Avrupa Birliği (AB), Gazze'ye insani yardım taşıyan bir filotillaya yönelik saldırıda rol oynadığı belirtilen iki İsrailli bakana yaptırım uygulamayı değerlendiriyor. Middle East Eye'ın haberine göre, AB Dışişleri Bakanları Konseyi'nde gündeme gelen yaptırım teklifi, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği iddialarını yeniden alevlendirdi. Söz konusu filotilla saldırısında, aktivistlerin öldürüldüğü ve yaralandığı belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Filotilla Krizi ve AB'nin Tepkisi
Haziran 2024'te, Gazze Şeridi'ne ablukayı delmek ve insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan bir filotilla, İsrail Deniz Kuvvetleri tarafından uluslararası sularda durdurulmuştu. Operasyon sırasında yardım gemilerine müdahale eden İsrail askerleri, aralarında Türk vatandaşlarının da olduğu aktivistlerle çatışmıştı. Olayda birkaç aktivist hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralanmıştı. BM raporlarına göre, İsrail askerlerinin orantısız güç kullandığı ve uluslararası hukuku ihlal ettiği belirtilmişti.
AB, olayın hemen ardından bağımsız bir soruşturma çağrısında bulunmuş, ancak İsrail bu çağrıyı reddetmişti. AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Sorumluların cezalandırılması gerektiğini" vurgulamıştı. Şimdi ise birlik, yaptırım seçeneğini masaya yatırıyor. Habere göre, listede Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcı isimler yer alıyor. Her iki bakan da daha önce Filistinlilere yönelik sert söylemleriyle tanınıyor ve uluslararası toplumun tepkisini çekmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: AB-İsrail İlişkileri ve Gazze Ablukası
Bu yaptırım girişimi, AB-İsrail ilişkilerinde yeni bir kırılma noktasına işaret ediyor. AB, tarihsel olarak İsrail'i destekleyen bir pozisyonda olmasına rağmen, özellikle Netanyahu hükümetinin Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Gazze ablukası nedeniyle eleştirilerini artırmıştı. Filotilla saldırısı, bu eleştirileri doruk noktasına taşıdı. Uzmanlar, AB'nin yaptırım kararının sembolik olmaktan öteye geçmeyeceğini, ancak İsrail'i diplomatik olarak zor durumda bırakabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İsrail'e yönelik yaptırımlara karşı olduğunu ifade etmiş olsa da, AB içindeki Almanya ve Fransa gibi ülkelerin yaptırımlara sıcak bakmadığı biliniyor. Yine de, İrlanda ve İspanya gibi ülkelerin ısrarlı tutumu, yaptırım sürecinin ilerlemesini sağlayabilir. Gazze'de devam eden insani kriz, uluslararası toplumun İsrail'e baskı yapmasına neden olurken, AB'nin bu adımı BM ve diğer uluslararası kuruluşlar nezdinde örnek teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir gündeminde olan Gazze ablukası ve İsrail'in uluslararası hukuk ihlalleri konusunda AB'nin de harekete geçtiğini gösteriyor. Türkiye, filotilla saldırısında hayatını kaybeden vatandaşları nedeniyle konuyu BM'ye taşımış ve İsrail'den tazminat talep etmişti. AB'nin yaptırım girişimi, Türkiye'nin tezlerini güçlendirebilir ve Ankara'nın diplomatik çabalarına destek sağlayabilir. Ancak, yaptırımların hayata geçmesi halinde İsrail ile ticari ilişkilerdeki olası gerilim, Türkiye'yi de dolaylı olarak etkileyebilir. Bölgesel dengeler açısından, AB'nin bu adımı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki varlığını ve Filistin davasına verdiği desteği uluslararası alanda daha görünür kılma potansiyeli taşıyor.