Avrupa Birliği'nde bütçe tartışmaları kızışıyor. İtalya ve Romanya'nın öncülüğünde 17 üye ülke, AB'nin 2028-2034 dönemi için planladığı bütçe kesintilerine karşı bir araya gelerek ortak bir bildiri yayınladı. Ülke temsilcileri, tarım ve bölgesel kalkınma fonlarında yapılması planlanan kesintilerin Birliğin temel politikalarını ve dayanışma ilkesini zayıflatacağı uyarısında bulundu. Bildiriye göre, söz konusu fonlar AB bütçesinin yaklaşık üçte birini oluşturuyor ve birçok üye ülke için hayati önem taşıyor. Avrupa Komisyonu'nun henüz resmi bir teklif sunmamasına rağmen, bazı üye ülkelerin savunma harcamalarını artırma ve yeni önceliklere kaynak ayırma baskısı, tarım ve bölgesel fonlarda kesinti yapılması olasılığını gündeme getirdi. Bu gelişme, AB'nin gelecekteki mali çerçevesi üzerinde ciddi bir mücadelenin habercisi.
Bütçe Kesintilerinin Arka Planı
Avrupa Birliği'nin çok yıllı mali çerçevesi (MFF), Birliğin yedi yıllık harcama planını belirliyor. Mevcut plan 2021-2027 dönemini kapsıyor ve pandemi sonrası ekonomik toparlanma fonu NextGenerationEU ile birlikte yaklaşık 2 trilyon euroyu aşan bir bütçeye sahip. Ancak 2028 sonrası için hazırlıklar başladı. Avrupa Komisyonu, önümüzdeki yıl içinde yeni bütçe teklifini sunmayı planlıyor. Tarım ve bölgesel fonlar, AB bütçesinin en büyük kalemlerini oluşturuyor: Ortak Tarım Politikası (CAP) yaklaşık 387 milyar euro, bölgesel kalkınma fonları ise 330 milyar euro civarında. Bu fonlar, özellikle İtalya, İspanya, Polonya, Romanya gibi ülkeler için kritik öneme sahip. Son yıllarda Ukrayna savaşı, enerji krizi ve savunma harcamalarındaki artış, AB bütçesi üzerinde ek yük oluşturdu. Bazı üye ülkeler, bu yeni önceliklere kaynak yaratmak için tarım ve bölgesel fonlardan kesinti yapılmasını savunuyor. Ancak karşıt görüşteki ülkeler, bu fonların kırsal kalkınma ve ekonomik yakınsama için vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.
İtalya ve Romanya'nın liderliğinde yayınlanan ortak bildiriye imza atan ülkeler arasında İspanya, Polonya, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, Çekya, Slovakya, Slovenya, Hırvatistan, Bulgaristan, Litvanya, Letonya, Estonya, Malta ve Kıbrıs Rum Yönetimi yer alıyor. Bu ülkelerin çoğu, AB'nin yapısal fonlarından net fayda sağlayan ülkeler. Bildiride, "tarım ve uyum politikalarının AB'nin temel taşları olduğu ve bunların yeterli şekilde finanse edilmesi gerektiği" ifade ediliyor. Ayrıca, kesintilerin "AB'nin iklim hedefleri ve yeşil dönüşümüyle çelişeceği" uyarısı yapılıyor. Zira bu fonlar, çiftçilere çevre dostu uygulamalar için destek sağlıyor ve bölgesel kalkınma projeleri yeşil yatırımları teşvik ediyor. Karşı cephede ise Almanya, Hollanda, İsveç, Danimarka gibi net katkı sağlayan ülkelerin bütçe disiplini ve yeni önceliklere kaynak aktarılması konusunda ısrarcı olması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB bütçesi sadece Birliğin iç işleyişiyle sınırlı değil; aynı zamanda küresel jeopolitik dengeleri de etkiliyor. Tarım ve bölgesel fonlar, AB'nin genişleme politikası ve komşu ülkelerle ilişkilerinde önemli bir araç. Özellikle Batı Balkanlar ve Türkiye gibi aday ülkeler için Katılım Öncesi Mali Yardım (IPA) fonları, bu bütçenin bir parçası. Kesintiler, AB'nin genişleme sürecini ve bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, AB'nin iklim hedefleri doğrultusunda tarım fonlarının yeşil dönüşümü desteklemesi bekleniyor; kesintiye gidilmesi halinde bu hedeflere ulaşmak zorlaşabilir. Ukrayna'nın yeniden inşası ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesi gibi yeni öncelikler, AB bütçesi üzerinde baskı oluşturuyor. Bu durum, üye ülkeler arasında dayanışma ve ortak çıkar dengesini zorluyor. AB'nin bütçe müzakereleri, aynı zamanda Birliğin gelecekteki siyasi yönelimi hakkında da ipuçları veriyor: Daha fazla entegrasyon mu, yoksa ulusal çıkarların ön planda olduğu bir yaklaşım mı? 17 ülkenin ortak duruşu, bu tartışmada önemli bir blok oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB bütçesinde tarım ve bölgesel fonlara yapılacak kesintiler, Türkiye'yi iki açıdan yakından ilgilendiriyor. Birincisi, Türkiye bir AB aday ülkesi olarak Katılım Öncesi Mali Yardım (IPA) fonlarından yararlanıyor. Bu fonlardaki olası azalma, Türkiye'nin AB'ye uyum sürecindeki projelerini ve kırsal kalkınma desteklerini olumsuz etkileyebilir. İkincisi, AB'nin tarım politikalarındaki değişim, Türkiye'nin tarımsal ihracatını ve rekabet gücünü dolaylı olarak etkileyebilir. AB pazarına yönelik tarım ürünleri ihracatında olası bir daralma, Türk çiftçisi ve gıda sanayisi için risk oluşturuyor. Ayrıca, AB'nin bölgesel fonlarındaki kesintiler, Türkiye'nin sınır komşusu olduğu Balkanlar ve Orta Doğu'da istikrarı etkileyebilir; bu bölgelerdeki ekonomik kalkınma projeleri AB fonlarıyla destekleniyor. Türkiye, AB bütçe müzakerelerini yakından takip ederek, kendi çıkarlarını korumak için diplomatik girişimlerde bulunmalı. Uzun vadede, AB'nin içe kapanma eğilimi, Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.