Avrupa Birliği'nin (AB) Çin ile olan ticaret açığı, resmi ticaret verilerine göre günlük 1 milyar euroya (yaklaşık 870 milyon sterlin) ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Bu rekor seviye, Avrupalı liderlerin hafta içinde artan dengesizliği ele almak üzere bir araya gelmeye hazırlandığı bir dönemde geldi. Veriler, AB'nin Çin'den yaptığı ithalatın ihracatını ciddi şekilde aştığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu durumun Avrupa'nın "sanayi geleceği" üzerinde derin etkileri olabileceği konusunda uyarıyor.
Ticaret açığının arka planı: İthalat artışı ve ihracat durgunluğu
AB İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından derlenen verilere göre, AB'nin Çin'e yönelik ticaret açığı 2023'ün ilk çeyreğinde ortalama günlük 1 milyar euroyu aştı. Bu, önceki yıllara kıyasla önemli bir sıçramaya işaret ediyor. Açığın temel nedeni, Çin'den yapılan ithalatın -özellikle elektronik, makine ve tekstil gibi sektörlerde- hızla artarken, AB'nin Çin'e ihracatının nispeten durağan kalması.
AB'nin Çin'den ithalatı, 2022'de bir önceki yıla göre yüzde 30 artarak 470 milyar euroya yükseldi. Aynı dönemde AB'nin Çin'e ihracatı ise sadece yüzde 8 arttı ve 223 milyar euroda kaldı. Bu, AB'nin Çin ile ticaretinde 247 milyar euroluk rekor bir açık oluşmasına yol açtı. Söz konusu açık, 2018'deki ticaret savaşı öncesi seviyelerin çok üzerinde.
Avrupalı işletmeler, Çin'in iç pazarında karşılaştıkları engellerden şikayetçi. Avrupa İşletmeler Konfederasyonu (BusinessEurope) Başkanı Markus Beyrer, "Çin pazarına erişim giderek zorlaşıyor. Teknoloji transferi zorunluluğu ve fikri mülkiyet haklarının yetersiz korunması, Avrupalı şirketlerin rekabet gücünü olumsuz etkiliyor" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: AB ticaret politikasında dönüşüm sinyalleri
Bu rekor açık, AB'nin ticaret politikasında bir dönüm noktası olarak görülüyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, "Çin ile ticari ilişkilerimizde adil ve dengeli bir oyun alanı sağlamalıyız. Aşırı bağımlılığı azaltmak için riskleri çeşitlendirmemiz gerekiyor" ifadelerini kullanmıştı.
AB, Çin'in özellikle stratejik sektörlerdeki sübvansiyonları ve devlet destekli rekabetine karşı önlemler alıyor. Geçtiğimiz ay yürürlüğe giren Karbon Sınır Düzeltme Mekanizması (CBAM) ve yeni nesil ticaret savunma araçları, Çin'den yapılan ucuz ithalata karşı bir kalkan oluşturmayı hedefliyor. Ayrıca AB, Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi ülkelerle ticaret anlaşmalarını derinleştirerek Çin'e alternatif tedarik zincirleri kurmaya çalışıyor.
Öte yandan, Çin'in Avrupa'ya yönelik doğrudan yatırımları da artıyor. Özellikle yeşil enerji ve otomotiv sektörlerinde, Çinli şirketlerin Avrupa'da üretim tesisleri kurması, ticaret dengesizliğini kısmen dengeleyebilir. Ancak bu durum, bazı Avrupalı politikacılar arasında "teknoloji sızıntısı" endişelerine de yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB-Çin ticaret açığındaki bu artış, Türkiye için dolaylı da olsa önemli yansımalar doğurabilir. Türkiye, AB'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde AB ticaret politikalarından etkileniyor. AB'nin Çin'e alternatif tedarikçi arayışı, Türkiye'yi potansiyel bir üretim ve lojistik merkezi haline getirebilir. Özellikle tekstil, otomotiv ve beyaz eşya gibi sektörlerde, Türkiye'nin AB pazarına yakınlığı ve kaliteli üretim kapasitesi avantaj sağlayabilir. Ayrıca AB'nin Çin'e yönelik kısıtlamaları, Türk firmalarına yeni ihracat fırsatları yaratabilir. Ancak küresel ticarette artan korumacılık, Türkiye'nin kendi ticaret politikalarını da gözden geçirmesini gerektirebilir. Bu süreçte Türkiye, hem AB ile ilişkilerini derinleştirmeli hem de Çin pazarında kendi ticaret dengesini korumak için çeşitlendirme stratejileri izlemelidir.