Avrupa Birliği, yeni biyometrik sınır kontrol sisteminin yol açtığı havalimanı kuyruklarına son vermek için kapsamlı bir çalışma başlattı. AB Komisyonu, özellikle Schengen bölgesine giriş yapan üçüncü ülke vatandaşları için zorunlu hale getirilen parmak izi ve fotoğraf tarama işlemlerinin, yolcuların saatlerce beklemesine neden olduğunu kabul ediyor. Sistem, suçluların tespitini kolaylaştırmak ve vize ihlallerini önlemek amacıyla tasarlanmış olsa da, uygulamadaki aksaklıklar binlerce kişiyi mağdur etti.
Yeni sistemin arka planı ve sorunlar
AB'nin Giriş/Çıkış Sistemi (EES) adı verilen yeni uygulaması, Schengen bölgesine giren ve çıkan tüm yolcuların biyometrik verilerinin kaydedilmesini öngörüyor. Bu sistem, özellikle suçluların ve vize süresini aşan kişilerin tespit edilmesini kolaylaştırmayı hedefliyor. Ancak, sistemin devreye alındığı ilk günlerden itibaren büyük aksaklıklar yaşandı. Özellikle büyük havalimanlarında, yolcuların parmak izi ve fotoğraf işlemleri için uzun kuyruklar oluştu. Bazı havalimanlarında bekleme süreleri üç saati aşarken, yolcular uçuşlarını kaçırma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. AB Komisyonu, sorunun çözümü için üye ülkelerle birlikte çalıştığını ve ek personel ile teknik altyapı iyileştirmeleri yapıldığını açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu sorun, yalnızca AB ülkelerini değil, aynı zamanda Schengen bölgesine seyahat eden tüm üçüncü ülke vatandaşlarını etkiliyor. Türkiye, ABD, Kanada ve birçok Asya ülkesi vatandaşları, bu sistem nedeniyle havalimanlarında beklemek zorunda kalıyor. AB, turizm ve iş seyahatlerini olumsuz etkileyen bu durumun, Avrupa ekonomisine de zarar verebileceğini belirtiyor. Seyahat acenteleri ve havayolu şirketleri, sistemin düzeltilmemesi halinde yolcuların alternatif rotaları tercih edebileceği uyarısında bulunuyor. AB Komisyonu, sorunun kısa sürede çözülmesi için üye ülkelerin havalimanlarında geçici olarak manuel kontrole geçilmesine izin verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile vize serbestisi ve Geri Kabul Anlaşması sürecinde biyometrik veri paylaşımına ilişkin düzenlemeleri halihazırda uygulamaktadır. AB'nin yaşadığı bu teknik aksaklıklar, Türkiye'nin kendi biyometrik sınır yönetim sistemlerini güncellemesi ve olası sorunlara karşı hazırlıklı olması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, bu durum AB ile Türkiye arasında vize muafiyeti müzakerelerinde teknik altyapı standardizasyonunun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Türk turizm sektörü, AB'ye seyahat eden Türk vatandaşlarının yaşadığı bu mağduriyetin, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde bir bahane olarak kullanılmaması gerektiğini vurgulamaktadır.