Avrupa Birliği (AB), yıllar süren zorlu müzakerelerin ardından Güneydoğu Asya ülkeleriyle bir dizi ikili ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak üzere. Bu gelişme, AB'nin bölgedeki ekonomik varlığını güçlendirme çabalarının bir parçası olarak öne çıkıyor. Ancak AB ile Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) arasında bloklar arası kapsamlı bir ticaret anlaşması hâlâ uzak bir olasılık olarak değerlendiriliyor.
İkili Anlaşmalar ve Arka Planı
AB, son dönemde Vietnam ve Singapur ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının ardından şimdi de Tayland, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerle müzakereleri ileri aşamaya taşıdı. 2023 yılında Tayland ile yeniden başlatılan müzakerelerin 2024 içinde tamamlanması bekleniyor. Endonezya ile yürütülen görüşmelerde ise palm yağı, madencilik ve kamu alımları gibi hassas başlıklarda tıkanma yaşanmıştı; ancak son turlarda önemli ilerleme kaydedildiği bildiriliyor.
AB'nin bu hamlesi, Çin'in bölgedeki artan ekonomik etkisine karşı bir denge unsuru oluşturma amacı taşıyor. Çin, son on yılda ASEAN ülkeleriyle ticaretini hızla artırarak bölgenin en büyük ticaret ortağı haline geldi. AB ise bu duruma karşılık olarak kendi ticaret ağını genişletmeye çalışıyor. Avrupa Komisyonu yetkilileri, ikili anlaşmaların AB'nin "açık stratejik özerklik" politikasıyla uyumlu olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, ASEAN ile bloklar arası bir anlaşma için yürütülen müzakereler 2007'de başlamış ancak 2009'da askıya alınmıştı. 2017'de yeniden başlatılan görüşmelerden de somut bir sonuç alınamadı. ASEAN'ın karar alma mekanizmasının yavaş işlemesi, üye ülkeler arasındaki ekonomik farklılıklar ve insan hakları konusundaki anlaşmazlıklar, bloklar arası anlaşmayı zorlaştıran temel etkenler olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin Güneydoğu Asya ile ticaret ilişkilerini derinleştirmesi, küresel ticaret dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. AB, halihazırda ASEAN'ın üçüncü büyük ticaret ortağı konumunda. 2022 verilerine göre iki blok arasındaki ticaret hacmi 280 milyar doları aşmış durumda. İkili anlaşmaların tamamlanmasıyla bu rakamın daha da artması bekleniyor.
Ancak Çin'in bölgedeki ağırlığı göz önüne alındığında, AB'nin bu hamlesinin ne kadar etkili olacağı tartışmalı. Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bölge ülkelerine altyapı yatırımları yaparak ekonomik bağlarını güçlendiriyor. AB'nin ikili anlaşmaları, yatırım ve hizmet ticareti gibi alanlarda daha kapsamlı kurallar getirse de Çin'in sunduğu finansman imkanlarıyla rekabet etmekte zorlanabilir.
Ayrıca, AB'nin iklim ve işçi hakları gibi konularda getirdiği yüksek standartlar, bazı ASEAN ülkeleri için caydırıcı olabiliyor. Örneğin, Endonezya ile yapılan müzakerelerde palm yağı üretiminin çevresel etkileri ve ormansızlaşma konusu önemli bir engel teşkil etmişti. AB'nin yeşil mutabakat kapsamındaki düzenlemeleri, ithal ürünlere karbon sınırı vergisi getirmeyi öngörüyor; bu da Güneydoğu Asya ülkelerinin ihracatını olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Güneydoğu Asya ile ticaret anlaşmalarını hızlandırması, Türkiye'nin dış ticaret politikası açısından dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Gümrük Birliği üyesi olarak AB'nin ortak ticaret politikasına tabi olduğundan, AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına uyum sağlamak durumunda. Ancak Türkiye, bu anlaşmalara taraf olmadığı için ASEAN ülkeleriyle ticarette avantaj kaybedebilir. Özellikle tekstil, otomotiv ve makine sektörlerinde rekabet gücü olumsuz etkilenebilir. Öte yandan, Türkiye'nin Asya'ya açılım politikası kapsamında ASEAN ülkeleriyle ikili ticaret anlaşmaları yapma çabaları hız kazanabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'ni güncelleme müzakerelerinde de yeni bir ivme yaratabilir.