Washington — Kuzey Karolina, New York, Kaliforniya ve Pennsylvania'nın da aralarında bulunduğu 21 eyalet ve birçok şehir, ABD Çevre Koruma Ajansı'na (EPA) karşı dava açarak, kömür ve doğal gazla çalışan elektrik santralleri için sera gazı emisyon standartlarının çoğunun yürürlükten kaldırılmasına itiraz etti. Dava, Trump yönetiminin iklim politikalarında geri adım olarak nitelendirilen düzenlemesine karşı açılan en kapsamlı hukuki itirazlardan biri olarak öne çıkıyor.
Düzenlemenin Arka Planı ve Yasal Süreç
ABD Çevre Koruma Ajansı, Temmuz 2024'te yayımladığı taslak düzenleme ile kömür ve doğal gaz santrallerinin sera gazı emisyonlarına ilişkin standartları büyük ölçüde gevşetmişti. Ajans, bu adımı "enerji güvenliği ve ekonomik rekabet gücünü artırma" gerekçesiyle savunurken, düzenlemenin nihai hali henüz yürürlüğe girmedi. Ancak eyaletler, EPA'nın bu yöndeki niyetinin dahi iklim kriziyle mücadelede ciddi bir geri adım olduğunu ve yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu belirtiyor.
Dava, eyaletlerin başsavcıları aracılığıyla açıldı. New York Başsavcısı Letitia James, yaptığı yazılı açıklamada, "İklim değişikliği var olan bir tehdit ve federal hükümetin bu tehdide karşı harekete geçme yükümlülüğü var. EPA'nın bu sorumluluğu görmezden gelmesine izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Kaliforniya Başsavcısı Rob Bonta ise düzenlemenin "ülkenin en kirli enerji kaynaklarını kayırmak" anlamına geldiğini söyledi.
Dava dilekçesinde, EPA'nın Temiz Hava Yasası kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği ve sera gazlarının insan sağlığı ve çevre üzerindeki zararlı etkilerini göz ardı ettiği vurgulanıyor. Ayrıca, düzenlemenin bilimsel verilere dayanmadığı ve keyfi olduğu öne sürülüyor. Eyaletler, mahkemeden düzenlemenin yürürlüğünü durdurma talebinde bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu hukuki mücadele, ABD'de iklim politikalarının ne kadar kutuplaştığını gözler önüne seriyor. Demokrat Parti'nin güçlü olduğu eyaletler, federal hükümetin iklim karşıtı politikalarına karşı yargı yolunu kullanarak direniyor. Öte yandan, dava aynı zamanda uluslararası iklim taahhütlerini de doğrudan etkiliyor. ABD, Paris Anlaşması kapsamında sera gazı emisyonlarını 2030'a kadar yarıya indirme sözü vermişti. Bu tür düzenlemelerin iptali, hedefe ulaşmayı zorlaştırabilir.
Uzmanlar, davanın sonucunun diğer ülkelerin iklim politikalarını da etkileyebileceğini belirtiyor. Zira ABD, küresel emisyonların yaklaşık %13'ünü oluşturuyor ve elektrik üretimi bu emisyonların önemli bir kısmını teşkil ediyor. Eğer EPA'nın düzenlemesi mahkeme tarafından durdurulursa, bu, iklim aktivistleri ve çevre örgütleri için önemli bir zafer olacak. Aksi halde, diğer ülkelerin de benzer şekilde geri adım atması riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin iklim ve enerji politikaları açısından dolaylı ancak önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Paris Anlaşması'nı 2021'de onaylayarak 2053 net sıfır emisyon hedefi belirlemişti. ABD'nin iklim taahhütlerinden geri adım atması, küresel iklim diplomasisinde bir boşluk yaratabilir ve Türkiye gibi ülkelerin yeşil dönüşüm için ihtiyaç duyduğu uluslararası finansman ve teknoloji transferini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin kömür ve doğal gaz santrallerine yönelik esnek tutumu, uluslararası karbon fiyatlandırması ve sınırda karbon düzenlemeleri konusunda belirsizlik yaratabilir. Türkiye'nin ihracatında önemli paya sahip AB'nin Yeşil Mutabakat kapsamındaki karbon sınır düzenlemesi, ABD'nin bu tavrından bağımsız ilerlese de, küresel iklim rejimindeki zayıflama Türkiye'nin yeşil dönüşüm çabalarını yavaşlatabilir. Bu nedenle Türkiye, iklim politikalarında kararlılığını sürdürerek hem çevresel hem de ekonomik riskleri yönetmelidir.