Avrupa Birliği'nin 2028-2034 dönemini kapsayan bütçesi için müzakereler resmen başladı. Kıbrıs Rum Kesimi’nin dönem başkanlığında yapılan öneriye göre, bütçenin geçen yıl öngörülen 2 trilyon avronun yüzde 2 altında, yani yaklaşık 1,96 trilyon avro olması hedefleniyor. Bu küçük ama sembolik kesinti, üye ülkeler arasında hangi politikaların öncelikli olduğu konusundaki derin görüş ayrılıklarını yansıtıyor. Brüksel’de Perşembe günü yapılan açıklamada, “Daha verimli ve odaklı bir bütçe için ilk adım” ifadeleri kullanıldı.
Gelişmenin arka planı
AB bütçesi, tarım sübvansiyonlarından uyum fonlarına, araştırma ve kalkınma programlarından güvenlik harcamalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Geçen yılki öneri, özellikle yeşil dönüşüm ve dijitalleşme hedefleri doğrultusunda hazırlanmıştı. Ancak üye ülkelerin bir kısmı, bütçenin mevcut ekonomik daralmayla orantılı olarak küçültülmesi gerektiğini savunuyor. Kıbrıs Rum Kesimi’nin önerdiği yüzde 2’lik kesinti, bu taleplere bir yanıt niteliği taşıyor. Öte yandan, kesintinin hangi kalemlerden yapılacağı henüz net değil. Tarım fonları ve uyum yardımları gibi geleneksel olarak en büyük payı alan alanların hedefte olduğu belirtiliyor.
Müzakerelerin önümüzdeki aylarda yoğunlaşması bekleniyor. AB Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu arasında üçlü görüşmeler yapılacak. En büyük tartışma konularından biri, savunma harcamaları. Ukrayna savaşı sonrası artan güvenlik endişeleri, AB’nin savunma bütçesini artırma yönünde baskı oluşturuyor. Ancak bazı ülkeler, bu artışın diğer fonlardan kesinti yapılarak karşılanmasına karşı çıkıyor. Ayrıca, Brexit sonrası İngiltere’nin katkısının kaybolması, bütçe üzerindeki baskıyı artıran bir diğer faktör.
Bölgesel veya küresel boyut
AB bütçesinin şekillenmesi, yalnızca üye ülkeleri değil, aynı zamanda AB ile ortaklık anlaşmaları olan ülkeleri ve komşu bölgeleri de doğrudan etkiliyor. Örneğin, Batı Balkan ülkeleri, AB genişleme sürecinde sağlanan fonlardan yararlanıyor. Türkiye de uzun yıllardır AB bütçesinden katılım öncesi yardım fonu (IPA) kapsamında fon alıyor. Kesinti önerisi, bu tür dış yardım programlarının da etkilenebileceği yönünde endişelere yol açıyor. Küresel ölçekte, AB’nin iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri için ayırdığı fonların azalması, uluslararası taahhütlerin yerine getirilmesini zorlaştırabilir. Özellikle Afrika ve Asya’daki kalkınma projeleri, AB fonlarına bağımlı durumda.
Öte yandan, AB içinde artan milliyetçi ve popülist eğilimler, bütçe tartışmalarını daha da karmaşık hale getiriyor. Bazı üye ülkeler, “AB’nin kendi cebimizden finanse edilmesine” karşı çıkarak, bütçenin daha da küçültülmesini talep ediyor. Bu durum, AB’nin küresel bir aktör olarak rolünü zayıflatabileceği gibi, iç dayanışmayı da tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB bütçesindeki bu küçük kesinti, Türkiye’yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, AB katılım öncesi yardım fonu (IPA) kapsamında her yıl yüz milyonlarca avro almaktadır. Fonların azalması, Türkiye’deki AB destekli projelerin yavaşlamasına yol açabilir. Ayrıca, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konular da bütçe müzakereleriyle bağlantılıdır. Türk dış politikası açısından, AB ile ilişkilerde fonların önemli bir kaldıraç olduğu düşünüldüğünde, kesintilerin Ankara’yı yeni arayışlara itme riski bulunuyor. Bununla birlikte, kesinti oranının düşük olması, kısa vadede büyük bir etki yaratmasa da, müzakerelerin sonucu Türkiye için belirleyici olacaktır.