ABD Senatosu'nda Perşembe günü yapılan oylamada, dört Cumhuriyetçi senatör partilerinden ayrılarak Demokratların hazırladığı İran savaş yetkisi kararını destekledi. Maine Senatörü Susan Collins, Alaska Senatörü Lisa Murkowski, Kentucky Senatörü Rand Paul ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy, 50-49'luk oylamada Demokratlarla birlikte hareket ederek, Trump yönetimini İran ile savaştan Amerikan askerlerini çekmeye zorlayan karar lehine oy kullandı. Karar, Senato'nun 1973 Savaş Yetkileri Yasası çerçevesinde, Başkan'ın İran'a karşı askeri güç kullanımını onaylamasını veya güçlerini geri çekmesini talep ediyor. Bu, Trump yönetiminin İran politikasına karşı Kongre'nin en sert tepkilerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin Arka Planı
Karar, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin 3 Ocak 2020'de ABD'nin Bağdat'taki hava saldırısıyla öldürülmesinin ardından tırmanan gerginlikler sırasında geldi. Trump yönetimi, Süleymani'nin öldürülmesinin ABD vatandaşlarına yönelik yakın bir tehdidi önlemek için gerekli olduğunu savunurken, Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Başkan'ın Kongre'ye danışmadan askeri güç kullanma yetkisini genişlettiğini iddia etti. 11 Ocak'ta yapılan oylamada, Senato'nun İran konusunda bölünmüş olduğu bir kez daha görüldü.
Karar, özellikle Rand Paul gibi özgürlükçü kanattan Cumhuriyetçilerin yanı sıra, Susan Collins ve Lisa Murkowski gibi ılımlı Cumhuriyetçilerin desteklediği bir metin olarak öne çıktı. Paul, oylama öncesinde yaptığı konuşmada, "Başkan'ın Kongre'nin onayı olmadan savaş başlatma yetkisi yoktur. Bu karar, Anayasa'nın bize verdiği savaş ilan etme yetkisini hatırlatmaktadır" ifadelerini kullandı. Collins ise, "ABD'nin İran ile savaşa girmesini istemiyoruz. Bu karar, Başkan'a açık bir mesaj göndermektedir" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karar, sadece ABD iç siyasetinde değil, Ortadoğu'da da yankı buldu. İran yönetimi, ABD Senatosu'ndaki bu adımı "olumlu bir gelişme" olarak nitelendirirken, bölgedeki ABD müttefikleri ise endişelerini dile getirdi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin bölgeden çekilmesi halinde İran'ın daha da saldırganlaşacağı uyarısında bulundu. Öte yandan, Avrupalı müttefikler, diplomasiye öncelik veren bu tür adımları memnuniyetle karşıladı. Fransa, Almanya ve İngiltere, ABD'nin İran'la nükleer anlaşmaya dönmesi için çabalarını yoğunlaştırması gerektiğini vurguladı. Karar, Başkan Trump'ın vetosuyla karşılaşabilir; ancak Senato'daki bu çoğunluk, veto edilse bile Kongre'nin İran politikası üzerindeki etkisini artırabilir. Trump yönetimi, kararın "bağlayıcı olmadığını" ve yürütme yetkisini sınırlamadığını savunsa da, bu oylama Başkan'ın İran konusunda Kongre'den gelen baskıyı görmezden gelemeyeceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir bölgede, ABD'nin askeri angajmanının sınırlanması potansiyelini taşıyor. ABD'nin İran ile olası bir askeri çatışmadan kaçınması, bölgede istikrarı artırabilir ve Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik endişelerini dolaylı olarak hafifletebilir. Ancak, ABD'nin bölgeden çekilmesi halinde İran'ın nüfuzunun artması, özellikle Irak ve Suriye'de Türkiye'nin çıkarlarına tehdit oluşturabilir. Ankara, bu süreçte diplomatik girişimlerini sürdürerek, hem ABD ile hem de İran ile dengeli bir ilişki kurmaya çalışacaktır. Kararın veto edilip edilmeyeceği ve sonraki adımlar, Türkiye'nin bölgesel politikalarını şekillendirecek faktörler arasında yer alıyor.