Pulitzer ödüllü yazar Liaquat Ahamed, yeni kitabı 1873: Rothschild'ler, İlk Büyük Buhran ve Modern Dünyanın İnşası ile Büyük Buhran ve 2008 finans krizinden çok önce yaşanan ilk gerçek küresel finans çöküşünü mercek altına alıyor. 1873'te Viyana Borsası'nın çöküşüyle tetiklenen ve dünya genelinde yankılanan kriz, modern finansal sistemin doğuşunu ve Rothschild ailesinin bu süreçteki belirleyici rolünü gözler önüne seriyor.
1873 Krizi'nin Arka Planı
19. yüzyılın ikinci yarısında sanayileşme ve demiryolu yatırımlarıyla beslenen küresel bir ekonomik genişleme yaşanıyordu. Avrupa ve Amerika'da demiryolu inşaatları, yeni bankaların ve yatırım şirketlerinin doğmasına yol açtı. Bu dönemde Rothschild ailesi, Avrupa'nın en güçlü finans hanedanı olarak devlet tahvilleri ve altyapı projelerinde kilit bir aktördü. Ancak 1873 Mayıs'ında Viyana Borsası'nda başlayan panik, kısa sürede diğer Avrupa borsalarına ve ABD'ye yayıldı. Demiryolu şirketlerinin iflasları, banka çöküşleri ve kredi daralması, uzun süreli bir ekonomik durgunluğa neden oldu.
Ahamed, kitabında krizin sadece bir finansal olay olmadığını, aynı zamanda modern merkez bankacılığının ve uluslararası finansal mimarinin şekillenmesinde bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor. Rothschild'lerin kriz sırasında oynadığı rol, hem kurtarıcı hem de krizin kışkırtıcısı olarak tartışılıyor. Aile, Avrupa hükümetlerine borç vererek ve demiryolu projelerini finanse ederek büyük servet elde etmişti; ancak kriz patlak verdiğinde, bu yatırımların çöküşü finansal sistemi derinden sarstı.
Krizin ardından birçok ülke, bankacılık sektörünü düzenlemek ve merkez bankalarının rolünü güçlendirmek için adımlar attı. ABD'de 1913'te kurulan Federal Rezerv'in temelleri, 1873 krizinin yarattığı istikrarsızlık ortamında atıldı. Avrupa'da ise altın standardına bağlılık, krizin yayılmasını hızlandıran bir faktör olarak öne çıktı.
Küresel ve Bölgesel Boyut
1873 krizi, küreselleşmenin ilk dalgasında finansal bulaşıcılığın çarpıcı bir örneğini sunuyor. O dönemde sermaye hareketleri serbestti ve ülkeler arası finansal bağlantılar güçlüydü. Viyana'da başlayan bir şok, Londra, Paris, New York ve hatta Osmanlı İmparatorluğu'nu bile etkiledi. Osmanlı Devleti, 1875'te dış borçlarını ödeyemeyeceğini açıklayarak moratoryum ilan etti; bu gelişme, Avrupa'nın Osmanlı'ya yönelik finansal denetimini artırmasına ve Düyun-u Umumiye İdaresi'nin kurulmasına giden yolu açtı.
Kriz, aynı zamanda modern anlamda ilk küresel resesyon olarak nitelendiriliyor. 1873-1879 arası dönemde fiyatlar genel düzeyde düştü, işsizlik arttı ve birçok ülke deflasyonla mücadele etti. Bu dönem, ekonomik düşüncenin evriminde de etkili oldu; klasik liberalizmin sorgulanmasına ve devletin ekonomide daha aktif rol alması gerektiği fikrinin güçlenmesine yol açtı.
Rothschild ailesi, kriz sonrasında da finansal gücünü korudu ancak itibarı zarar gördü. Ailenin krizdeki rolü, anti-semitik komplo teorilerinin yayılmasına da zemin hazırladı. Ahamed, kitabında bu algıyı ve Rothschild'lerin gerçek konumunu objektif bir şekilde ele alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
1873 krizi, Osmanlı İmparatorluğu'nu doğrudan etkileyerek dış borç krizine ve mali bağımsızlığın kaybına yol açtı. Bugün Türkiye, küresel finansal dalgalanmalara karşı daha dirençli bir ekonomi inşa etmeye çalışsa da, dış borçluluk ve cari açık gibi yapısal sorunlar devam ediyor. 1873'ten çıkarılacak ders, küresel sermaye hareketlerinin yarattığı risklere karşı ihtiyatlı olmak ve mali disiplini korumaktır. Ayrıca, Osmanlı'nın yaşadığı deneyim, Türkiye'nin uluslararası finans kuruluşlarıyla ilişkilerinde bağımsız politika izlemesinin önemini hatırlatıyor. Küresel bir kriz anında, finansal bulaşıcılık riski hala geçerli; Türkiye'nin bu tür şoklara karşı hazırlıklı olması gerekiyor.