Avrupa Birliği (AB), yerel çelik sanayisini korumak amacıyla uygulamaya koyduğu yeni önlemler kapsamında, serbest ticaret anlaşması (STA) bulunan ülkelere yönelik tarifesiz çelik kotalarını yüzde 33 oranında azalttı. Brüksel’den yapılan açıklamaya göre, AB artık toplam çelik kotasının yarısını STA imzalamış ülkelere ayıracak. Bu adım, özellikle Çin’den gelen ucuz çelik ithalatının AB pazarında yarattığı baskıyı hafifletmeyi hedefliyor. Yeni düzenleme, AB’nin çelik sektöründe korumacılığı artırdığı ve ticaret ortakları arasında yeni gerilimlere yol açabileceği şeklinde yorumlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
AB, 2018 yılında ABD'nin çelik ve alüminyuma getirdiği gümrük tarifelerine yanıt olarak "güvenlik önlemleri" adı altında çelik ithalatına kota uygulamaya başlamıştı. Bu kotalar, belirli bir miktara kadar olan ithalatı tarifesiz bırakırken, kotayı aşan ithalata yüzde 25 ek gümrük vergisi getiriyor. Yeni düzenleme ile AB, STA imzalı ülkelere ayrılan kota miktarını yüzde 33 azalttı. Böylece STA’lı ülkeler daha sıkı bir kotayla karşı karşıya kalırken, kalan kotanın büyük kısmı diğer ülkelere açık olacak. AB Komisyonu, bu adımın "çoğunlukla Çin menşeli ithalata karşı" alındığını belirtiyor. Çin, küresel çelik üretiminin yarısından fazlasını gerçekleştiriyor ve AB pazarına yönelik ihracatı son yıllarda önemli ölçüde arttı.
AB’nin bu hamlesi, özellikle Güney Kore, Türkiye ve Hindistan gibi STA imzalı ülkeleri doğrudan etkileyecek. Bu ülkeler, AB’ye çelik ihracatında kotaların daralmasıyla pazar kaybı yaşayabilir. AB Komisyonu, kararın AB çelik sektörünün rekabet gücünü korumak ve aşırı kapasite sorununa karşı mücadele etmek için gerekli olduğunu savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu tür korumacı önlemlerin ticaret savaşlarını körükleyebileceği ve küresel tedarik zincirlerini bozabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB’nin çelik kotalarını daraltması, küresel ticaret dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Çin, AB’nin en büyük çelik tedarikçilerinden biri olmasa da, dolaylı yollarla AB pazarına giriş yapabiliyor. Özellikle STA imzalı ülkeler üzerinden Çin menşeli çeliğin AB’ye girmesi, Brüksel’in en büyük endişelerinden biri. Yeni düzenleme, bu tür dolaylı ithalatı engellemeyi amaçlıyor. Öte yandan, ABD’nin 2018’de başlattığı çelik tarifeleri sonrası küresel çelik ticareti önemli ölçüde yön değiştirmişti. AB’nin bu yeni adımı, benzer bir etki yaratabilir ve ticaret akışlarını başka pazarlara kaydırabilir. Uzmanlar, bu durumun özellikle gelişmekte olan ülkelerde çelik fiyatlarını artırabileceğini ve yeni ticaret anlaşmazlıklarına yol açabileceğini belirtiyor.
AB'nin bu kararı, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına uygunluk açısından da tartışma yaratabilir. STA imzalı ülkelere yönelik ayrımcı uygulamalar, DTÖ'nün "en çok kayırılan ülke" ilkesiyle çelişiyor. AB, güvenlik önlemlerini DTÖ’nün izin verdiği istisnalar kapsamında uyguladığını savunsa da, bu tür önlemlerin ticaret ortakları tarafından misillemeyle karşılanması olası. Örneğin, Çin daha önce AB’nin çelik kotalarına karşı DTÖ’de dava açmıştı. Yeni düzenleme, bu tür davaların sayısını artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşması kapsamında geniş ticari ilişkilere sahip olmasına rağmen, STA kapsamındaki kotaların daralmasından doğrudan etkileniyor. AB, Türkiye’nin çelik ihracatı için önemli bir pazar konumunda. Yeni düzenleme ile Türkiye’ye ayrılan kontenjanın azalması, Türk çelik üreticilerinin AB pazarındaki rekabet gücünü zayıflatabilir. Öte yandan, AB’nin Çin menşeli ithalata karşı aldığı önlemler, Türkiye’nin Çin’e karşı korunmasına da katkı sağlayabilir. Ancak kısa vadede Türk çelik sektörü, yeni kotalar nedeniyle ihracatını alternatif pazarlara yönlendirmek zorunda kalabilir. Bu durum, Türkiye’nin AB ile ticari ilişkilerinde yeni bir test niteliği taşıyor.