Avrupa Birliği (AB) ile Filipinler, on yılı aşkın süredir aralıklarla süren serbest ticaret müzakerelerinde nihayet 'önemli bir mutabakata' ulaştı. Salı günü duyurulan gelişme, analistlere göre Brüksel'in Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ile bölgesel çapta bir ticaret anlaşması imzalamasının da yolunu açabilir. Müzakereler, 2010'ların başında başlamış ancak insan hakları ihlalleri ve siyasi gerilimler nedeniyle birkaç kez durma noktasına gelmişti.
Müzakerelerin arka planı ve kırılma noktası
AB ile Filipinler arasındaki serbest ticaret anlaşması (STA) görüşmeleri ilk olarak 2015 yılında başlatıldı. Ancak dönemin Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin yönetimi sırasında, özellikle uyuşturucuyla mücadele kampanyasında yaşanan hak ihlalleri nedeniyle AB tarafı müzakereleri askıya aldı. 2022'de Ferdinand Marcos Jr.'ın iktidara gelmesiyle birlikte ilişkilerde yeni bir sayfa açıldı ve taraflar 2023'te masaya geri döndü. Salı günü duyurulan 'önemli mutabakat', teknik düzeydeki görüşmelerin büyük ölçüde tamamlandığını ve siyasi iradenin anlaşmaya varmak için hazır olduğunu gösteriyor.
Brüksel'in hedefi, tarife engellerini kademeli olarak kaldırarak karşılıklı ticareti artırmak. Filipinler ise özellikle tarım ürünleri, elektronik ve hizmet sektöründe AB pazarına daha kolay erişim sağlamayı amaçlıyor. Anlaşma kapsamında yatırımların korunması, fikri mülkiyet hakları ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları da yer alıyor. AB, Filipinler'in en büyük dördüncü ticaret ortağı konumunda; 2023'te ikili ticaret hacmi 18 milyar doları aştı.
Uzmanlar, bu anlaşmanın sadece iki taraf için değil, AB'nin tüm ASEAN ile ilişkileri açısından da bir test niteliği taşıdığını belirtiyor. AB, halihazırda Singapur ve Vietnam ile ikili STA'lara sahip; Endonezya, Tayland ve Malezya ile de müzakereler sürüyor. Filipinler anlaşmasının tamamlanması, AB'nin bölgedeki ticaret ağını genişletme stratejisinde önemli bir halka olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
AB'nin ASEAN ile bölgesel bir ticaret anlaşması hedefi, Çin'in bölgedeki artan ekonomik ve askeri etkisine karşı bir denge unsuru olarak değerlendiriliyor. Çin, 2020'de ASEAN ülkeleriyle imzaladığı Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasıyla bölgede önemli bir ticaret bloğu oluşturmuştu. AB'nin Filipinler ile vardığı mutabakat, Brüksel'in Hint-Pasifik'te daha aktif bir ekonomik aktör olma arzusunun somut bir göstergesi.
Öte yandan, ABD'nin bölgedeki ticaret politikası belirsizliğini koruyor. Washington, Trans-Pasifik Ortaklığı'ndan (TPP) çekilmiş ve yerine kapsamlı bir alternatif koyamamıştı. Bu boşluk, AB'nin bölgede ticaret kurallarını şekillendirme fırsatını artırıyor. Analistler, Filipinler anlaşmasının ASEAN'ın diğer üyeleri için de teşvik edici bir örnek oluşturabileceğini, ancak insan hakları ve çevre standartları gibi konularda yaşanabilecek anlaşmazlıkların süreci yavaşlatabileceğini vurguluyor.
Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için önümüzdeki aylarda metnin hukuki olarak gözden geçirilmesi, imzalanması ve her iki tarafta onay süreçlerinden geçmesi gerekiyor. AB tarafında Avrupa Parlamentosu'nun onayı, Filipinler'de ise Senato'nun desteği kritik önemde. Sürecin 2025'i bulabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Filipinler ile vardığı ticaret mutabakatı, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomisi açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ni güncelleme müzakerelerini yıllardır sürdürüyor ancak siyasi engeller nedeniyle ilerleme kaydedemiyor. AB'nin Asya'da imzaladığı her yeni STA, Türkiye'nin Gümrük Birliği kapsamındaki avantajlarını erozyona uğratıyor; zira AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalar, Türk ihracatçısının rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Ayrıca Türkiye, ASEAN ülkeleriyle ticari ilişkilerini derinleştirmeye çalışıyor. AB'nin bölgede güçlenmesi, Türk firmaları için yeni ortaklık fırsatları yaratabileceği gibi, rekabeti de artırabilir. Jeopolitik olarak ise Batı'nın Hint-Pasifik'te ağırlık kazanması, Türkiye'nin çok kutuplu dış politika stratejisinde yeni denge hesapları yapmasını gerektirebilir.