BERLIN, 23 Ekim - Almanya'da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin lideri Alice Weidel'in hacklenen e-posta hesaplarından elde edilen yazışmalar, Weidel'in yasa dışı kampanya bağışına ilişkin daha önceki açıklamalarıyla çelişiyor. Der Spiegel dergisinin Cuma günü yayımladığı habere göre, ele geçirilen e-postalar, Weidel'in 2017 federal seçim kampanyası sırasında aldığı ve partinin kabul ettiği bağışla ilgili bilgileri gizlediğini gösteriyor.
Skandalın Arka Planı: Yasa Dışı Bağış ve İnkâr
AfD, 2017 seçimlerine giderken İsviçre merkezli bir ilaç firmasından 130 bin euroluk bağış aldı. Alman yasalarına göre, bağışların parti tarafından şeffaf bir şekilde kaydedilmesi ve yasal sınırlar içinde kalması gerekiyor. Ancak söz konusu bağışın, partiye doğrudan değil, Weidel'in yakın çevresindeki kişiler aracılığıyla parçalara bölünerek aktarıldığı iddia edildi. Weidel, daha önce yaptığı açıklamalarda bağışın yasadışı olduğunu bilmediğini ve partinin mali işlerinden sorumlu olmadığını savunmuştu. Der Spiegel'in ulaştığı e-postalar ise Weidel'in bağışın kaynağı ve aktarım şekli hakkında bilgi sahibi olduğunu, hatta süreci yönlendirdiğini gösteriyor. Belgelerde, Weidel'in parti içindeki muhasebe kayıtlarının nasıl gizleneceğine dair talimatlar verdiği öne sürülüyor.
Hacklenen e-postaların, AfD'nin 2020 yılında Federal Meclis'te (Bundestag) yaşanan ve partinin ikiye bölünmesine yol açan iç çekişmeler sırasında ele geçirildiği belirtiliyor. Der Spiegel, e-postaların bir kısmının Weidel'in şifreli iletişim kanallarını kullanmadığını, bu nedenle siber saldırganların kolayca erişim sağladığını yazdı. Almanya Federal Veri Koruma ve Bilgi Özgürlüğü Ofisi'nin konuyla ilgili inceleme başlattığı, ancak henüz resmi bir açıklama yapmadığı bildirildi.
AfD, 2017 seçimlerinden bu yana yasadışı bağış iddialarıyla mücadele ediyor. Parti, 2019'da Federal Meclis Başkanlığı tarafından 400 bin euroyu aşan yasadışı bağış nedeniyle cezalandırıldı. Weidel ise skandalın patlak vermesinden sonra yaptığı açıklamada, "bağışın yasal olduğuna inandığını" söylemişti. Ancak yeni belgeler, Weidel'in bağışın yasadışı olduğunu bildiğine dair ciddi şüpheler doğuruyor. Alman savcılığı, daha önce başlattığı soruşturmayı bu yeni deliller ışığında genişletebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa'da Aşırı Sağın Yükselişi ve Mali Skandallar
AfD, Almanya'da anketlerde yüzde 20 civarında destekle ikinci parti konumunda. Ancak parti, sürekli olarak mali skandallar ve iç çekişmelerle gündeme geliyor. Weidel'in liderliği, partinin aşırı sağcı kanadı ile daha ılımlı kanadı arasında denge kurmaya çalışıyor. Hacklenen e-postalar, partinin iç işleyişindeki şeffaflık eksikliğini ve lider kadrosunun mali konulardaki tutumunu sorgulatıyor. Avrupa genelinde aşırı sağ partiler, son yıllarda artan oy oranlarına rağmen, genellikle yasadışı finansman ve dış müdahale iddialarıyla karşı karşıya kalıyor. Fransa'da Ulusal Cephe (şimdiki adı Ulusal Birlik) benzer şekilde Rusya bağlantılı finansman iddialarıyla gündeme gelmişti. Almanya'da ise AfD'nin Rusya yanlısı söylemleri ve Kremlin ile bağlantıları sık sık tartışılıyor. Bu skandal, partinin mali kaynaklarının şeffaflığı konusundaki endişeleri artırabilir ve Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde aşırı sağın güvenilirliğini zedeleyebilir.
Almanya'da koalisyon hükümeti, aşırı sağın yükselişini endişeyle izliyor. İçişleri Bakanlığı, AfD'nin gençlik kollarının aşırılık yanlısı olarak sınıflandırılması sürecini yürütüyor. Hacklenen e-postalar, partinin yasadışı bağış kabul ettiğine dair kanıtlar sunarsa, AfD'nin devlet finansmanından mahrum bırakılması gündeme gelebilir. Alman yasaları, yasadışı bağış alan partilere ağır para cezaları öngörüyor. Bu durum, partinin seçim kampanyalarını finanse etme kapasitesini sınırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin mali skandallarla sarsılması, Türkiye'nin Avrupa'daki siyasi dengeleri yakından ilgilendiren bir gelişme. AfD, göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemleriyle bilinirken, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecine ve Türk toplumuna yönelik tutumuyla dikkat çekiyor. Partinin zayıflaması, Almanya'da Türk karşıtı söylemlerin azalmasına katkı sağlayabilir. Ancak AfD'nin güçlenmesi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde ve Almanya'daki Türk diasporasının hakları konusunda olumsuz etkiler yaratabilir. Ayrıca, Almanya'nın siyasi istikrarı, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri olması nedeniyle ekonomik ilişkiler açısından da önem taşıyor. Skandalın yaratacağı belirsizlik, iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik ilişkileri dolaylı olarak etkileyebilir.