Avrupa Birliği düzenleyicileri, Fransa'da geçen hafta patlak veren ve ülke geneline yayılan şiddet olayları ve yağma eylemleri sırasında sosyal medya platformlarının Kremlin yanlısı dezenformasyon ve nefret söylemi yaymadaki rolünü mercek altına aldı. AB Komisyonu, özellikle Twitter, Facebook ve TikTok gibi büyük platformların, olaylarla ilgili yanıltıcı içerikleri hızla yayarak kamu düzenini bozabilecek nitelikte paylaşımlara göz yumup yummadığını araştırıyor. Bu adım, Brüksel'in sosyal medya şirketlerine yönelik artan baskısının son halkası olarak görülüyor.
Olayların arka planı ve AB'nin devreye girişi
Fransa'da 27 Haziran'da polisin bir genci öldürmesiyle başlayan protestolar, kısa sürede ülke çapında şiddet olaylarına dönüştü. Özellikle banliyölerde araçların yakılması, dükkanların yağmalanması ve kamu binalarına saldırılar düzenlendi. Olaylar sırasında sosyal medyada, gerçek dışı iddialar, yanlış yönlendirici videolar ve nefret söylemi içeren paylaşımlar hızla yayıldı. AB düzenleyicileri, bu içeriklerin arkasında Rusya destekli aktörlerin olabileceğine dair işaretler bulunduğunu belirtiyor. Avrupa Birliği'nin Dezenformasyonla Mücadele birimi, özellikle Kremlin yanlısı hesapların olayları istismar ederek toplumsal kutuplaşmayı artırmaya çalıştığını tespit etti.
AB Komisyonu Sözcüsü, "Sosyal medya platformlarının, şiddet çağrısı yapan veya nefret söylemi içeren içerikleri kaldırmak için yeterli adımları atıp atmadığını inceliyoruz. Ayrıca, yanıltıcı bilgilerin yayılmasında algoritmaların rolünü de değerlendiriyoruz" dedi. Düzenleyiciler, platformların yeni yürürlüğe giren Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini kontrol ediyor. DSA, çok büyük çevrimiçi platformların yasa dışı içerikle sistematik olarak mücadele etmesini ve risk değerlendirmesi yapmasını zorunlu kılıyor. İhlal durumunda küresel cirolarının yüzde 6'sına varan para cezaları uygulanabilecek.
Fransız yetkililer de olaylar sırasında sosyal medyanın oynadığı rolü eleştirmiş, bazı platformları yeterince hızlı hareket etmemekle suçlamıştı. İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, Twitter ve TikTok'un şiddet çağrılarını kaldırmada yavaş kaldığını söylemişti. AB'nin soruşturması, Fransa'nın talebi üzerine mi başlatıldığı net değil ancak Brüksel'in konuya müdahil olması, üye ülkeler arasında dayanışma mesajı olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Dezenformasyonla mücadelede yeni cephe
AB'nin bu adımı, Rusya'nın Batı ülkelerinde toplumsal huzursuzluğu körükleme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Son yıllarda Kremlin yanlısı medya ve sosyal medya hesapları, Avrupa'da seçimlerden göçmen krizine kadar pek çok konuda dezenformasyon yaymakla suçlanıyor. Fransa'daki olaylar, Rusya'nın bu tür krizleri istismar ederek AB'nin istikrarını bozma çabalarının son örneği olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, sosyal medya platformlarının algoritmalarının öfke ve kutuplaşmayı körükleyen içerikleri öne çıkardığını, bunun da şiddet olaylarını tetikleyebildiğini belirtiyor.
AB'nin soruşturması, küresel ölçekte dezenformasyonla mücadele çabalarına ivme kazandırabilir. Dijital Hizmetler Yasası, dünyada benzeri olmayan bir düzenleme olarak kabul ediliyor ve diğer ülkeler için model oluşturuyor. Ancak platformların yasalara ne kadar uyduğu ve yaptırımların caydırıcılığı tartışma konusu. Öte yandan, ifade özgürlüğü savunucuları, aşırı sansür riskine dikkat çekiyor. AB, bu dengeyi gözetmek zorunda.
Fransa'daki olaylar, sosyal medyanın kamusal düzeni bozabilecek gücünü bir kez daha gösterdi. AB düzenleyicilerinin incelemesi, platformların sorumluluklarını yerine getirmediği yönünde bir sonuca varırsa, bu durum sadece Fransa için değil, tüm AB ülkeleri için emsal teşkil edecek. Ayrıca, Rusya'nın dezenformasyon faaliyetlerine karşı daha koordineli bir mücadele sinyali verilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Fransa'daki olaylarda Kremlin yanlısı dezenformasyonu soruşturması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir boyut taşıyor. Türkiye, son yıllarda sosyal medya dezenformasyonu ve yabancı aktörlerin manipülasyonu konusunda benzer sorunlarla karşılaşıyor. AB'nin Dijital Hizmetler Yasası kapsamındaki adımları, Türkiye'nin dezenformasyonla mücadele politikalarına ışık tutabilir. Ayrıca, Rusya'nın Avrupa'da istikrar bozucu faaliyetleri, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde hassas bir denge unsuru. Türkiye, hem NATO üyesi hem de Rusya ile yakın ilişkiler yürüten bir ülke olarak, dezenformasyonla mücadelede işbirliği mekanizmalarını güçlendirmesi gerekiyor. AB'nin bu soruşturması, Türkiye'nin sosyal medya düzenlemeleri ve yabancı bilgi operasyonlarına karşı savunma kapasitesini artırma ihtiyacını ortaya koyuyor.