LONDRA, 27 Eylül - İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Pazar günü yaptığı açıklamada, ülkenin sosyal bakım krizini çözmek için hazırladığı öneriyi bir sonraki genel seçimde sunacağını taahhüt etti. Burnham, bakımın kullanım noktasında ücretsiz olacağını ve maliyetin nüfusa yayılacağını belirtti.
Sosyal Bakım Krizinin Arka Planı
İngiltere'de sosyal bakım sistemi uzun süredir ciddi bir kriz içinde. Yaşlanan nüfus, artan bakım ihtiyacı ve yetersiz fonlama, sistemi sürdürülemez hale getirdi. Covid-19 salgını, bakım evlerindeki yüksek ölüm oranlarıyla bu krizi daha da derinleştirdi. Hükümetler yıllardır reform vaat ediyor ancak somut adımlar atılamıyor. Burnham'ın açıklaması, bu konuda bir dönüm noktası olabilir.
Başbakan Burnham, önerisinin detaylarını henüz paylaşmadı ancak bakımın "kullanım noktasında ücretsiz" olacağını söyledi. Bu, bakım hizmetlerinden yararlanan kişilerin doğrudan ödeme yapmayacağı anlamına geliyor. Maliyetin ise vergiler veya ulusal sigorta katkıları yoluyla nüfusa dağıtılması planlanıyor. Bu model, İskoçya'da halihazırda uygulanan kişisel bakımın ücretsiz sağlanması sistemine benziyor.
Burnham, reformun yalnızca yaşlı bakımını değil, engelli yetişkinler ve genç bakıcılar gibi grupları da kapsayacağını ima etti. Ayrıca, bakım sektöründe çalışanların ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı. Sektörde ciddi bir işgücü sıkıntısı yaşanıyor ve düşük ücretler nedeniyle birçok bakıcı işi bırakıyor.
Siyasi ve Ekonomik Boyut
Burnham'ın açıklaması, İngiltere'deki siyasi dengeler açısından önemli. Muhalefet partileri, özellikle İşçi Partisi, sosyal bakım reformunu uzun süredir gündemde tutuyor. Ancak iktidardaki Muhafazakâr Parti, vergi artışı anlamına gelecek geniş kapsamlı bir reformdan kaçınıyor. Burnham'ın bir sonraki seçimde bu kartı oynaması, seçmen nezdinde belirleyici olabilir. Ancak reformun maliyeti konusunda henüz net bir rakam verilmemesi, soru işaretleri yaratıyor.
Ekonomistler, sosyal bakımın ücretsiz hale getirilmesinin yılda milyarlarca sterlin ek kamu harcaması gerektireceğini belirtiyor. Bu maliyetin vergilerle karşılanması durumunda, orta ve yüksek gelirli kesimlerin daha fazla vergi ödemesi gerekebilir. Alternatif olarak, ulusal sigorta primlerinde artış da düşünülebilir. Burnham'ın "maliyetin nüfusa yayılacağı" ifadesi, herkesin gelirine göre katkı sağlayacağı bir sistemi işaret ediyor.
İş dünyası ve vergi mükellefleri, reformun ekonomik etkilerini yakından izliyor. Bakım sektörüne yapılacak yatırım, istihdam yaratabilir ve kadınların işgücüne katılımını artırabilir. Ancak vergi yükünün artması, özellikle küçük işletmeler üzerinde baskı oluşturabilir. Hükümetin dengeyi nasıl kuracağı merak konusu.
Küresel ve Avrupa Bağlamı
İngiltere'deki sosyal bakım tartışması, Avrupa'nın genelinde yaşanan bir sorunun parçası. Almanya, Fransa ve İskandinav ülkeleri de yaşlanan nüfus ve artan bakım maliyetleriyle mücadele ediyor. Almanya'da 1995'ten beri zorunlu bakım sigortası sistemi var. Japonya gibi ülkelerde ise 2000 yılında hayata geçirilen uzun vadeli bakım sigortası, benzer bir model sunuyor. İngiltere, bu ülkelerin deneyimlerinden ders çıkarabilir.
Brexit sonrası İngiltere, Avrupa Birliği'nden ayrılmış olsa da sosyal politikalar açısından Avrupa'daki gelişmeleri takip ediyor. Avrupa Birliği, üye ülkelerde bakım hizmetlerinin kalitesini ve erişilebilirliğini artırmak için çeşitli fonlar ve politikalar geliştiriyor. İngiltere'nin bu reformu, Avrupa'daki sosyal devlet anlayışının bir yansıması olarak görülebilir.
Ayrıca, küresel düzeyde bakım ekonomisi giderek önem kazanıyor. Dünya Sağlık Örgütü, bakım hizmetlerine yapılan yatırımın sağlık sonuçlarını iyileştirdiğini ve ekonomik büyümeye katkı sağladığını vurguluyor. İngiltere'nin atacağı adımlar, diğer ülkeler için de örnek teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki sosyal bakım reformu, doğrudan Türkiye'yi bağlamasa da küresel ve Avrupa düzeyinde önemli bir gelişme. Türkiye'de de yaşlanan nüfus ve artan bakım ihtiyacı giderek büyüyen bir sorun. İngiltere'nin bakımı ücretsiz hale getirme ve maliyeti topluma yayma yaklaşımı, Türkiye için bir model oluşturabilir. Ayrıca, İngiltere'deki reformun başarısı, Avrupa'daki sosyal politika tartışmalarını etkileyerek Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde dolaylı yansımalar yaratabilir. Türkiye, kendi sosyal bakım sistemini güçlendirmek için bu tür uluslararası deneyimlerden faydalanabilir.