Avrupa Birliği'nin Birleşik Krallık nezdindeki yeni büyükelçisi Jukka Salovaara, Londra'nın AB ile ilişkilerde ne istediğini netleştirmesi durumunda Brüksel'in müzakere masasına oturmaya hazır olduğunu açıkladı. Salovaara, İngiltere'nin Cool Britannia döneminde Londra'da görev yapmış deneyimli bir diplomat olarak, Burnham hükümetinin AB ile ilişkileri yeniden şekillendirme çabasında kilit rol oynayacak.
Diplomatik deneyim ve yeni dönem
Jukka Salovaara, 1990'lı yıllarda Londra'da görev aldı ve o dönemki İngiltere'nin Avrupa ile ilişkilerine yakından tanıklık etti. Şimdi ise Brexit sonrası dönemde AB'nin Londra'daki en üst düzey temsilcisi olarak, İngiltere ile AB arasındaki ilişkilerin geleceğini şekillendirecek müzakerelerde "çok yakın" bir konumda bulunacak. Salovaara'nın atanması, Brüksel'in Londra ile ilişkileri yeniden canlandırma konusundaki istekliliğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham liderliğindeki hükümet, göreve gelmesinin ardından AB ile ilişkileri "sıfırlama" politikası izleyeceğini duyurmuştu. Bu kapsamda ticaret, güvenlik, göç ve iklim gibi alanlarda işbirliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Ancak AB tarafı, İngiltere'nin somut taleplerini netleştirmesini bekliyor. Salovaara'nın "top İngiltere'nin sahasında" mesajı, Brüksel'in müzakerelerde inisiyatifi Londra'ya bıraktığını gösteriyor.
İngiltere-AB ilişkilerinde yeni sayfa
Brexit sonrası dönemde İngiltere ile AB arasındaki ilişkiler, Ticaret ve İşbirliği Anlaşması çerçevesinde yürütülüyor. Ancak anlaşmanın uygulanmasında yaşanan sorunlar, Kuzey İrlanda protokolü etrafındaki tartışmalar ve balıkçılık hakları gibi konular taraflar arasında gerilime yol açmıştı. Burnham hükümeti, bu sorunları aşmak ve ilişkileri daha yapıcı bir zemine taşımak istiyor.
AB tarafı ise İngiltere'nin tek pazar ve gümrük birliği dışında kalmasına rağmen, mümkün olan en yakın işbirliğini arzuluyor. Salovaara'nın açıklamaları, Brüksel'in İngiltere'nin egemenlik haklarına saygı duyarak, karşılıklı çıkarlara dayalı bir ilişki kurmaya hazır olduğunu gösteriyor. Özellikle savunma ve güvenlik alanında işbirliği, her iki tarafın da öncelikleri arasında.
Uzmanlar, İngiltere'nin AB ile ilişkilerini yeniden tanımlama sürecinin kolay olmayacağını belirtiyor. Zira İngiltere iç siyasetinde AB karşıtlığı halen güçlü bir damar olarak varlığını sürdürüyor. Burnham hükümetinin, AB ile yakınlaşma adımlarını iç kamuoyuna kabul ettirmesi gerekiyor. Öte yandan AB içinde de İngiltere'ye özel statü verilmesine karşı çıkan üye ülkeler bulunuyor.
Müzakerelerin ana hatları
Salovaara'nın göreve başlamasıyla birlikte, İngiltere-AB ilişkilerinde yeni bir diplomatik kanal açılmış oluyor. Büyükelçi, Londra'daki temaslarında öncelikle İngiltere'nin beklentilerini dinleyecek ve Brüksel'e rapor edecek. AB Komisyonu, İngiltere'nin taleplerini değerlendirdikten sonra müzakere mandatı belirleyecek. Bu süreçte ticaret, göç, güvenlik ve araştırma-geliştirme alanlarındaki işbirliği imkanları masaya yatırılacak.
İngiltere'nin özellikle Erasmus+ programına katılım, finansal hizmetlerde eşdeğerlik ve balıkçılık kotaları gibi konularda talepleri bulunuyor. AB ise İngiltere'den düzenleyici uyum ve seviye oyun alanı konularında güvence istiyor. Müzakerelerin 2025 yılı boyunca devam etmesi ve kademeli olarak somut sonuçlar alınması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin AB ile ilişkilerini yeniden şekillendirme çabası, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomisi açısından dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ni güncelleme ve vize serbestisi gibi konularda müzakereler yürütüyor. İngiltere'nin AB ile yakınlaşması, Türkiye'ye AB ile ilişkilerinde yeni bir ivme kazandırabilir. Ayrıca İngiltere, Türkiye'nin önemli bir ticaret ortağı; Brexit sonrası ikili ticaret anlaşmaları güçlendirilmişti. AB-İngiltere ilişkilerinin normalleşmesi, Türkiye üzerinden geçen ticaret yollarını da olumlu etkileyebilir. Savunma alanında ise İngiltere'nin AB ile işbirliğini artırması, NATO içindeki denge açısından Türkiye'nin stratejik konumunu etkileyebilir.