Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, bankaların sermaye yeterlilik oranlarına ilişkin düzenlemelerde esneklik sağlamayı öngören bir teklif hazırlığı içinde. Söz konusu adım, daha önce ABD ve İngiltere'nin benzer yönde attığı adımları takip ediyor ve küresel finans sektöründe düzenleyici yükün hafifletilmesi yönünde artan talebe yanıt olarak geliyor. Brüksel'in teklifinin, bankaların kredi verme kapasitesini artırarak ekonomik büyümeyi desteklemesi beklenirken, finansal istikrar konusunda bazı endişeleri de beraberinde getiriyor.
Gelişmenin arka planı
AB Komisyonu'nun üzerinde çalıştığı teklif, bankaların sermaye koruma tamponları ve karşı döngüsel sermaye tamponları gibi araçların uygulanmasında daha fazla takdir yetkisi tanımayı amaçlıyor. Bu sayede bankaların kredi verme kapasitesinin genişletilmesi ve özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) başta olmak üzere reel sektöre daha fazla finansman akışı sağlanması hedefleniyor. Ancak teklifin, 2008 küresel finans krizi sonrası getirilen Basel III düzenlemelerinin bazı unsurlarını gevşeteceği için finansal sistemin kırılganlığını artırabileceği yönünde uyarılar da bulunuyor.
Avrupa bankacılık sektörü, özellikle pandemi sonrası dönemde artan enflasyon ve yükselen faiz oranlarıyla mücadele ederken, kredi kayıplarının da artabileceği endişesiyle karşı karşıya. Bu bağlamda Brüksel'in adımı, sektörün rekabet gücünü korumak ve ABD ve İngiltere'deki rakiplerine karşı dezavantajlı duruma düşmesini engellemek amacı taşıyor. AB Komisyonu'nun teklifinin önümüzdeki haftalarda resmen duyurulması ve Avrupa Parlamentosu ile AB Konseyi'nde görüşülmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD Federal Rezervi (Fed) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE), daha önce benzer şekilde bankaların sermaye gereksinimlerini gevşetme sinyali vermişti. Bu adımlar, küresel çapta düzenleyici yarışın başladığına işaret ediyor. Özellikle Çin ve diğer Asya ekonomilerinin de benzer adımlar atması halinde, uluslararası finans merkezleri arasında rekabet daha da kızışabilir. Ancak bazı analistler, bu tür gevşemelerin orta vadede finansal istikrarı tehdit edebileceğini ve bir sonraki krizde kamu kaynaklarına daha fazla yük bindirebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin bankacılık düzenlemelerini gevşetme hamlesi, Türkiye için doğrudan olmasa da dolaylı etkiler yaratabilir. Türk bankacılık sektörü halen Basel III standartlarına uyum sürecinde olup, yabancı kredi bulma maliyetleri küresel regülasyonlardan etkilenmektedir. AB bankalarının sermaye yükünün hafiflemesi, Türkiye'ye yönelik kredi kanallarını genişletebilir. Ancak uluslararası finansal istikrara dair risklerin artması, Türkiye gibi hassas dış dengelere sahip ülkeler için sermaye hareketlerinde oynaklığı artırabilir. Bu gelişmeyi, Türkiye'nin kendi düzenleyici politikalarıyla uyumlu şekilde izlemesi önem taşımaktadır.