Avusturya'nın öncülüğünde 11 Avrupa Birliği üyesi ülke, Brüksel'e ortak bir çağrıda bulunarak, mevcut yasalar tam olarak uygulanmadan yeni yasama önerilerinin sunulmamasını istedi. Avusturya Avrupa Bakanı Karoline Edtstadler, "Mevcut kurallar tam olarak uygulanmamışken yeni yasama önerileri sunmaya devam edemeyiz" diyerek bloğun aşırı düzenleme ve bürokrasi yüküne dikkat çekti. Bu girişim, AB içinde "daha iyi düzenleme" ve "subsidiarite" tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Girişimin Arka Planı ve Katılımcı Ülkeler
Avusturya'nın yanı sıra Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Estonya, Letonya, Litvanya, Çekya, Slovakya, Slovenya ve İsveç'in de aralarında bulunduğu 11 ülke, Avrupa Komisyonu'na hitaben bir ortak bildiri kaleme aldı. Bildiride, özellikle çevre, dijital ve tarım alanlarındaki mevcut AB mevzuatının uygulanmasında ciddi gecikmeler yaşandığı vurgulandı. Ülkeler, Komisyon'un yeni yasama teklifleri hazırlamadan önce mevcut yasaların etki analizlerini gözden geçirmesi ve uygulama açıklarını kapatması gerektiğini savunuyor.
Bu girişim, Avrupa Birliği'nin genişleme süreci ve kurumsal reform tartışmalarıyla aynı döneme denk geliyor. Özellikle Ukrayna, Moldova ve Batı Balkan ülkelerinin üyelik perspektifi, AB'nin mevcut işleyişini sorgulamasına neden oluyor. Reform yanlısı ülkeler, yeni üyeler almadan önce birliğin karar alma mekanizmalarını ve yasama süreçlerini daha verimli hale getirmesi gerektiğini düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB içindeki bu tartışma, küresel ölçekte de yankı buluyor. ABD ve Çin gibi büyük ekonomiler, düzenleyici reformlara ve dijital teknolojilere yönelik yasalarını hızla güncellerken, AB'nin aşırı düzenleme nedeniyle rekabet gücünü kaybettiği eleştirileri sıkça dile getiriliyor. Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu (BusinessEurope) da benzer şekilde, yeni yasalar yerine mevcut yasaların uygulanmasına odaklanılması gerektiğini savunuyor.
Öte yandan, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, görev süresinin başında "daha az ama daha etkili" yasama sözü vermişti. Ancak son dönemde Yeşil Mutabakat, dijital hizmetler yasası ve yapay zeka düzenlemeleri gibi kapsamlı paketlerin ardı ardına gelmesi, üye ülkelerde uygulama kapasitesi endişelerini artırdı. 11 ülkenin çağrısı, bu endişelerin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB'ye aday ülke olarak müzakere sürecinde AB mevzuatına uyum sağlamakla yükümlü. Ancak son yıllarda müzakere başlıklarının dondurulması ve siyasi engeller nedeniyle uyum süreci yavaşladı. 11 ülkenin yeni yasaların askıya alınması çağrısı, AB'nin kendi içinde bir "genişleme yorgunluğu" ve "düzenleme yorgunluğu" yaşadığını gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde önümüzdeki dönemde daha esnek ve pragmatik bir yaklaşım benimsenebileceğine işaret ediyor. Ayrıca, AB'nin düzenleyici yükünü hafifletme çabası, Türkiye'nin ihracat ve ticaretinde önemli bir pazar olan AB ile uyum maliyetlerini de etkileyebilir. Türkiye, AB'nin iç reform tartışmalarını yakından izleyerek kendi pozisyonunu buna göre ayarlamalı.