4 Temmuz Bağımsızlık Günü'nde Amerika Birleşik Devletleri'nin 250. kuruluş yıldönümü kutlanacak olsa da, yeni yayımlanan bir anket ülke genelinde derin bir gelecek kaygısının hâkim olduğunu gösteriyor. Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan ankete göre, Amerikalıların yalnızca yüzde 35'i ülkenin bugünkü durumundan memnun olduğunu belirtirken, yüzde 63'lük büyük bir çoğunluk gelecek on yıl için karamsar bir tablo çiziyor. Anket, 2-12 Haziran 2023 tarihleri arasında 5.079 yetişkinle gerçekleştirilmiş olup, hata payı yüzde ±2,1 olarak açıklanmıştır. Katılımcıların yüzde 78'i siyasi kutuplaşmayı en büyük sorun olarak görürken, ekonomi ve enflasyon endişeleri de yüzde 62 ile ikinci sırada yer alıyor.
Siyasi kutuplaşma ve kurumlara güvensizlik
Anketin en çarpıcı sonuçlarından biri, Amerikalıların yüzde 85'inin federal hükümete güvenmediğini ifade etmesi oldu. Bu oran, 1958'deki ilk ölçümden bu yana en düşük seviye. Siyasi partiler arasındaki uçurum da derinleşmiş durumda. Demokratların yüzde 68'i ülkenin temel değerlerinin tehlikede olduğunu düşünürken, Cumhuriyetçilerde bu oran yüzde 72. Özellikle genç seçmenler (18-29 yaş) arasında iklime dair kaygılar ön plana çıkıyor; yüzde 44'ü iklim değişikliğini en acil tehdit olarak tanımlıyor. Ekonomik endişeler ise tüm yaş gruplarında hissediliyor: Enflasyon, yüzde 55 ile en büyük mali kaygı.
Kurumlara olan güvensizlik medyaya da yansımış durumda. Katılımcıların yalnızca yüzde 7'si ulusal haber medyasına “çok fazla” güvendiğini belirtirken, yüzde 50'si neredeyse hiç güvenmediğini ifade ediyor. Bu durum, özellikle seçim bütünlüğü konusunda endişeleri beraberinde getiriyor. 2024 başkanlık seçimlerine bir yıl kala, katılımcıların yüzde 59'u seçimlerin adil ve özgür olacağına inanmadığını söylüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'deki bu iç siyasi kriz, ülkenin küresel liderlik rolünü de tehdit ediyor. Uzun yıllardır Batı dünyasının en büyük ekonomisi ve askeri gücü olan ABD, Çin'in yükselişi karşısında stratejik bir belirsizlik yaşıyor. Ankete göre, Amerikalıların yüzde 48'i Çin'in ekonomik ve askeri olarak ABD'yi geçeceğine inanıyor. Avrupa Birliği ve NATO müttefikleri ise ABD'nin içe dönmesinden endişe ediyor. Özellikle Ukrayna savaşı bağlamında, ABD'nin yardım taahhütlerini sürdürüp sürdüremeyeceği merak konusu. Anket, Amerikalıların yüzde 40'ının Ukrayna'ya yapılan askeri yardımın azaltılmasını istediğini ortaya koyuyor. Bu da ABD'nin küresel taahhütlerinde bir daralmaya işaret ediyor olabilir.
Orta Doğu'da ise İran'la nükleer müzakereler ve Suudi Arabistan'la ilişkiler gibi konular ABD'nin bölgesel gücünü etkilemeye devam ediyor. Ankete katılanların yüzde 53'ü ABD'nin dünyada saygınlığını kaybettiğini düşünüyor. Bu algı, özellikle Çin ve Rusya'nın etkisini artırdığı bir dönemde, ABD yönetiminin izleyeceği dış politikayı şekillendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin iç siyasi kırılganlığı, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Siyasi kutuplaşma ve güvensizlik, ABD'nin Türkiye'ye yönelik baskıcı politikalarını (örneğin CAATSA yaptırımları) sürdürme kapasitesini azaltabilir ve Ankara'ya manevra alanı açabilir. Ancak aynı zamanda ABD'nin küresel taahhütlerden kaçınması, Doğu Akdeniz ve Suriye gibi dosyalarda Türkiye'nin güvenlik endişelerini derinleştirebilir. NATO içinde ABD'nin güvenilirliğinin sorgulanması, Türkiye'nin alternatif savunma işbirliklerine (Rusya ile S-400 anlaşması gibi) yönelmesini meşrulaştırabilir. Ekonomik olarak ise ABD'deki resesyon endişeleri, Türkiye'nin ihracatını ve döviz gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Sonuç olarak, ABD'deki bu yapısal güvensizlik, Türk dış politikasında daha dengeli ve çok yönlü bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.