğrultusunda atılmış en somut adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Konuya yakın kaynaklara göre, yeni kurallar özellikle enerji, ulaştırma, dijital altyapı ve savunma gibi kritik sektörlerdeki kamu ihalelerini kapsayacak.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Komisyonu, uzun süredir AB'nin kamu alımları pazarında yabancı şirketlere karşı daha korumacı bir tutum izlemesi gerektiğini savunuyor. Mevcut AB kamu alımları mevzuatı, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kuralları çerçevesinde büyük ölçüde açık ve ayrımcılık yapmayı yasaklıyor. Ancak son yıllarda Çin menşeli şirketlerin agresif fiyatlandırma politikaları ve devlet destekli teşviklerle Avrupa pazarında payını artırması, Brüksel'de rahatsızlık yaratıyor.
Yeni düzenleme, AB içinde üretilen ürün ve hizmetlere puanlama sisteminde avantaj sağlayacak. Örneğin, bir ihalede teklif değerlendirmesi yapılırken Avrupa'da yaratılan katma değer, çevresel standartlar ve işgücü koşulları gibi kriterler öne çıkarılacak. Böylece Çin gibi düşük maliyetli üretim yapan ülkelerin teklifleri dezavantajlı konuma düşecek. Ayrıca, kamu alımlarında kullanılan ürünlerin belirli bir oranda Avrupa Birliği içinde üretilmiş olması şartı getirilebilir.
AB yetkilileri, bu adımın serbest ticarete aykırı olmadığını savunuyor. Onlara göre düzenleme, 'adil rekabeti' tesis etmeyi ve Avrupa'nın teknolojik egemenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak eleştirmenler, bunun bir 'koruma duvarı' olduğunu ve AB'nin ticaret ortaklarıyla ilişkilerini gerebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin bu hamlesi, ABD-Çin arasındaki ticaret savaşlarının gölgesinde şekilleniyor. Washington, son yıllarda benzer şekilde 'Buy American' politikalarını güçlendirmişti. Avrupa'nın da benzer bir yola sapması, küresel ticarette bloklaşma eğilimini derinleştirebilir. Dünya Ticaret Örgütü'nün zayıfladığı bir dönemde, büyük ekonomilerin kendi iç pazarlarını korumaya yönelmesi, gelişmekte olan ülkeler için ihracat fırsatlarını azaltabilir.
Çin, konuya henüz resmi bir tepki vermedi. Ancak Pekin'in, AB ile olan ticaretinde misilleme adımları atabileceği ve Avrupa şirketlerine yönelik benzer kısıtlamalar getirebileceği öngörülüyor. AB'nin Çin ile ticaret açığı 2023'te 400 milyar doları aşmıştı; bu düzenleme, açığı kapatmaya yönelik bir araç olarak görülüyor.
Öte yandan, AB içinde de bazı üye ülkeler düzenlemeye mesafeli. Almanya gibi ihracat odaklı ekonomiler, Çin ile karşılıklı bağımlılığın zarar görmesinden endişe ediyor. Fransa ise 'Avrupa egemenliği' söylemiyle düzenlemeyi destekliyor. Bu bölünme, tasarının son halini almasını zorlaştırabilir. Komisyon, taslak metni önümüzdeki aylarda kamuoyuyla paylaşmayı planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin 'Avrupa Malı' kamu alımları kuralı, Türkiye'yi doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, Gümrük Birliği üyesi olarak AB kamu ihalelerine katılım hakkına sahip. Ancak yeni düzenleme, AB üyesi olmayan ülkelere yönelik ek kısıtlamalar getirirse, Türk şirketleri dezavantajlı konuma düşebilir. Özellikle inşaat, altyapı ve savunma sanayii gibi alanlarda AB ihalelerinde aktif olan Türk firmaları olumsuz etkilenebilir. Öte yandan Türkiye, kendi kamu alımlarında yerli üretimi teşvik eden politikalar izlerse, bu küresel eğilimden fayda sağlayabilir. Uzun vadede, AB ile ticaret ilişkilerinde yeni bir denge arayışı gündeme gelebilir.