Atina'da yaşayan 54 yaşındaki Christina Rapti-Tzelepi, 17 Mart 2004'te dondurulan embriyoların tüp bebek yöntemiyle transferi sonucu kızını dünyaya getirdi. Rapti-Tzelepi'nin oğlunun ölümünden aylar sonra gerçekleşen doğum, embriyo dondurma sürelerine ilişkin yasal ve etik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Yunanistan'da ivf tedavisi gören kadın, 22 yıl boyunca saklanan embriyolarla hamile kaldı.
Oğlunun Ölümü ve Yeni Bir Umut
Christina Rapti-Tzelepi, oğlunu kaybettikten sonra derin bir yas sürecine girdi. Yıllar önce dondurulan embriyolarını kullanarak yeniden anne olma kararı aldı. 2024 yılında Atina'daki bir klinikte gerçekleştirilen tüp bebek transferi başarılı sonuçlandı ve Rapti-Tzelepi, 2025 yılının başlarında kızını kucağına aldı. Bu doğum, dünyada bilinen en uzun süre dondurulmuş embriyo ile gerçekleşen doğumlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Rapti-Tzelepi, "Oğlumu kaybettikten sonra hayata tutunmamı sağlayan şey, yıllar önce dondurduğumuz embriyoların hâlâ orada olmasıydı. Onu kaybettim ama bir parçası benimle yaşayacak" dedi. Kadının yaşı ve embriyonun dondurulma süresi, tıbbi açıdan nadir görülen bir durum. Uzmanlar, 22 yıl boyunca sıvı nitrojen tanklarında saklanan embriyoların canlılığını koruyabilmesinin teknolojik gelişmeler sayesinde mümkün olduğunu belirtiyor.
Yunanistan'da tüp bebek tedavisi ve embriyo dondurma işlemleri 2002 yılından bu yana yasal olarak düzenleniyor. Ancak embriyoların saklanma süresiyle ilgili net bir üst sınır bulunmuyor. Bu durum, uzun süreli dondurma işlemlerinin etik boyutunu tartışmaya açıyor. Bazı uzmanlar, embriyoların yıllarca bekletilmesinin miras, soybağı ve çocuğun psikolojik gelişimi açısından sorunlar yaratabileceğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yunanistan'da son yıllarda tüp bebek tedavilerine ilgi artıyor. Ülke, Avrupa'da doğurganlık oranının en düşük olduğu ülkelerden biri. 2023 verilerine göre Yunanistan'da kadın başına düşen çocuk sayısı 1,3 civarında. Bu nedenle hükümet, doğurganlığı teşvik edici politikalar geliştiriyor. 2024'te yürürlüğe giren bir yasa ile 52 yaşına kadar olan kadınlara tüp bebek tedavisi için devlet desteği sağlanıyor. Rapti-Tzelepi'nin 54 yaşında olması, yasanın sınırını aşan bir durum. Ancak kadının tedavisi özel bir klinikte gerçekleşti ve yasal boşluktan faydalandığı düşünülüyor.
Küresel ölçekte embriyo dondurma süreleri ülkeden ülkeye değişiyor. İngiltere'de embriyoların 10 yıl saklanmasına izin veriliyor; bazı durumlarda bu süre 55 yıla kadar uzatılabiliyor. ABD'de ise eyaletlere göre farklı düzenlemeler mevcut. Türkiye'de ise embriyo dondurma işlemi yalnızca tıbbi zorunluluk hallerinde ve en fazla 5 yıl süreyle yapılabiliyor. Rapti-Tzelepi'nin durumu, bu alandaki yasal çerçevenin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Uzmanlar, ileri yaşta anne olmanın risklerine dikkat çekiyor. 50 yaş üstü gebeliklerde preeklampsi, gestasyonel diyabet ve erken doğum riski artıyor. Ancak Rapti-Tzelepi'nin sağlık durumunun iyi olduğu ve bebeğin sağlıklı doğduğu bildirildi. Yunan basınına konuşan doktorlar, "Bu tıbbi bir başarı, ancak herkes için uygun bir yöntem değil" uyarısında bulundu.
Haber, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Bazı kullanıcılar Rapti-Tzelepi'yi tebrik ederken, bazıları etik kaygılarını dile getirdi. Özellikle çocuğun ileride annesini kaybetme ihtimali ve embriyonun genetik babasının kim olduğu soruları gündeme geldi. Rapti-Tzelepi, eşiyle birlikte 2004'te dondurdukları embriyoları kullandıklarını açıkladı. Eşinin de doğumda yanında olduğu öğrenildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yunanistan'da yaşanan bu gelişme, Türkiye'deki tüp bebek ve embriyo dondurma yasalarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye'de yalnızca evli çiftler tüp bebek tedavisi görebiliyor ve embriyo dondurma süresi 5 yıl ile sınırlı. Kadının yaşı ve embriyonun dondurulma süresi açısından Türkiye'de böyle bir doğum şu an yasal olarak mümkün değil. Ancak gelişen tıp teknolojisi ve değişen toplumsal talepler, yasal düzenlemelerin güncellenmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Ayrıca Türkiye'de de doğurganlık oranı düşüyor; bu tür haberler, ileri yaşta annelik ve embriyo hakları konusundaki tartışmaları alevlendirebilir. Komşu ülkedeki bu vaka, Türkiye için hem etik hem de hukuki bir referans olabilir.