New York'ta düzenlenen 11 Eylül anma töreninde, saldırılarda hayatını kaybedenlerin isimleri okunurken bir dul kadın söz alarak ABD yönetimine Suudi Arabistan yetkililerinin saldırılardaki olası rolünü araştırma çağrısı yaptı. Terörist saldırıların 24. yıl dönümünde yapılan törende konuşan ismi açıklanmayan kadın, Suudi yetkililerin 11 Eylül komplosuyla bağlantılı olduğunu öne süren davanın peşinin bırakılmamasını istedi.
911 Ailelerinin Yıllardır Süren Mücadelesi
11 Eylül saldırılarında hayatını kaybedenlerin yakınları, yıllardır Suudi Arabistan'ın saldırılardaki sorumluluğuna dair iddiaların peşini bırakmadı. Kurban aileleri, Suudi hükümetinin saldırıyı planlayanlara finansal ve lojistik destek sağladığını öne sürerek ABD mahkemelerinde davalar açtı. Bu davalarda, bazı Suudi yetkililerin El Kaide üyeleriyle doğrudan temas halinde olduğu iddiaları yer aldı. Ancak Suudi yönetimi, bu suçlamaları kategorik olarak reddediyor ve veliaht prensin de aralarında bulunduğu üst düzey yetkililerin herhangi bir rolü olduğunu yalanlıyor.
2016 yılında ABD Kongresi'nde kabul edilen ve 11 Eylül mağdurlarının Suudi Arabistan'a dava açmasının önünü açan yasa, dönemin Başkanı Barack Obama tarafından veto edilmiş ancak Kongre vetoyu geçersiz kılmıştı. O tarihten bu yana aileler, dosyalarının kapanmaması için yoğun çaba harcıyor. Son yıllarda yayımlanan bazı gizliliği kaldırılmış belgeler, Suudi yetkililerin saldırganlarla bağlantılı olduğu şüphesini güçlendirdi. Ancak kesin bir kanıt ortaya konulamadı ve Suudi Arabistan her seferinde suçlamaları reddetti.
Trump Yönetimine Çağrı
Anma törenindeki dul kadın, konuşmasında doğrudan Başkan Donald Trump'a seslenerek, adalet taleplerinin siyasi çıkarlar uğruna göz ardı edilmemesini istedi. Suudi Arabistan ile ABD arasındaki stratejik ortaklığın, 11 Eylül kurbanlarının ailelerinin acılarını gölgelememesi gerektiğini vurguladı. Aileler, Trump yönetiminin Suudi Arabistan ile yakın ilişkilerinin, davanın ilerlemesini engelleyebileceğinden endişe ediyor.
Trump, göreve geldiğinden bu yana Suudi Arabistan ile güçlü bağlar kurdu. İlk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan'a yapan Trump, bu ülkeyle milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları imzaladı. Suudi Arabistan, ABD'nin Orta Doğu'daki en önemli müttefiklerinden biri olarak görülüyor. Ancak bu yakınlık, 11 Eylül ailelerinin adalet arayışını zorlaştırıyor. Aileler, Suudi Arabistan'ın ABD'deki nüfuzunu kullanarak davanın seyrini değiştirmeye çalıştığını iddia ediyor.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 2018'de verdiği bir röportajda, 11 Eylül saldırılarına karışan Suudi vatandaşlarının olduğunu kabul etmiş ancak kendisinin veya üst düzey yetkililerin olayla ilgisi olmadığını söylemişti. Prens, "Eğer Suudi yetkililerin parmağı olduğuna dair kanıt varsa, mahkemeye çıkarılmalı" demişti. Ancak aileler, Suudi yönetiminin kanıtları kararttığını ve tanıkları susturduğunu öne sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
11 Eylül saldırıları, ABD'nin Orta Doğu politikasını derinden etkiledi. Afganistan ve Irak işgalleri, bölgede milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve büyük göç dalgalarına yol açtı. Suudi Arabistan ise bu süreçte ABD'nin en yakın müttefiklerinden biri olmayı sürdürdü. Ancak 11 Eylül'ün gölgesi, iki ülke ilişkilerinde zaman zaman gerilim yaratıyor. Özellikle Kaşıkçı cinayeti sonrası Suudi Arabistan'a yönelik eleştiriler artmış olsa da, Trump yönetimi Suudi Arabistan'a yönelik yaptırım çağrılarına mesafeli durdu.
Uluslararası hukuk açısından, devletlerin terör örgütlerine destek verdiği iddiasıyla yargılanması oldukça zor. Ancak 11 Eylül davası, devlet destekli terörizm konusunda emsal teşkil edebilir. Suudi Arabistan, davayı düşürmek için yoğun lobi faaliyeti yürütüyor. Aileler ise uluslararası kamuoyunun desteğini arıyor. Avrupa ve diğer bölgelerde de benzer davalar açılabilir. Bu durum, devletlerin terörizme destek verme konusunda daha dikkatli olmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 11 Eylül saldırılarını kınayan ilk ülkelerden biri olmuş ve terörle mücadelede uluslararası işbirliğine önem vermiştir. Suudi Arabistan ile ilişkileri ise inişli çıkışlı bir seyir izlemektedir. Kaşıkçı cinayeti sonrası Suudi Arabistan'a yönelik eleştiriler artmış, ancak son dönemde ilişkiler normalleşme sürecine girmiştir. Bu dava, Türkiye'nin Suudi Arabistan ile ilişkilerinde denge politikası izlemesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye, terörle mücadelede Suudi Arabistan ile işbirliğini sürdürürken, insan hakları ihlalleri konusunda da duyarlı olmalı. Ayrıca, 11 Eylül davası, bölgede devlet destekli terörizm iddialarının tekrar gündeme gelmesine neden olabilir ve Türkiye'nin güvenlik politikalarını etkileyebilir.