ABD'de yerel kanser radyasyon tedavi merkezlerinin sayısındaki hızlı düşüş, yaklaşık 50 milyon Amerikalının bu hayati tedaviye erişimini kaybetmesine yol açtı. Uzmanlar, kırsal ve yoksul bölgelerde merkezlerin kapanmasıyla hastaların tedavi için yüzlerce kilometre yol kat etmek zorunda kaldığını ve bu açığın giderek büyüyeceği uyarısında bulunuyor. Amerikan Radyasyon Onkolojisi Derneği'nin (ASTRO) verilerine göre, 2010-2020 yılları arasında ülke genelinde 200'den fazla radyasyon onkolojisi merkezi kapandı; bunların büyük çoğunluğu nüfusu 50.000'in altındaki kırsal bölgelerdeydi. Özellikle Ortabatı, Güney ve Appalachia eyaletlerinde yoğunlaşan kapanmalar, kanser hastalarının tedaviye erişimini ciddi şekilde kısıtlıyor. ASTRO Başkanı Dr. Howard Sandler, durumu 'sessiz bir sağlık krizi' olarak tanımlıyor ve 'tedaviye geç ulaşmak, kanserin ilerlemesine ve ölüm oranlarının artmasına neden oluyor' diyor.
Artan Seyahat Süreleri ve Tedavi Yükü
Kapanan merkezlerin yerini genellikle büyük şehirlerdeki hastaneler veya özel zincirler alıyor. Ancak bu durum, özellikle düşük gelirli ve sigortasız hastalar için ciddi bir yük oluşturuyor. Birçok hasta, haftalık radyasyon seansları için 2-3 saatlik araba yolculuğu yapmak zorunda kalıyor. Bu hem maddi hem de fiziksel olarak yıpratıcı. Nebraska'da yaşayan 67 yaşındaki prostat kanseri hastası John Miller, 'En yakın merkez 250 kilometre uzakta. Benim gibi emekliler için bu imkânsız, çoğu zaman tedaviyi yarıda bırakıyoruz' ifadelerini kullanıyor. Uzmanlar, bu erişim sorununun özellikle meme, prostat ve akciğer kanseri gibi radyasyonun sık kullanıldığı hastalıklarda ölüm oranlarını artırdığını belirtiyor. CDC verilerine göre, kırsal bölgelerde kanser ölüm oranı kentsel bölgelere göre yüzde 10 daha yüksek. Sağlık ekonomistleri, merkez kapanmalarının önümüzdeki on yılda sağlık sistemine ek milyarlarca dolarlık yük getireceğini öngörüyor. Zira geç teşhis ve tedavi gecikmeleri, daha agresif ve pahalı tedavilere yol açıyor.
Siyasi Tartışmalar ve Medicare'in Rolü
Konu, ABD'de sağlık politikasının merkezinde yer alıyor. Kapanmaların temel nedenlerinden biri, Medicare ve özel sigorta şirketlerinin radyasyon tedavisi geri ödemelerini yıllardır düşürmesi. Kırsal hastaneler, düşük hacim ve düşük geri ödeme nedeniyle ayakta kalamıyor. Demokrat Parti'li senatörler, Medicare'in radyasyon tedavisi için yaptığı ödemelerin artırılmasını savunurken, Cumhuriyetçiler pazar bazlı çözümler öneriyor. Başkan Joe Biden'in kanser araştırmalarına ayrılan bütçeyi artırma sözüne rağmen, kırsal erişim sorunu henüz çözülmüş değil. Uzaktan tedavi (telemedicine) ve taşınabilir radyasyon cihazları gibi teknolojik çözümler tartışılsa da, bunların yaygınlaşması maliyet ve altyapı engelleri nedeniyle yıllar alabilir. ABD'de her yıl 1,8 milyon kişiye kanser teşhisi konuyor ve bunların yaklaşık yüzde 60'ı radyasyon tedavisine ihtiyaç duyuyor. Mevcut gidişat, milyonlarca Amerikalı için bu tedavinin lüks haline geldiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu durum, gelişmekte olan ülkeler için önemli dersler barındırıyor. Türkiye'de de benzer bir merkezileşme eğilimi var; radyasyon onkolojisi merkezleri büyük şehirlerde yoğunlaşırken Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ciddi bir açık bulunuyor. Sağlık Bakanlığı'nın şehir hastaneleri ve mobil kanser tarama araçlarıyla bu açığı kapatma çabaları sürse de, kırsal nüfusun tedaviye erişimi sınırlı. Özellikle deprem bölgesindeki şehirlerde radyasyon cihazlarının hasar görmesi, sorunu daha da derinleştirdi. Türkiye'nin, ABD'deki gibi geri ödeme politikalarının merkezleri kapatmasını önlemek için devlet destekli bir dağıtım modeli izlemesi ve mobil radyasyon ünitelerini yaygınlaştırması kritik. Ayrıca, kırsal sağlık altyapısına yatırım yapılmazsa, kanser ölüm oranlarında bölgesel eşitsizlikler artacaktır.