Avrupa Birliği, kamu alımlarında yerli mal ve hizmetlerin tercih edilmesini teşvik eden yeni bir düzenleme paketini duyurdu. Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan ve bağlayıcı kotalar içermeyen kurallar, üye ülkelerin kamu kaynaklarını harcarken Avrupa menşeli ürünlere ve hizmetlere öncelik vermesini amaçlıyor. Bu adım, Brüksel'in Çin'in ekonomik yayılmacılığına karşı geliştirdiği son hamle olarak değerlendiriliyor. Düzenleme, kamu ihalelerinde "Avrupa'dan satın al" ilkesini güçlendirmeyi hedefliyor, ancak üye ülkeler için zorunlu hedefler getirmiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Birliği, uzun süredir Çin'in devlet destekli şirketlerinin Avrupa pazarında yarattığı rekabet baskısından şikayetçi. Özellikle yeşil teknoloji, telekomünikasyon ve altyapı sektörlerinde Çin menşeli ürünlerin kamu ihalelerinde avantaj sağladığı görülüyor. Komisyon, bu durumu dengelemek için üye ülkelere "stratejik sektörlerde yerli tedarikçilere yönelmeleri" çağrısı yapıyor. Yeni kurallar, mevcut DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) taahhütleriyle uyumlu olacak şekilde tasarlandı; bu nedenle bağlayıcı kotalar yerine teşvik mekanizmaları öngörülüyor.
AB yetkilileri, düzenlemenin "ekonomik güvenlik" stratejisinin bir parçası olduğunu vurguluyor. 2023'te yayımlanan Avrupa Ekonomik Güvenlik Stratejisi, kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltmayı ve stratejik sektörlerde Avrupa'nın rekabet gücünü artırmayı hedefliyordu. Yeni kamu alım kuralları, bu stratejinin somut bir ayağı olarak sunuluyor. Ayrıca, AB'nin Net Sıfır Sanayi Yasası ve Kritik Hammaddeler Yasası gibi düzenlemeleriyle de paralellik taşıyor.
Düzenleme kapsamında, üye ülkelerin kamu alım süreçlerinde "Avrupa menşeli" ürünlere ek puan verilmesi, yerli KOBİ'lerin desteklenmesi ve stratejik sektörlerde Avrupa tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi teşvik ediliyor. Ancak, üye ülkelerin ulusal takdir yetkisi korunuyor; her ülke kendi önceliklerine göre hareket edebilecek. Komisyon, ayrıca kamu alımlarında sosyal ve çevresel kriterlerin daha fazla dikkate alınmasını istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin bu hamlesi, ABD-Çin arasındaki ticaret savaşlarının gölgesinde geldi. Washington, son yıllarda Çin'e karşı çeşitli tarifeler ve ihracat kontrolleri uygularken, Avrupa da benzer bir yol izlemeye başladı. Ancak AB'nin yaklaşımı, ABD'nin daha agresif ve tek taraflı politikalarından farklı olarak, çok taraflı kurallara bağlı kalmayı ve DTÖ çerçevesinde hareket etmeyi önceliyor. Bu nedenle "Avrupa'dan satın al" kuralları, doğrudan bir yasak getirmek yerine teşvik edici nitelikte.
Çin, AB'nin bu adımını yakından takip ediyor. Pekin yönetimi, geçmişte benzer düzenlemelere karşı DTÖ'ye şikayette bulunmuş ve "ayrımcı" uygulamalar olarak nitelendirmişti. AB'nin yeni kurallarının bağlayıcı olmaması, Çin'in misilleme olasılığını azaltabilir. Ancak, eğer üye ülkeler bu teşvikleri yoğun şekilde uygularsa, Çinli şirketlerin Avrupa kamu ihalelerindeki payı düşebilir.
Uzmanlar, düzenlemenin etkisinin sınırlı olabileceğini belirtiyor. Zira kamu alımları halihazırda üye ülkelerin yetkisinde ve birçok ülke zaten yerli firmaları kayırıyor. Yine de, AB düzeyinde bir çerçeve oluşturulması, uzun vadede ortak bir yaklaşımın temelini atabilir. Ayrıca, bu adım Avrupa'nın "açık stratejik özerklik" hedefiyle uyumlu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB'nin kamu alım kurallarına taraf olmadığı için bu düzenlemeden doğrudan etkilenmeyecek. Ancak Türk şirketleri, AB pazarına yönelik ihalelerde Çinli firmalarla rekabet ediyor. Eğer AB, "Avrupa'dan satın al" ilkesini sıkı uygularsa, Türk firmalarının AB kamu ihalelerine erişimi zorlaşabilir; çünkü Türkiye, AB üyesi olmadığı için "Avrupa menşeli" sayılmayabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Gümrük Birliği üyeliği, bazı sektörlerde avantaj sağlayabilir. Türk dış politikası açısından ise bu gelişme, AB'nin ekonomik güvenlik yaklaşımını benimsediğini gösteriyor; Türkiye'nin de benzer şekilde yerli üretimi teşvik etmesi ve Çin'e karşı dengeli bir ticaret politikası izlemesi gerekebilir.