Avrupa Birliği (AB), Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) Ebola salgınının hızla yayılması üzerine, test kapasitesini ve hastalık sürveyansını güçlendirmek amacıyla 5 milyon euro (yaklaşık 5,6 milyon dolar) tutarında ek acil yardım paketi açıkladı. DRC Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son haftalarda vaka sayısı 450'nin üzerine çıkarken, can kaybı 250'yi aştı. Salgının özellikle ülkenin doğusundaki Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde yoğunlaştığı, bu bölgelerdeki çatışma ortamı ve nüfus hareketliliği nedeniyle virüsün komşu Uganda, Ruanda ve Güney Sudan'a sıçrama riskinin arttığı belirtiliyor.
Ebola'ya Karşı Mücadelede Yeni Finansman
AB Komisyonu'nun insani yardım ve kriz yönetiminden sorumlu üyesi Janez Lenarčič, yaptığı yazılı açıklamada, "Ebola salgını kontrol altına alınamazsa, bölgesel bir felakete dönüşme potansiyeli taşıyor. AB olarak sahadaki sağlık çalışanlarını desteklemek, hızlı tanı testlerini artırmak ve hastalık izleme sistemlerini güçlendirmek için ek kaynak sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. Yeni fon, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), UNICEF ve Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) gibi kuruluşların sahadaki çalışmalarına aktarılacak. AB, daha önce de DRC'deki Ebola müdahalesi için 17 milyon euro kaynak ayırmıştı. Toplam yardım miktarı 22 milyon euroya ulaştı. Bu arada DSÖ, salgının kontrol altına alınması için 98 milyon dolarlık acil bütçeye ihtiyaç duyulduğunu açıkladı.
Bölgesel Yayılma Tehdidi ve Uluslararası Müdahale
DRC'nin doğusunda 2018 Ağustos ayından bu yana devam eden ve ülke tarihindeki en büyük ikinci Ebola salgını olarak kayıtlara geçen bu dalga, daha önce 2014-2016 yıllarında Batı Afrika'da 11 bin kişinin ölümüne neden olan salgını geride bırakma yolunda ilerliyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), bölgede 1 milyondan fazla yerinden edilmiş insan bulunduğunu, kontrol noktaları ve seyahat kısıtlamalarına rağmen sınır ötesi hareketliliğin sürdüğünü belirtiyor. Uganda ve Ruanda, sınır bölgelerinde termal kameralar ve sağlık taramaları uygulamaya koysa da, virüsün kuluçka süresinin 21 güne kadar uzaması nedeniyle tam korumanın mümkün olmadığı ifade ediliyor. Bu yılın başında Uganda'da DRC'den gelen bir aileyle bağlantılı üç vaka tespit edilmiş, ancak salgın sınırlı kalmıştı. DSÖ Acil Durum Komitesi, salgının uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu olmadığına karar verse de, bölgesel yayılma potansiyelini yüksek olarak değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
DRC'deki Ebola salgını, Türkiye'nin doğrudan bir sınır komşusu olmamakla birlikte, Afrika kıtasındaki insani yardım faaliyetleri ve sağlık diplomasisi açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, son yıllarda Afrika'da sağlık altyapısı ve salgınlarla mücadele konusunda çeşitli projelere imza atmış, DRC'nin de içinde bulunduğu bölgeye tıbbi malzeme ve ekipman desteği sağlamıştır. Salgının yayılması halinde uluslararası seyahat ve ticaret akışında aksamalar yaşanabileceği gibi, Türk Kızılayı ve TİKA gibi kurumların bölgedeki mevcut çalışmaları da etkilenebilir. Ayrıca, salgın küresel biyogüvenlik riskini artırdığından, Türkiye'nin sınır kontrolleri ve sağlık önlemleri kapsamında durumu yakından takip etmesi önem arz etmektedir.