New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, 11 Eylül 2001 terör saldırılarının ardından Dünya Ticaret Merkezi çevresindeki hava kalitesine ilişkin yeni belgeleri kamuoyuyla paylaştı. Mamdani'nin ofisinden yapılan açıklamaya göre, belgeler eski belediye başkanları Michael Bloomberg ve Rudy Giuliani'nin döneminde yapılan resmi açıklamaların aksine, bölgede ciddi düzeyde toksik madde kirliliği olduğunu ortaya koyuyor. 25 yıl sonra hâlâ devam eden sağlık sorunları, binlerce kurtarma görevlisi, itfaiyeci, polis ve bölge sakini için tazminat ve sağlık hizmetleri tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Belgeler Neleri Ortaya Çıkardı?
Mamdani yönetimi tarafından yayınlanan belgeler, 2001 yılı Eylül ayından itibaren Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve diğer kurumlar tarafından yapılan ölçümleri içeriyor. Bu ölçümler, özellikle asbest, kurşun, cıva ve dioksin gibi kanserojen maddelerin, yetkililerin kamuoyuna açıkladığı seviyelerin çok üzerinde olduğunu gösteriyor. Örneğin, bazı bölgelerde asbest konsantrasyonu, federal güvenlik sınırının 100 katına kadar çıkmış. Eski Başkan Rudy Giuliani, saldırılardan kısa süre sonra "hava kalitesinin güvenli olduğunu" ve bölgeye dönülmesinde sakınca bulunmadığını söylemişti. Michael Bloomberg ise 2002'de göreve geldiğinde benzer şekilde iyimser açıklamalar yapmış, ancak 2006'da bazı sağlık sorunlarını kabul etmek zorunda kalmıştı. Yeni belgeler, bu açıklamaların bilimsel gerçeklerle çeliştiğini ve halkın yanlış yönlendirildiğini gösteriyor.
Belgelerin yayınlanmasıyla birlikte, 11 Eylül sonrası hastalıklardan muzdarip kişiler ve avukatları, tazminat davalarında yeni bir dayanak elde etti. 2011'de kurulan 11 Eylül Sağlık Programı kapsamında şu ana kadar 80.000'den fazla kişiye kanser, solunum yolu hastalıkları ve diğer rahatsızlıklar nedeniyle tazminat ödendi. Ancak birçok hasta, yeterli desteği alamadıklarını ve bürokratik engellerle karşılaştıklarını belirtiyor. Mamdani, belgelerin yayınlanmasının ardından yaptığı açıklamada, "Bu belgeler, 25 yıl boyunca görmezden gelinen bir gerçeği ortaya koyuyor. Artık kurbanların haklarını savunmak ve sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştırmak için harekete geçmeliyiz" dedi. Belediye, ayrıca bölgede yaşayanlar için ücretsiz sağlık taramaları başlatacağını duyurdu.
Sağlık Bilançosu: 25 Yılda Ne Değişti?
11 Eylül saldırılarının ardından ortaya çıkan sağlık sorunları, sadece kurtarma çalışanlarını değil, bölgede yaşayan, çalışan ve okuyan yüz binlerce insanı etkiledi. Dünya Ticaret Merkezi'nin yıkılmasıyla ortaya çıkan toz bulutu, haftalar boyunca havada asılı kaldı. Bu tozun içinde bulunan asbest, kurşun, cam lifleri ve diğer partiküller, solunduğunda akciğerlerde kalıcı hasara yol açtı. 2001'den bu yana yapılan araştırmalar, bölgede görev yapan itfaiyecilerde kanser oranının normal popülasyona göre %15 daha yüksek olduğunu gösteriyor. Özellikle multipl miyelom, lösemi ve prostat kanseri vakalarında artış dikkat çekiyor. Ayrıca, astım, KOAH ve gastroözofageal reflü hastalığı gibi solunum ve sindirim sistemi rahatsızlıkları da yaygın.
11 Eylül Sağlık Programı, 2023 itibarıyla 120.000'den fazla kişiyi kapsıyor ve bugüne kadar 11 milyar dolardan fazla tazminat ödemesi yapıldı. Ancak programın bütçesi ve kapsamı sık sık tartışma konusu oluyor. Bazı uzmanlar, özellikle genç yaşta maruz kalanların ilerleyen yıllarda daha fazla sağlık sorunu yaşayabileceğini ve mevcut programın bu kişileri yeterince kapsamadığını belirtiyor. Öte yandan, psikolojik travma da önemli bir boyut. Saldırıya tanık olanlar, yakınlarını kaybedenler ve kurtarma çalışanları arasında depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu oranları yüksek. Ancak ruh sağlığı hizmetlerine erişim, fiziksel sağlık hizmetlerine göre daha kısıtlı.
Mamdani'nin yayınladığı belgeler, sadece geçmişin hesabını sormakla kalmıyor, aynı zamanda gelecekte benzer afetlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda da dersler sunuyor. Uzmanlar, 11 Eylül sonrası yaşananların, çevresel felaketlerde halk sağlığının nasıl ihmal edilebileceğinin çarpıcı bir örneği olduğunu vurguluyor.
Küresel Boyut: İklim ve Çevre Politikalarına Etkisi
11 Eylül sonrası yaşanan hava kirliliği faciası, yalnızca ABD'yi değil, küresel çevre ve halk sağlığı politikalarını da derinden etkiledi. Olay, endüstriyel kazalar, doğal afetler ve savaşlar sonrasında çevresel maruziyetin uzun vadeli sonuçlarına dair farkındalığı artırdı. Özellikle Dünya Ticaret Merkezi'nin yıkılmasıyla açığa çıkan asbest, dünya genelinde asbest kullanımının yasaklanması yönündeki çabaları hızlandırdı. Bugün birçok ülke asbesti tamamen yasaklamış durumda. Ancak Türkiye gibi bazı ülkelerde hâlâ kısıtlı kullanım söz konusu.
Ayrıca, 11 Eylül sonrası yapılan bilimsel çalışmalar, hava kirliliğinin iklim değişikliğiyle etkileşimini anlamada önemli veriler sağladı. Partikül madde (PM2.5) ve ozon gibi kirleticilerin hem insan sağlığına hem de iklime zarar verdiği, bu iki sorunun birlikte ele alınması gerektiği görüşü güçlendi. Bu bağlamda, 11 Eylül tecrübesi, çevre adaleti ve halk sağlığı politikalarının ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediliyor.
Öte yandan, olayın ardından ABD'de çevre mevzuatında yapılan değişiklikler, diğer ülkeler için de emsal teşkil etti. Özellikle EPA'nın yetkilerinin güçlendirilmesi ve şeffaflık ilkesinin benimsenmesi, uluslararası düzeyde tartışıldı. Ancak yeni belgeler, bu düzenlemelerin yeterli olmadığını ve siyasi baskıların bilimsel gerçeklerin önüne geçebildiğini gösteriyor. Bu durum, iklim değişikliğiyle mücadelede de benzer risklerin bulunduğunu hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül sonrası yaşanan çevre sağlığı faciası, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye, deprem kuşağında yer alıyor ve olası büyük bir depremde benzer şekilde asbest ve diğer zararlı maddelerin açığa çıkması riski yüksek. 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında enkaz kaldırma çalışmalarında benzer endişeler dile getirilmişti. Ayrıca, Türkiye'de asbest kullanımı halen tam olarak yasaklanmadı ve bazı sanayi kollarında kullanımı devam ediyor. Bu haber, çevresel maruziyetin uzun vadeli sağlık etkileri konusunda farkındalığı artırarak, Türkiye'nin afet sonrası çevre sağlığı politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor. Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı'nın koordineli çalışması, olası bir felakette halk sağlığını korumak için hayati önem taşıyor.