Avrupa Birliği liderleri, 15-16 Ekim tarihlerinde Brüksel'de gerçekleştirdikleri ve saatler süren zirvede, Birliğin bir sonraki uzun vadeli bütçesi (2021-2027 Çok Yıllı Mali Çerçeve) üzerinde anlaşma sağlayamadı. Zirve sonunda yapılan açıklamada "ileriye giden yolun daha netleştiği" belirtilse de, üye ülkeler arasında bütçenin büyüklüğü, harcama öncelikleri ve özellikle yeni iklim hedeflerinin finansmanı konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. Müzakerelerin bu yıl içinde tamamlanıp tamamlanamayacağı ise belirsizliğini koruyor.
Bütçe Müzakerelerinde Derin Görüş Ayrılıkları
AB bütçesi, üye ülkelerin yıllık katkıları ve Birlik düzeyinde yürütülen ortak politikaların finansmanını düzenliyor. 2021-2027 dönemi için önerilen bütçe, AB'nin 2014-2020 döneminde kullandığı yaklaşık 1 trilyon avroluk bütçenin üzerine, Kovid-19 salgınının ekonomik etkilerini hafifletmek için tasarlanan 750 milyar avroluk "Yeni Nesil AB" (Next Generation EU) fonunu da eklemeyi hedefliyor. Ancak üye ülkeler, bu fonun geri ödenmesi ve dağıtımı konusunda farklı yaklaşımlar sergiliyor.
Zirvede özellikle şu konular öne çıktı:
- Bütçenin toplam büyüklüğü: Bazı ülkeler, Birleşik Krallık'ın ayrılmasının ardından oluşan mali boşluğun kapatılması için daha fazla katkı yapılması gerektiğini savunurken, net katkı sağlayan ülkeler (örneğin Hollanda, Danimarka, İsveç, Avusturya) bütçenin küçültülmesi ve harcamaların daha verimli kullanılması çağrısında bulunuyor.
- İklim finansmanı: AB'nin 2050'de iklim nötr olma hedefi doğrultusunda, yeşil dönüşüm için ayrılacak kaynak miktarı tartışmalı. Bazı ülkeler, fosil yakıtlara verilen desteklerin kesilmesini ve yenilenebilir enerjiye daha fazla yatırım yapılmasını isterken, diğerleri bu dönüşümün maliyetinin adil paylaşılması gerektiğini vurguluyor.
- Hukuk devleti mekanizması: AB Komisyonu'nun, bütçe fonlarını hukuk devleti ihlalleriyle ilişkilendirme önerisi, Polonya ve Macaristan gibi ülkelerin tepkisini çekiyor. Bu ülkeler, mekanizmanın siyasi amaçlarla kullanılabileceğini savunuyor.
- Yeni gelir kaynakları: AB'nin kendi öz kaynaklarını (örneğin karbon sınır düzenleme mekanizması, dijital hizmet vergisi) oluşturma fikri de masada. Ancak bu konuda da üye ülkeler arasında farklı görüşler var.
Zirve sonrası açıklamalarda AB Konseyi Başkanı Charles Michel, "Bazı üye ülkelerin endişelerini anlıyoruz, ancak ortak bir zeminde buluşmak zorundayız" derken, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Bu bütçe, Avrupa'nın geleceğine yapılan bir yatırımdır" ifadelerini kullandı. Ancak liderlerin somut bir takvim açıklamaması, müzakerelerin sert geçeceğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin uzun vadeli bütçesi, sadece Birliğin iç işleyişi için değil, aynı zamanda küresel ölçekte de önemli sonuçlar doğuruyor. Bütçe, AB'nin iklim değişikliğiyle mücadele, dijital dönüşüm, savunma kapasitesi ve komşu ülkelere yönelik yardımlar gibi alanlardaki taahhütlerini finanse ediyor. Anlaşmazlık nedeniyle bütçenin gecikmesi, AB'nin uluslararası arenadaki etkinliğini ve güvenilirliğini zayıflatabilir. Özellikle ABD ve Çin ile artan jeopolitik rekabet ortamında, AB'nin kendi kaynaklarını harekete geçirememesi, Birliğin küresel aktör olarak hareket kabiliyetini kısıtlayabilir.
Ayrıca, Kovid-19 salgınının yarattığı ekonomik tahribatın onarılması için tasarlanan Yeni Nesil AB fonunun onaylanması, üye ülkelerin ekonomik toparlanması için kritik. Fonun gecikmesi, özellikle İtalya, İspanya gibi ağır etkilenen ülkelerde ekonomik sıkıntıları derinleştirebilir. AB içindeki bu belirsizlik, küresel piyasalarda da dalgalanmalara yol açabilir.
Öte yandan, AB bütçesi müzakereleri, Birliğin genişleme perspektifini de dolaylı olarak etkiliyor. Batı Balkanlar ve Ukrayna gibi ülkelere yönelik mali yardımlar, bütçe anlaşmazlığı nedeniyle askıya alınabilir. Bu durum, AB'nin komşuluk politikasında güven kaybına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB bütçe krizi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. Öncelikle, AB'nin Türkiye'ye yönelik mali yardımları (Katılım Öncesi Yardım Aracı - IPA) bu bütçeden finanse ediliyor. Bütçenin gecikmesi, Türkiye'ye aktarılacak fonlarda belirsizliğe yol açabilir ve sivil toplum, eğitim, tarım gibi alanlardaki projeleri olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, AB içindeki bütçe tartışmaları, Birliğin dış politika önceliklerini de etkileyebilir. Türkiye-AB ilişkilerinde gerginlik yaşandığı bir dönemde, AB'nin kendi iç sorunlarına odaklanması, diyalog kanallarının zayıflamasına neden olabilir. Öte yandan, AB'nin iklim finansmanı konusundaki kararlılığı, Türkiye'nin yeşil mutabakat sürecinde işbirliği imkanlarını şekillendirebilir. Türkiye, AB'nin yeni bütçe önceliklerini yakından takip ederek, özellikle yeşil dönüşüm ve dijitalleşme alanlarında ortak projeler geliştirme fırsatlarını değerlendirmelidir.